İslam Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları Birliği (İDSB) ve Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı (TGTV), Suriye’de gerçekleştirdikleri saha ziyaretine dair bulgularını aktarabilmek amacıyla TÜGVA Genel Merkezi’nde ‘Suriye: İnsani Yardımdan İnsani Kalkınmaya’ başlıklı bir basın toplantısı düzenledi. Toplantıda, İDSB Genel Sekreteri Eyüp Akbal, heyetin 13-16 Nisan tarihleri arasında Şam, Halep, Humus ve Der’a’da gerçekleştirdiği temaslarla; insani yardımdan sürdürülebilir kalkınmaya geçiş süreci, altyapı, eğitim, sağlık ve istihdam konularındaki ihtiyaçlar ile sivil toplum iş birlikleri üzerine değerlendirmelerde bulundu. Toplantıya, İDSB Genel Sekreteri Eyüp Akbal, TGTV Kurucular Kurulu Başkanı Hamza Akbulut, TGTV Başkanı İsmail Tuğrul, çeşitli STK temsilcileri ve medya mensupları katıldı. Ayrıca, İDSB üyesi sivil toplum kuruluşlarının Suriye’nin yeniden inşasına yönelik projeleri, 2027 ‘Çadırsız Suriye’ hedefi ve Türkiye-Suriye iş birliği alanlarına dair kamuoyunu bilgilendirme amaçlandı.

‘MESELEYİ ORTAK DİNİ İNANCIMIZIN BİR PARÇASI OLARAK GÖRMEKTEYİZ’
İDSB Genel Sekreteri Eyüp Akbal, “Suriye bugün ağır bir yıkım ve insani krizden çıkmaya çalışan, yeniden inşa ve kalkınma aşamasında bulunan, fakat altyapı, istihdam ve güvenlik sorunları nedeniyle kırılgan bir geçiş süreci yaşayan bir ülke görünümündedir. Türkiye ile Suriye arasındaki ilişki sadece iki komşu ülke arasındaki ilişki değildir. Bu ilişki tarihi, kültürel, insani ve toplumsal bağlarla örülmüş derin bir yakınlığa dayanmaktadır. Dolayısıyla Suriye’ye bakarken meseleyi yalnızca siyasi ya da diplomatik bir başlık olarak değil; ortak dini inancımızın, tarihimizin, vicdanımızın ve sorumluluğumuzun bir parçası olarak görmekteyiz. Saha temaslarımız sırasında bu kardeşlik ve ortak medeniyet vurgusunun muhataplarımız tarafından da güçlü bir şekilde dile getirildiğine şahit olduk. Bu ziyaretin temel amacı, sahadaki durumu yerinde görmek, ihtiyaçları doğrudan muhataplarımızdan dinlemek ve sivil toplumun gelecekteki rolünü daha sağlam bir zeminde değerlendirmekti” ifadelerini kullandı.
‘MESELE YARDIMDAN SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMAYA GEÇİŞ MESELESİDİR’
Akbal, “Suriye’de mesele yalnızca savaşın bıraktığı fiziksel yıkım değildir. Aynı zamanda altyapıda, eğitimde, sağlıkta, istihdamda, toplumsal dengede ve kurumsal işleyişte çok katmanlı bir tahribat söz konusudur. Su, kanalizasyon, yol, iletişim ve temel kamu hizmetleri ciddi sorunlar taşımaktadır. Suriye muhataplarımızın yaptıkları sunumlarda geri dönüşün önündeki başlıca engeller; yıkılmış konutlar, temel hizmet eksikliği, işsizlik, güvenlik zafiyetleri ve koordinasyon sorunları olarak ifade edilmiştir. Diğer yandan Suriye yetkilileri, başta Kuzey Suriye olmak üzere bütün çadır kentlerin kapatılmasını ve insanların kendi memleketlerine dönebilmesini stratejik bir hedef olarak belirtiyor. Ancak bunun gerçekleşebilmesi için yalnızca konut değil; altyapı, iş imkanları, toplumsal güven ve koordinasyonun birlikte sağlanması gerektiği de açık bir şekilde ifade edilmektedir. Bu noktada ziyaretimizin en önemli çıktılarından biri de; Suriye’de artık yalnızca insani yardımı konuşmanın yeterli olmadığıdır. Gelinen aşamada mesele yardımdan sürdürülebilir kalkınmaya geçiş meselesidir. İnsanların kendi şehirlerinde yeniden hayat kurmalarını sağlamak, gençlerin meslek sahibi olmasını desteklemek ve kadınların üretime katılımını mümkün kılmak gerekmektedir. Suriye Çalışma ve Sosyal İşler Bakanlığı başta olmak üzere çeşitli muhataplarımızın da özellikle insani yardımdan sürdürülebilir kalkınmaya geçiş yaklaşımını ön plana çıkardığını gördük. Biz yaptığımız ziyarette de dönüşlerin başladığını gözlemledik” dedi.

‘YAKLAŞIK 1,2 MİLYON İNSANIN EVLERİNE DÖNMESİ HEDEFLENMEKTEDİR’
Akbal, “Suriye’de bugün itibarıyla 1 milyondan fazla insan çadır ve geçici barınma alanlarında yaşamaktadır. 170’den fazla resmi, 1000’den fazla da gayriresmi kamp bulunmaktadır. Yaptığımız görüşmelerde 2027 yılına kadar çadır kentlerin kademeli olarak kapatılması ve yaklaşık 1,2 milyon insanın evlerine dönmesinin hedeflendiği ifade edilmiştir. Daha önce de belirtmiş olduğum gibi, yıkılmış konutlar, yetersiz altyapı, işsizlik ve güvenlik kaygıları geri dönüşlerin önündeki en büyük engeller olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çerçevede Suriye artık yalnızca yardım alan bir ülke değil, yatırım çekmesi gereken bir ülke olma yolunda da bir arayış içerisindedir” açıklamasında bulundu.

‘SURİYE’NİN YENİDEN İNŞASINA YÖNELİK PROJELERİN TOPLAM HACMİ 154 MİLYON DOLARI BULMAKTADIR’
Akbal, “Savaş sürecinde yaklaşık 1500 caminin yıkıldığı, bazı şehirlerde de camilerin yüzde 60’ına varan oranlarda hasar gördüğünü tespit ettik. Bu süreçte Türkiye’nin katkı kapasitesinin özel bir önemi olduğunu da düşünmekteyiz. Suriye’nin yeniden ayağa kalkma sürecinde Türkiye’nin kamu kurumları, üniversiteleri, uzmanlık alanları ve sivil toplum kuruluşlarının yapıcı katkılar sunabileceğine inanıyoruz. Suriye’nin yeniden güçlü bir ülke olarak ayağa kalkabilmesi için insani yardım odaklı yaklaşımların sürdürülebilir kalkınma anlayışına dönüşmesi; altyapısının yeniden inşa edilmesi, istihdam sağlayacak yatırımların hayata geçirilmesi ve güvenliğin kalıcı bir şekilde tesis edilmesi büyük önem arz etmektedir. Sivil toplum kuruluşlarımızın Suriye’nin yeniden inşasına yönelik hazırladığı projelerin toplam hacmi 154 milyon doları bulmaktadır” ifadelerini kullandı.
‘BUGÜNÜN İHTİYAÇLARI AÇISINDAN DEĞİL, YARININ İNŞASI AÇISINDAN BAKIYORUZ’
Akbal, “Sahada faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının daha etkili, daha hızlı ve sürdürülebilir sonuç üretmesi için bürokratik süreçlerin kolaylaştırılması, temsilcilik açma, para transferi, gümrük ve lojistik kanallarının kurulması gerekmektedir. Bu konuda muhataplarımızla gerçekleştirdiğimiz görüşmelerde ortak komisyonlar



