Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Başkent Öğretmenevi’nde gerçekleştirilen ‘Anadolu Mektebi 15’inci Çalıştayı’nın kapanış programında önemli açıklamalarda bulundu. Burada yaptığı konuşmada, medeniyetlerin temelinin ilim kavramı olduğunu vurgulayan Yılmaz, ilmin anlaşılma biçiminin kritik bir öneme sahip olduğunu ifade etti. “Bilimsel ve teknolojik ilerlemeyi sadece bu çerçevede değerlendirmek, gerçek anlamda bir kavrayış sağlamaz. Bilim ve teknoloji elbette önemli, ancak yalnızca bunların gelişimi yeterli değildir” dedi.
Yılmaz, geçmişte ve günümüzde yaşanan olayların, bilim ve teknolojinin tek başına insanlığa yarar sağlamadığını açıkça gösterdiğini belirtti. Ahlak, hukuk, merhamet ve adaletle desteklenmeyen bir bilimsel gelişimin, insanlığı daha da yıkıcı bir hale getirebileceğine dikkat çekti. “Bilimsel ve teknolojik ilerlemeleri gerçekleştirmemiz gerekir, ancak bunları insani değerlerle bir araya getirmeliyiz. Aksi takdirde mevcut sorunlar devam edecektir” şeklinde konuştu.

‘İLİMDEN, BİLGİDEN KOPUK BİR MUHALEFETLE BİR YERE GİDEMEYİZ’
Cevdet Yılmaz, muhalefetin bilgi ve bilimden yoksun olmasının, dünya genelinde zulümlerin devam etmesine katkı sağladığını ifade etti. “Ahlaktan ve insanlıktan kopuk bir bilimsel yaklaşım, ya da ilimden uzak bir muhalefetle bir yere varamayız. Gerçek anlamda ilmi bir perspektifle hareket etmemiz gerekiyor. Bilgi, toplumsal ve bireysel yaşamımızın merkezine yerleşmelidir” dedi. Anadolu Mektebi’nin bu konudaki çabalarını önemli bulduğunu da sözlerine ekledi.
Cevdet Yılmaz, günümüzün farklı bir dönemden geçtiğini belirterek, eski düzenin büyük ölçüde zayıfladığını, ancak yeni bir düzenin henüz oluşmadığını kaydetti. “Bu geçiş dönemleri insanlık tarihinde en tehlikeli zamanlardır” ifadelerini kullandı.

‘HEM GÜÇLÜ HEM DE HAKLI OLACAĞIZ’
Yılmaz, İtalyan düşünür Antonio Gramsci’nin “Eski dünya ölüyor, yenisi bir türlü doğamıyor; şimdi canavarlar zamanı” sözünü hatırlatarak, geçiş dönemlerinin risk ve belirsizliklerle dolu olduğunu belirtti. “Bu dönemler, güç siyasetinin ön plana çıktığı, insanlığın büyük bedeller ödediği zamanlardır. Ancak doğru stratejiler geliştirenler, bu tür dönemlerde farklı bir konuma gelebilirler” diye ekledi.
Yılmaz, Türkiye Cumhuriyeti olarak medeniyet birikimleriyle birlikte hem güçlü hem de haklı olma iddialarını dile getirdi. “Güçlü olmak tek başına yeterli değildir. Hem güçlü hem de haklı olmalıyız. Haklı olmayan bir gücün sürdürülebilir olmayacağını biliyoruz” açıklamalarında bulundu.




