Nusret Mayın Gemisi, 8 Mart 1915 tarihinde Erenköy Koyu’nda sahile paralel olarak döktüğü 26 mayınla Çanakkale Savaşları’nın seyrini değiştirdi. Çanakkale Savaşları Enstitüsü tarafından gerçekleştirilen araştırmalar, Nusret Mayın Gemisi’nin 27 Aralık 1914 tarihinde karaya oturduğunu ortaya koydu. Çanakkale Savaşları Enstitüsü Müdürü Utkan Emre Er, “1935 yılında yayımlanan Deniz Mecmuası’nın 336 numaralı sayısına ve Müstahkem Mevki Kumandanlığı’nın harp ceridelerine göre; 32 mayınla sefer yapan Nusret, 27 Aralık 1914 tarihinde Nara Burnu’na yaklaşık bir saat mesafede bulunan Yalova Burnu ve Uzunburun mevkileri civarında karaya oturmuştur” şeklinde bilgi verdi.

SAMSUN VAPURU BÖLGEYE GÖNDERİLMİŞ
Er, bu kazanın müttefik güçlerin boğaz girişinde yoğun hareketlilik gösterdiği bir dönemde yaşandığını belirtti ve “Askeri ceride kayıtlarına göre; aynı sabah İmroz ve Bozcaada açıklarında Fransız ve İngiliz denizaltıları, torpidolar ve 3 kruvazörün seyrettiği rapor edilmiştir. Böyle kritik bir anda, sığlıkta kalan donanma unsurunun kurtarılması için Sarıkule aracılığıyla İsa Reis gambotuna telgraf çekilmiş ve derhal yardım göndermesi emredilmiştir. Alman Amiral Merten Paşa’nın yönlendirmesiyle, daha uygun bir kurtarma operasyonu için Samsun vapuru da vakit kaybetmeden olay yerine gönderilmiştir. Başarıyla gerçekleştirilen ortak harekât sonucunda Nusret, 30 Aralık 1914 tarihinde bulunduğu sığlıktan kurtarılmıştır” ifadelerini kullandı.

TOPLAMDA 18 FARKLI MAYIN HATTI YERLEŞTİRİLMİŞ
Utkan Emre Er, Çanakkale Savaşları Enstitüsü bünyesinde yürütülen çalışmaların, harp tarihinin az bilinen kırılma noktalarını aydınlatmaya devam ettiğine dikkat çekti. Er, “Akademik literatürde yer alan Nusret Mayın Gemisi’nin sığlığa saplanması olayı, dönemin zorluklarını ve buna rağmen uygulanan mükemmel kriz yönetimini net bir biçimde göstermektedir. Çanakkale Boğazı’nın savunması kapsamında 3 Ağustos 1914 ile 11 Aralık 1915 tarihleri arasında toplam 18 farklı mayın hattı yerleştirilmiştir. Araştırmalarımıza göre, bu önemli engellerin oluşturulmasında yalnızca bir gemi değil, donanmamızın çeşitli unsurları eş güdümlü olarak görev almıştır. Süreç içerisinde en aktif olan İntibah vapuru, 11 farklı hattı bizzat tesis etmiştir. Boğaz’daki ilk ve son engellerde rol oynayan Selanik ise 3 mayın hattı oluşturmuştur. Askeri açıdan stratejik öneme sahip olan Nusret Mayın Gemisi ise 9, 12 ve 16’ncı engellerin yanı sıra 26 mayından oluşan o ünlü 11’inci hattı sulara bırakmıştır” şeklinde konuştu.

’18 MART ZAFERİ, BİR TESADÜFÜN YAHUT ŞANSIN ESERİ DEĞİL’
Er, tarih yazımında varsayımlar üzerinden hareket etmenin yanlış olduğunu vurguladı ve “Nusret’in yaşadığı bu olay, boğaz müdafaasının ne denli sağlam temellere dayandığını ve mevcut kaynakların ne denli profesyonelce yönetildiğini göstermektedir. Müttefik kuvvetler donanmasının boğazdan geçişini engelleyen 11’inci mayın hattı, Nusret aracılığıyla oluşturulmuştur. Bu hamle, dönemin önemli şahsiyetlerinden Winston Churchill dahil birçok kişi tarafından büyük bir takdirle karşılanmıştır ve müttefikler açısından felaket niteliğinde sonuçlar doğurmuştur. Söz konusu mayın hatlarına çarpan müttefik zırhlıları saf dışı kalmış ve denizden geçiş imkânı ortadan kalkarak askeri strateji kara muharebelerine yönelmiştir. 18 Mart Zaferi, bir tesadüfün ya da şansın eseri değil; Türk askerinin sarsılmaz iradesi ile Alman müttefiklerimizin ortak ve nitelikli çalışmalarının bir sonucudur. 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi kutlu olsun” dedi.



