Antalya Diplomasi Forumu’nda, Yunanistan’ın Batı Trakya’da yer alan Gümülcine ve İskeçe’deki müftü belirleme girişimleri tartışıldı. Foruma Gümülcine Seçilmiş Müftüsü İbrahim Şerif ve Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu Başkanı İskeçe Seçilmiş Müftüsü Mustafa Trampa katıldı. İbrahim Şerif, Yunanistan’daki mevcut durumu Antalya Olay’ya aktardı.
1913’TEKİ ANLAŞMAYA GÖRE SEÇİMİ HALK YAPIYOR
Gümülcine Müftüsü İbrahim Şerif, Batı Trakya’daki müftülük sorununu anlamak için tarihsel arka plana dikkat çekti. “Batı Trakya toprakları, 1912 Balkan Savaşı ile Osmanlı İmparatorluğu’ndan ayrıldı. Bu süreçte, bölgede kalan Müslüman Türkler için 1910 yılında imzalanan Atina Antlaşması, dini özerklik sağladı. Bu anlaşmaya göre, Müslümanlar kendi dini liderlerini seçme hakkına sahipti. 1913’teki düzenlemeye göre, müftüler, oy kullanma hakkına sahip Müslüman Türkler tarafından seçilecekti. Ayrıca, aile hukuku konusunda Osmanlı’nın Mecelle Ahval-İ Şahsiye’si uygulanacaktı. Ancak devletle olan ilişkiler Yunan yasalarına tabi olacaktı” şeklinde konuştu.
SORUN 1985 YILINDA BAŞLADI
İbrahim Şerif, olayların 1985 yılına kadar devam ettiğini belirtti. “1985 yılında halk bazı sorunlarla karşılaştı, özellikle Kıbrıs çıkartmasından sonra. Kıbrıs Cumhuriyeti ilan edildikten sonra azınlık milletvekilleri, meclisteki haklarını kullanmada zorluk yaşadı. Bu nedenle halk, müftülerinin etrafında toplandı. 1985’te Gümülcine müftüsü vefat edince, devlet kendi atadığı kişileri müftü olarak tayin etti. Azınlık bu durumu reddetti ve seçim talep etti. Ancak devlet bu talebi dikkate almadı. O dönemde halk, camilerde toplanarak ‘Müslümanım’ dedikleri için seçim yaptılar” dedi.
İKİLEM DEVAM EDİYOR
1985’te halkın müftü olarak kendisini seçtiğini ifade eden Şerif, “Yunan Devleti’ne bağımsız milletvekilleri aracılığıyla ‘Halk müftüsünü seçti, bunu tayin edin’ dedik. Ancak Yunan hükümeti, ‘Hayır, biz bunu atadık’ diyerek bu talebi reddetti. Bu durum, 41 yıldır süregelen bir ikileme yol açtı. Yunan devleti, kendi atadıklarını kabul ettirirken, halkın seçtiği müftüleri tanımıyor. Bugünlerde Yunan devleti, belirli kişilere seçim yaptırarak, bunu bir şov haline getiriyor” şeklinde konuştu.
‘BARTHOLOMEOS KENDİNE ‘EKÜMENİK’ DİYOR, BİZ KENDİMİZE ‘MÜFTÜ’ DİYEMİYORUZ’
İbrahim Şerif, Gümülcine’de halk tarafından seçilmiş bir müftü olduğunu belirtti. “Yunan devleti bizi tanımıyor ve onların tayin ettiği müftüyü de Türkiye tanımıyor. Biz, iki ülke arasında yapılan antlaşmalarla bırakılan insanlarız. Bizim karşılığımız İstanbul’daki Rumlar. Bugün Patrik Bartholomeos kendine ‘ekümenik’ diyor, ama biz kendimize ‘müftü’ diyemiyoruz. Türkiye bu duruma müdahale etmiyor. Öte yandan, Ruhban Okulu’nun açılması konusunda ısrar ediyorlar, ancak bizim okullarımız sürekli kapanıyor. Lozan Antlaşması’nda 310 okul varken, şu anda sadece 83 okul kaldı” ifadelerini kullandı.



