‘VESAYET ODAKLARI MİLLETİN İRADESİNİ HİÇE SAYARDI’
Konu hakkında değerlendirmelerde bulunan Dr. Mehmet Muharrem Kasapoğlu, Türkiye’nin yönetim tarihindeki dönüşümleri ele aldı. Gençlere tarihin ve sosyolojinin ışığında hareket etmelerini öneren Kasapoğlu, “Türkiye’nin bugünü ve geleceğini doğru anlamak için hem yakın hem de uzak tarihimizin iyi bilinmesi ve doğru sosyolojik okumalar yapılması gerekir.” şeklinde konuştu.

Eski Türkiye’nin karanlık dönemlerine dikkat çeken Kasapoğlu, şu ifadeleri kullandı:
“24 yıl önce, devleti milletin üstünde gören, milleti sürekli hizaya sokulması gereken bir kalabalık olarak değerlendiren kibirli bir vesayet anlayışı hâkimdi. Kapalı kapılar ardında, karanlık dehlizlerde ülkenin geleceğini şekillendirmeye çalışan odaklar, milletin sandıktaki iradesini hiçe sayıyordu. Devlet, vatandaşa soğuk ve yüzü asık bir şekilde yaklaşmaktaydı. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, yola çıkarken çok net bir manifesto ortaya koydu: ‘Biz bu millete efendi olmaya değil, hizmetkâr olmaya geliyoruz.’ Devlet, milletin üstünde bir tahakküm aracı olmamalıdır; milletin refahı, huzuru ve güvenliği için bir hizmet aracı olmalıdır. Sandığı siyasetin tek meşruiyet kaynağı haline getirdik ve vesayet zincirlerini kırarak devlet ile milleti yeniden bir araya getirdik.”

‘MEVZUAT GİRDAPLARINA SIĞINIP VATANDAŞA DUVAR ÖRMEYİN’
Kasapoğlu, yeni nesil yönetim anlayışının temel unsurlarını paylaştı:
“Eski Türkiye’nin ‘Bugün git, yarın gel’ diyen ve mevzuat girdaplarının arkasına sığınarak vatandaşa duvar ören hantal bürokrat modelini tamamen silip atın. Sizin lügatınızda ‘bürokrasi’; işi yokuşa sürmek değil, işi kolaylaştırmak olmalıdır. Siyasetin ve kamu yönetiminin karşılığı, ancak sokağa, haneye ve vatandaşa değdiğinde anlam kazanır. Çalıştığınız kurumun koridorlarında kaybolmayın. Sokakların nabzını tutan, sivil toplumu dinleyen, gençlerin, engellilerin, kadınların ve yaşlıların sesine kulak veren bir yönetim anlayışını benimseyin.”

‘GİZLİ STATÜKOCULUKLA HALA KARŞILAŞMAK ZORUNDAYIZ’
Sistem içindeki gizli dirençlere karşı gençlerin uyanık olmalarını isteyen Dr. Kasapoğlu, önemli bir tespitte bulundu:
“Her ne kadar en üstteki o ağır vesayet zincirlerini kırıp atmış olsak da, aşağıda eski, hantal bürokratik zihniyetin kalıntılarının zaman zaman sisteme yeniden nüfuz etmeye çalıştığını, gizli bir direnç oluşturduğunu görebiliyoruz. Bazen inisiyatif almaktan korkan, konfor alanından çıkmak istemeyen ya da vatandaşa duvar ören gizli statükoculukla hâlâ karşılaşmak zorunda kalıyoruz. Bu, devleti millete yabancılaştıran en tehlikeli virüstür sevgili gençler. İşte bu yüzden, geleceğin yöneticileri olarak siz gençlerden en büyük beklentim; o makamlara geldiğinizde bu rehavet tuzağına asla düşmemeniz ve devletin o sıcak, çözüm üreten şefkatini, soğuk evrakların, bürokratik bahanelerin arasında boğdurmamınızdır.”

‘ENGELLİLİK BİR SOSYAL YARDIM BAŞLIĞI DEĞİL, STRATEJİK ÖNCELİKTİR’
Devletin şefkat şemsiyesinin 85 milyon ferdi kapsadığını belirten Kasapoğlu, “Ancak unutmayın ki; kamu yönetiminin gerçek kalitesi ve kapsayıcılığı, toplumun en kırılgan kesimlerine, özellikle de engelli kardeşlerimize yaklaşımıyla ölçülür. Yarın yönetici olduğunuzda, engelliliği sadece bir ‘sosyal yardım’ başlığı olarak görmemelisiniz. Onu, kamu yönetiminin en temel ve stratejik önceliklerinden biri olarak ele almalısınız.” vurgusunu yaptı.



