Yörük Sanayici ve İşinsanları Derneği (YÖRSİAD) tarafından düzenlenen “2026 Antalya Ekonomisi” başlıklı toplantında, Antalya ve ülke ekonomisi masaya yatırıldı.
Kış Mevsimine Sorunlarla Giriliyor
Toplantıda konuşan YÖRSİAD Başkanı Mustafa Alper Oral, ekonomi ve son günlerde ülke gündemini oluşturan konularla ilişkin görüşlerini açıklamasında bulundu. Türkiye’nin etrafını saran bölgesel çatışmalar, tırmanan savaş riskleri ve jeopolitik gerilimlerin petrol ve enerji maliyetlerini hızla tırmandırdığını belirten YÖRSİAD Başkanı Oral, maliyet baskısının hissedileceği zorlu bir kış dönemine girildiğini belirterek, Türkiye’nin rekabet gücünü koruyacak tedbirler almak zorunda olduğunu altını çizdi. Antalya’nın ana lokomotifi olan turizmin ciddi bir cendereden geçtiğini belirten Mustafa Alper Oral, “Döviz kurunun enflasyonun gerisinde kalması ve düşük kur politikası, ihracatçılar gibi turizmcilerin hareket alanını da daralttı.
Yüksek gıda enflasyonu, otellerimizin ve işletmelerimizin maliyet yükünü katlayarak artırıyor.
Turizmde Bölgesel Rakiplere Dikkat
Maliyetler hızla yükselirken döviz bazlı fiyatlarımızı artıramamamız, bizi Mısır, Yunanistan ve İspanya gibi bölgesel rakiplerimizin karşısında fiyat avantajı bakımından dezavantajlı bir konuma sürükledi” ifadelerini kullandı. Antalya ekonomisinin diğer taşıyıcı sütunları olan inşaat ve tarımda da sorunlar olduğunu belirten YÖRSİAD Başkanı Mustafa Alper Oral, şunları ifadelerine yer verdi: “İnşaat sektörü, artan arsa, malzeme ve işçilik maliyetlerinin yanında, yüksek faiz ortamı nedeni ile finansa erişimin aşırı zorlanması nedeni ile eli kolu bağlı hale geldi. Antalya aynı zamanda Türkiye’nin gıda ambarı olan tarımın da başkenti konumunda.
Tarlada ve serada üretim yapan çiftçi artık büyük güçlük çekiyor.
Tarım ve İnşaat Sektörünün Eli Kolu Bağlı
Gübre, mazot, tohum ve sulama gibi girdi maliyetlerinin son derece yüksek olması, üreticinin belini büküyor” şeklinde konuştu. ÜRETİCİYİ KÜSTÜRMEK, GÜVENLİK MESELESİDİR Mevcut tarımsal desteklerin yetersiz kaldığını belirten Oral, “Çiftçimizin toprağına, serasına küsmediği, ürettiğinin karşılığını alabildiği, sürdürülebilir bir destekleme modelini hayata geçirmek, sadece Antalya’nın değil, tüm ülkenin gıda güvenliği meselesidir” dedi,
Sel, taşkın, orman yangınları gibi afetlerin önüne geçebilmek için yörükleri ve yerel halkı tarımdan, hayvancılıktan ve dağlardan uzaklaştırılmaması gerektiğini belirten Oral, “Yörük kültürü, yüzyıllardır doğayla savaşmak yerine onunda uyum içinde yaşamanın, toprağı, ormanı ve su yataklarını korumanın doğal kalkanı oldu.
Yörük Kültürünün Doğaya Katkıları
COP31’e giden yolda, iklim ve doğa koruma stratejilerimize bu kadim üretim kültürünü entegre etmek zorundayız” diye konuştu. Son günlerde gıda fiyatlarını artırdıkları gerekçesi ile bazı işinsanlarına ve kurumlara yapılan operasyonla ilişkin de değerlendirmede bulunan Oral, şunları ifadelerine yer verdi: “Suni fiyat artışına neden olan ve kötü niyetle hareket edenler varsa mutlaka operasyon yapılsın. Buna karşın bu mücadele yürütülürken, üreticimizin zor gününde yanında duran, onu finanse eden, riski üstlenen hal esnafımızın kırmadan, üzmeden ve töhmet altında bırakmadan sürecin hassasiyetle yönetilmesi gerekiyor.
Hal esnafımız, tedarik zincirinin en kritik sigortasıdır”.
