Eski Avrupa Birliği Bakanı ve Büyükelçi Egemen Bağış, EU Today platformunda yayımlanan ‘Avrupa’nın Barış Projesi Stratejik Bir Dönüm Noktasında: Türkiye Neden Önemli?’ başlıklı makalesinde, Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkilere dair önemli değerlendirmelerde bulundu. Bağış, uzun yıllar boyunca Türkiye ve Avrupa Birliği’ni bir araya getirme çabalarını vurgularken, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in Türkiye’yi Rusya ve Çin ile aynı jeopolitik çerçevede değerlendiren açıklamalarını endişeyle izlediğini belirtti. Bu tür değerlendirmelerin karmaşık gerçekleri basite indirme tehlikesine işaret ettiğini söyleyen Bağış, Türkiye’nin NATO’daki uzun vadeli müttefikliği, AB adaylığı ve Avrupa’nın güvenliği, ekonomik entegrasyonu ile bölgesel istikrarına katkı sunan bir ortak olduğunu hatırlattı.
‘AVRUPA’NIN BARIŞ PROJESİ BASKI ALTINDA’
Bağış, Avrupa Birliği’nin sıkça ‘insanlığın en büyük barış projesi’ olarak tanımlandığını, bunun sadece bir söylem olmadığını ifade etti. Kıtanın çatışmalardan iş birliğine geçişini vurgulayan Bağış, günümüzde bu projenin baskı altında olduğunu kaydetti. “Rusya ve Ukrayna arasındaki savaş, Avrupa’nın güvenlik ortamını yeniden şekillendiriyor. Enerji politikası acil bir mesele haline geldi. Genişleme politikası, jeopolitik sınırlamalarla sorgulanırken, Balkanlar’daki kırılganlıklar Avrupa’nın angajmanını test ediyor” dedi.
Bağış, bu koşullar altında Avrupa’nın Türkiye ile daha derin bir ortaklık kurmadan hedeflerine ulaşmasının mümkün olup olmadığını sorguladı.
‘TÜRKİYE SADECE BİR MUHATAP DEĞİL, KİLİT BİR SAĞLAYICIDIR’
Türkiye-AB ilişkilerinin geçmişte yapılandırılmış, teknik ve prosedüre dayalı bir katılım süreciyle tanımlandığını belirten Bağış, bu çerçevenin günümüz gerçeklerini yansıtmadığını vurguladı. “Türkiye, enerji çeşitlendirmesi, göç yönetimi, savunma ve güvenlik iş birliği ile bölgesel istikrar gibi kritik alanlarda merkezi bir rol oynamaktadır. Türkiye, bu alanlarda yalnızca bir muhatap değil, aynı zamanda kilit bir sağlayıcıdır” dedi.
Coğrafyanın önemine dikkat çeken Bağış, Trans-Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı (TANAP) ve Güney Gaz Koridoru gibi projelerin karşılıklı bağımlılığı artırdığını, Türkiye’nin Avrupa’nın ekonomik ve güvenlik çıkarları için stratejik bir merkez konumunda olduğunu belirtti.
BALKANLAR’DA TAMAMLAYICI ROL VE ROMANYA-BULGARİSTAN ÖRNEĞİ
Balkanlar’ın Avrupa’nın taahhütlerini istikrara dönüştürme noktasında kritik bir test olduğunu ifade eden Bağış, bölgedeki siyasi dalgalanmaların devam ettiğini, Bulgaristan ve Romanya’daki son gelişmelerin sürdürülebilir çabaların önemini ortaya koyduğunu vurguladı. Türkiye’nin bölgedeki köklü bağlantıları sayesinde ekonomik entegrasyonu ve diplomatik diyalogu desteklediğini belirten Bağış, “Türkiye’nin katkısı rekabetten ziyade tamamlayıcı bir rol üstlenmelidir. Asıl mesele, Avrupa’nın mı yoksa Türkiye’nin mi liderlik etmesi gerektiği değil, her ikisinin nasıl daha yakın çalışabileceğidir” şeklinde konuştu.
‘KİMLİK VE AİDİYET TARTIŞMALARI STRATEJİK ÖNCELİKLERİ GÖLGELİYOR’
Avrupa’daki kimlik ve aidiyet tartışmalarının Türkiye-AB ilişkilerini karmaşık hale getirdiğine ve stratejik öncelikleri gölgelediğine dikkat çeken Bağış, gelecekteki ilişkilerin daha pragmatik ve kapsayıcı bir bakış açısıyla yeniden şekillenmesi gerektiğini savundu.
STRATEJİK ORTAKLIK İÇİN YAPILANDIRILMIŞ YAKLAŞIM ÇAĞRISI
Türkiye ile AB arasındaki iş birliğinin yalnızca göç ve kriz yönetimi gibi acil ihtiyaçlarla sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Bağış, Gümrük Birliği’nin modernizasyonu, enerji güvenliği ve savunma alanlarında iş birliğinin derinleştirilmesi gibi adımların atılmasını gerektiren daha yapılandırılmış bir stratejik yaklaşıma ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.
‘AVRUPA BU ORTAKLIKTAN YARARLANMAYI SEÇECEK Mİ?’
Makalesinin sonunda Avrupa Birliği’nin zorlu, rekabetçi ve belirsiz bir küresel ortamla karşı karşıya olduğunu belirten Bağış, bu bağlamda ortaklıkların hayati bir gereklilik haline geldiğini ifade etti. Türkiye’nin dayanıklılığı ve stratejik özerklik kapasitesini kanıtladığını belirten Bağış, şu sözlerle bitirdi:
“Türkiye, AB sürecinde ilerleme kaydedip kaydetmeyeceğinden bağımsız olarak etkili bir aktör olmaya devam edecektir. Avrupa’nın enerji, güvenlik ve bölgesel istikrar konularındaki stratejik zorlukları aşmak için Türkiye ile yakın iş birliğinden fayda sağlayacağı giderek daha belirgin hale gelmektedir. Bu bir bağımlılık değil, karşılıklı stratejik çıkar meselesidir. Dolayısıyla mesele, Türkiye’nin Avrupa için önemli kalıp kalmayacağı değil, Avrupa’nın bu ortaklıktan nasıl yararlanacağıdır. Eğer Avrupa Birliği, istikrar ve barış gücü olma rolünü sürdürmek ve güçlendirmek istiyorsa, bu vizyona katkı sağlayacak ortaklara ihtiyaç duyacaktır. Türkiye, işte bu ortaklardan biridir. Bu gerçeği kabul etmek ve buna göre hareket etmek, hem Türkiye’nin hem de Avrupa’nın çıkarlarına hizmet edecektir.”



