Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İngiltere’deki iki günlük ziyaretinin ardından basın mensuplarına değerlendirmelerde bulundu. Fidan, Türkiye ile İngiltere arasındaki ilişkilerin son 20 yılda giderek güçlendiğini belirtti ve “Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, İngiltere’de iktidara gelen hükümetlerin hemen hemen hepsi aynı politikaları benimsedi. İki ülke arasında stratejik diyalog ve iş birliği sürekli bir artış gösteriyor ve birçok alanda somut sonuçlar elde edilmeye başlandı. Bu somut gelişmeleri yapısal bir mekanizmaya dönüştürme gerekliliği üzerine düşündük ve Stratejik Ortaklık Çerçeve Belgesi’ni hazırladık. İki taraf arasındaki müzakerelerin ardından bunu imzaladık. Bu belge, iki ülke arasındaki ilişkilerin geldiği nokta itibarıyla önemli bir aşama teşkil ediyor. İngiltere ve Türkiye, NATO üyesi olmanın yanı sıra Avrupa Birliği üyesi olmayan, nüfus, ekonomik güç ve sanayi açısından birbirlerini tamamlayan iki büyük ülke. Ekonomi, teknoloji, ticaret, savunma sanayi, Avrupa güvenliği ve NATO ilişkileri gibi konularda stratejik diyalogla yapıcı bir rol üstleniyorlar” dedi.
Fidan, son dönemde ortaya çıkan yeni stratejik yönelimde orta güçlerin artan etkisine değinerek, “Türkiye ile İngiltere’nin tartışacağı pek çok konu var. Dışişleri Bakanı ve ekibi olarak yoğun görüşmeler gerçekleştirdik. Avam Kamarası’ndan milletvekilleriyle bir araya geldik, Lordlar Kamarası üyeleriyle de buluştuk. Özellikle İran savaşı, Rusya-Ukrayna savaşı ve Avrupa güvenliği gibi konuları ele aldık. Basın mensuplarıyla yaptığımız görüşmelerde Financial Times Editorial Board ile detaylı bir toplantı gerçekleştirdik. Kamu diplomasisi kapsamında Chatham House’da önemli bir katılımcı grubuyla uzun bir görüşme yaptık. Eski Başbakan Theresa May ile de bir proje üzerine görüştük. Şu anda bulunduğumuz Oxford Üniversitesi’nde davetli olarak bir konuşma gerçekleştirdik ve ardından soru-cevap bölümü ile yemek programımızı tamamladık. Birazdan dönüş yapmayı planlıyoruz” ifadesini kullandı.
‘TARAFLARLA HEMEN HERGÜN GÖRÜŞÜYORUZ’
Hakan Fidan, ABD/İsrail-İran Savaşı ile ilgili olarak taraflarla her gün görüştüklerini belirtti. “Geldiğimiz noktada, ilk olarak iki haftalık ateşkesi memnuniyetle karşıladığımızı belirtmiştik. Ancak bunun nihai bir anlaşmaya ulaşmak için yeterli olmayacağını da ifade etmiştik. Daha fazla süreye ihtiyaç bulunuyordu. Geçen hafta bu süre uzatıldı. Yarın başlayacak görüşmelerle, özellikle nükleer dosyada tıkanmış olan bazı konuların aşılabileceğine inanıyorum. Bu noktada taraflara olumlu katkılar ve telkinler sunmaya çalışıyoruz. Eğer bu sağlanırsa, Hürmüz Boğazı ile ilgili sorunların da çözüme kavuşması mümkün olacaktır” şeklinde konuştu.
Fidan, Hürmüz Boğazı ile ilgili iki temel hareket tarzı olduğunu belirtti. “Birincisi, anlaşma yoluyla eski statükoya dönülmesi ve boğazın açılması, serbest ticaretin yeniden başlaması. Bu, mevcut müzakerelerle çözülmesi gereken bir yol. İkincisi ise müzakerelerin sonuç vermemesi durumunda ortaya çıkabilecek sorunların nasıl çözüleceği. Hürmüz Boğazı’ndaki problemli alanların tanımlanması farklı bir konsept gerektiriyor. Cumhurbaşkanımız bu konuda net bir duruş sergiliyor. Eğer İran ile ABD arasında bir anlaşma sağlanırsa ve barış tesis edilirse, kurulacak koalisyonun teknik işlerle, mayın temizliği gibi insani bir meseleyle ilgilenmesi konusunda bir sorun yok. Ancak koalisyon, olası bir savaşta taraflardan biri gibi konumlanırsa, bu durumda hassasiyetlerimiz söz konusu. Bu konuda ortaklarımız da çok iyi anlıyor. Ana odak noktamız şu anda mayın temizliği, bu da temel insani bir mesele olarak değerlendiriliyor” dedi.



