Futbol bazen sahada oynanır, bazen de zihinlerde. İşte tam da böyle bir dönemin içindeyiz. Ligin son virajına girilmiş, her puanın altın değerinde olduğu haftalarda yaşananlar ister istemez şu soruyu akıllara getiriyor: Bu yaşananlar gerçekten tesadüf mü, yoksa algı mı?
Antalya–Alanya maçında yaşananlar sıradan bir istatistik olarak geçiştirilecek gibi değil. Alanyaspor cephesinde sarı kart sınırındaki 4 oyuncunun birden kart görmesi… Üstelik bu oyuncular takımın bel kemiği; savunmanın sigortası, orta sahadaki denge unsuru. Ve hepsi kritik maç öncesi cezalı duruma düşüyor.
Şimdi soralım: Bu bir rastlantı mı?
Futbolun doğasında kartlar vardır, hatalar vardır. Ancak böylesine kritik bir eşikte, bu kadar stratejik oyuncuların aynı anda cezalı duruma düşmesi “milyonda bir ihtimal” diye geçiştirilecek bir konu değil. Hakem mi abarttı? Oyuncular mı kontrolünü kaybetti? Yoksa futbolun görünmeyen psikolojisi mi devreye girdi? Cevap net değil… ama şüphe büyük.
Öte yandan medya cephesinde de farklı bir senaryo yazılıyor. TRT Spor ve A Spor yorumcularının özellikle Antalyaspor üzerine dikkat çekmesi, “risk altında” vurgusu yapması…
Oysa tabloya baktığımızda gerçekler bambaşka:
Antalyaspor; Gençlerbirliği, Eyüpspor ve Kasımpaşa karşısında ikili averajda üstün. Üçlü, dörtlü averaj hesaplarında da en avantajlı ekiplerden biri. Sadece Kayserispor karşısında geride.
Peki o zaman neden sürekli Antalyaspor işaret ediliyor?
Çünkü asıl soru şu: Antalyaspor, Kocaelispor maçını kazanabilecek mi?
Eğer kazanırsa… işte o zaman tüm hesaplar değişir. O zaman gözler bir anda diğer maçlara döner:
Trabzonspor – Gençlerbirliği
Alanyaspor – Kayserispor
Eyüpspor – Fenerbahçe
Kasımpaşa – Galatasaray
Bu maçların hangisinde sürpriz olmaz diyebiliriz? Sezon boyunca defalarca gördük; “kesin” denilen maçlar en büyük hayal kırıklıklarına sahne oldu.
Ama asıl mesele şu…
Türkiye’de futbol sadece sahada oynanmıyor. Algı, en az skor kadar etkili. Son haftalara geride giren takımların üzerine “düşer” etiketi yapıştırılır. O algı büyür, yayılır, oyuncunun zihnine kadar girer. Ve çoğu zaman o algı, gerçeğe dönüşür.
İşte en tehlikeli nokta burası.
Antalyaspor üzerinden yaratılmak istenen şey bir ihtimal değil, bir psikoloji olabilir. “Düşebilir” söylemi, zamanla “düşecek” algısına dönüşürse, işte o zaman sahadaki mücadele ikinci plana düşer.
Benim görüşüm net:
Bu ligde düşecek takımı sadece fikstür değil, mental güç belirleyecek. İsimler değil, direnç kazanacak.
Ve açık konuşalım…
Bu hikâyenin sonunda sürpriz olacaksa, o sürpriz sonuçlardan değil, algıyı yıkan takımlardan çıkacak.
Çünkü bazen futbolun en büyük galibi, sahada değil kafada kazanan olur.
Son olarak şunu söylemek istiyorum, Gençlerbirliği’nin yeni Teknik Direktörü Metin Diyadin nereli biliyormusunuz kcaman harflerle yazıyorum, TRABZON’lu. Yani anlayan anladı diye düşünüyorum. Ama herşeye rağmen benim güzel memleketim Antalya düşmeyecek. Kardeş Kocaeli’ye selam olsun sizde bunu anladınız mı?. Anlayan anladı galiba..
