Antalya’da ilk kez düzenlenen Likya Yolu Uluslararası Film Festivali’nde 5 kategoride 30 film yarıştı.
Yol Sinema Olunca
“Yol Sinema Olunca” sloganıyla gerçekleştirilen ve sanatseverlerin yoğun ilgi gösterdiği festivalde ödüller sahiplerini buldu. Antalya’nın yeni uluslararası sinema buluşması Likya Yolu Uluslararası Film Festivali (LikyaFF) sona erdi. Antalya Kültür Sanat’ta (AKS) 3 gün boyunca süren festivale sinemaseverlerin ilgisi yoğun oldu.
3 gün boyunca film gösterimleri, söyleşi ve özel etkinliklerin gerçekleştirildiği festivale, 83 ülkeden 798 film başvurdu.
Altın Leylek Ödülleri
Festivalde, 5 kategoride 30 film yarıştı. Bağımsız sinemanın farklı coğrafyalardan güçlü örneklerini Antalya seyircisiyle buluşturan festival, tüm etkinliklerini halka açık ve ücretsiz olarak gerçekleştirdi. “Yol Sinema Olunca” yaklaşımıyla yola çıkan LikyaFF; yolculuk, göç, doğa, dayanıklılık, kültürel miras ve spor gibi temalar üzerinden dünyanın farklı noktalarından hikâyeleri Antalya’daki sanatseverlerle buluşturdu.
Festivalde “En İyi Öğrenci Filmi”, “En İyi Ulusal Kısa Film”, “En İyi Uluslararası Kısa Film”, “En İyi Ulusal Uzun Metraj Film” ve “En İyi Uluslararası Uzun Metraj Film” olmak üzere 5 kategoride ödüller sahiplerini buldu.
En İyi Öğrenci Filmi: Yaşar Güney Yurdakul – Kötü Bir Gün
Festivalde ödüle layık görülen filmler şöyle: En İyi Ulusal Kısa Film: Atakan Yılmaz – Merhaba Anne, Benim, Lou Lou En İyi Uluslararası Uzun Metraj Film: Victoria Hely-Hutchinson – Vacances
Festivalin en özel ve dikkat çeken ödüllerinden biri de “Babacan Taşdemir Jüri Özel Ödülü” oldu.
En İyi Uluslararası Kısa Film: Alessia Mandanici – Blackmoll
Geçirdiği rahatsızlığın ardından yaşanan ihmaller zinciri sonucunda hayatını kaybeden Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema-TV Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Babacan Taşdemir’in anısına verilen özel ödül, İsrail saldırısında hayatını kaybeden Filistinli yönetmen İsmail Abu Hatab’ın “Gökle Deniz Arasında” filmine verildi. Festival yönetimi, bu ödülle yalnızca bir sinemacının eserini değil, zor koşullarda üretmeye ve yaşadığı coğrafyanın hikâyesini anlatmaya devam eden sinemacıların sesini de görünür kılmayı amaçladıklarını kaydetti.
