IFALPA’nın 80. Konferansı, 51 ülkeden 305 pilotun katılımıyla İstanbul’da gerçekleştirildi. Bu etkinlikte, havacılık sektörünün mevcut durumu ve geleceği detaylı bir şekilde ele alındı. 26 Nisan’a kadar sürecek olan konferans, Türk sivil havacılığının gelişimi, pilotlara özel pasaport verilmesi gibi konuların yanı sıra, havacılık sektörüne özgü yeni bir iş kanununun oluşturulması ve pilotlar için fiili hizmet süresi zammına ilişkin düzenlemeleri de gündeme getirdi. Bu meseleler, sadece çalışma koşullarını değil, aynı zamanda operasyonel verimliliği, ekip planlama esnekliğini ve sektördeki deneyimli insan kaynağının korunmasını da kapsıyor.
‘PİLOTLARIN SESİNİN DUYULMASI VE KORUNMASI ÖNEMLİ’
Konferansın açılış konuşmalarının ardından basın mensuplarıyla bir araya gelen TALPA Başkanı Kaptan Pilot Okan Üreksoy, “IFALPA 2026’nın merkezinde yer alan kavramlardan biri olan ‘Pozitif emniyet kültürü’, modern havacılığın en kritik unsurlarından biridir. Pozitif emniyet kültürü; açık iletişimin olduğu, raporlamanın teşvik edildiği, hatalardan öğrenilen ve cezalandırmanın değil gelişimin esas alındığı bir anlayışı ifade eder. Bu kültürün en önemli şartı ise sistemin içindeki tüm paydaşların, özellikle de pilotların sesinin duyulması ve korunmasıdır” dedi.
‘PİLOTLAR İÇİN KÜRESEL VE UYUMLU ÇALIŞMA DÜZENLENMELİ’
Toplantıda söz alan IFALPA Başkanı Kaptan Pilot Ron Hay, “Havayolu pilotları, mesleklerini korumak amacıyla oluşturulmuş yasal çerçevelere tam olarak uymayan bir meslek dalında çalışıyorlar. Diğer pek çok çalışanın aksine, pilotlar tek bir yerde, tek bir sistem altında veya önceden tahmin edilebilir saatlerde görev yapmazlar. Bir görev günü İstanbul’da başlayıp başka bir kıtada sona erebilir, zaman dilimlerini aşabilir ve insan fizyolojik sınırlarını zorlayabilir. Bugün pilotlar, birlikte çalışmak üzere asla tam olarak tasarlanmamış iki sistem tarafından yönetiliyor; havacılık güvenliği düzenlemeleri ve çalışma süresi ile dinlenmeye dair iş kanunları. Her iki alan da önemli olmakla birlikte, her zaman uyumlu değildir” diye belirtti.
HAVACILIĞIN SINIRLARI YOKTUR
Havacılığın dünyayı bir araya getirdiği kadar, ulusal ve bölgesel sistemler arasındaki farklılıkları da ortaya koyduğuna dikkat çeken Hay, “Bu farklılıklar, standartları yükseltmek yerine çalışanlara karşı yükümlülükleri azaltmak için kullanıldığında, eşit olmayan koruma, yasal belirsizlik ve çalışma koşulları üzerinde artan baskıya neden olmaktadır. Pilotlar, havayolları ve düzenleyiciler, parçalanmış ve belirsiz yasal çerçeveler içinde faaliyet göstermek zorunda kalmamalıdır. Düzenleyiciler, tutarlı kurallar sağlamalı ve güvenlik ile işgücü düzenlemeleri arasındaki boşlukları kapatmalıdır. Havacılığın sınırları yoktur ve düzenleyici çerçevelerimiz bu gerçekliğe uygun olarak tasarlanmalıdır” ifadelerini kullandı.



