Aysu DURSUN/ANTALYA, (Antalya Olay) – BİRLEŞMİŞ Milletler Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi’nin (UNCCD) COP17 süreci çerçevesinde düzenlenen ‘İpek Yolu Kervanı’, mera ve çayır ekosistemlerinin korunmasına dikkat çekmek amacıyla Antalya’da tanıtıldı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Hasan Suver, “Sağlıklı arazi, sağlıklı gıdanın temelidir” ifadelerini kullandı.
UNCCD’nin 17’nci Taraflar Konferansı (COP17) kapsamında düzenlenen ‘İpek Yolu Kervanı’ etkinliği, mera ve çayır ekosistemlerinin korunması konusuna odaklandı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın koordinasyonunda gerçekleştirilen bu kervan yolculuğu, Türkiye’den başlayarak COP17’nin düzenleneceği Moğolistan’ın başkenti Ulanbator’da sona erecek. 2026 yılının ‘Uluslararası Mera ve Pastoralistler Yılı’ ilan edilmesiyle birlikte hazırlanan bu program, meraların korunması, pastoralist yaşam kültürü ve sürdürülebilir arazi yönetimi konularında küresel farkındalık oluşturmayı amaçlıyor.
Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü’nün öncülüğünde, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın iş birliğiyle kapsamlı hazırlık çalışmaları yürütüldü. Programın açılışı Antalya’nın Kundu bölgesinde gerçekleştirildi ve bu etkinliğe Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Hasan Suver ile Birleşmiş Milletler nezdinde üst düzey temsilciler katıldı. UNCCD İcra Direktörü Yasmine Fouad’ın da yer aldığı programda, mera ve çayır ekosistemlerinin iklim değişikliğiyle mücadeledeki rolüne vurgu yapıldı.
Bakan Yardımcısı Hasan Suver, etkinlikte yaptığı konuşmada, katılımcıları Antalya’da ağırlamaktan memnuniyet duyduğunu belirtti. Suver, “Bugün burada 2026 Uluslararası Mera ve Pastoralistler Yılı çerçevesinde hayata geçirilen İpek Yolu yolculuğu girişimi dolayısıyla bulunuyoruz. Bu girişim, mera ve çayır ekosistemlerinin korunması, pastoralist yaşamın görünürlüğünün artırılması ve sürdürülebilir arazi yönetiminin güçlendirilmesi açısından son derece değerlidir” dedi. Türkiye’den başlayıp Moğolistan’a uzanacak olan bu yolculuğun güçlü bir farkındalık hareketi olduğunu vurgulayan Suver, “Meraların korunması, pastoralist yaşamın sürdürülebilirliği ve arazi yönetiminde bütüncül yaklaşımların teşvik edilmesi adına önemli bir farkındalık yaratmayı amaçlıyoruz” şeklinde konuştu.
2026’nın ‘Uluslararası Mera ve Pastoralistler Yılı’ olarak ilan edilmesinin, mera ve çayır ekosistemlerinin küresel ölçekte yeniden önceliklendirilmesi açısından kritik bir dönüm noktası olduğunu belirten Suver, “UNCCD COP17’nin ana gündem maddelerinden biri de mera ekosistemlerinin korunması, kuraklığa dayanıklı arazi yönetimi ve pastoralist yaşamın desteklenmesidir. Bu durum, sağlıklı arazi ile sağlıklı gıda arasında güçlü bir bağ olduğunu da gösteriyor. Toprağın, meraların ve ekosistemlerin sürdürülebilirliği, gıda güvenliği, kırsal refah ve iklim dayanıklılığı ile doğrudan ilişkilidir” değerlendirmesinde bulundu.
İpek Yolu’nun tarih boyunca sadece ticaret değil; kültürlerin ve doğayla uyumlu yaşam biçimlerinin de taşındığı önemli bir medeniyet hattı olduğunu ifade eden Suver, “Bugün bu kadim güzergahı çevresel farkındalık ekseninde yeniden ele almak son derece anlamlıdır. 6 Mayıs’ta Erzurum’da başlayıp, Malatya ve Gaziantep üzerinden Antalya’ya ulaşan bu yolculuk, ülkemizin farklı coğrafyalarında mera ekosistemlerinin taşıdığı değeri gözler önüne sermektedir. İpek Yolu Kervanı ekibinin Erzurum’dan başlayıp Antalya’nın sıcak iklimine uzanan bu yolculuğu, doğal çeşitliliğimizin ve mera varlığımızın zenginliğini de ortaya koymaktadır” dedi.
Kervan boyunca gerçekleştirilen saha ziyaretleri, çekimler ve yerel halkla yapılan görüşmelerle mera ekosistemlerinin yalnızca doğal kaynak değil; ayrıca kültürel, ekonomik dayanıklılığın ve toplumsal sürdürülebilirliğin de önemli bir parçası olduğu ortaya konuldu. Suver, bu projenin sonunda hazırlanacak olan ‘Sürü nereye gidiyor?’ belgeselinin de bu mesajı geniş kitlelere ulaştıracağını dile getirdi. Suver, “Moğolistan’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilecek UNCCD COP17’nin, arazi restorasyonu, mera yönetimi, kuraklıkla mücadele ve pastoralist toplulukların güçlendirilmesi alanlarında somut ışıklar ortaya koymasını umuyoruz. Türkiye olarak sürdürülebilir arazi yönetimi ve arazi restorasyonu konularındaki tecrübelerimizi uluslararası iş birlikleri ile desteklemeye devam edeceğiz. Bu önemli girişime katkı sağlayan başta UNCCD olmak üzere tüm kurum ve paydaşlara teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.



