İzmir Ticaret Odası (İZTO) mart ayı olağan meclis toplantısını İZTO Meclis Salonu’nda gerçekleştirdi. Toplantıda, İZTO Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, Orta Doğu’da patlak veren savaşın küresel ekonomide yeni bir döneme yol açtığını ifade etti. Bu süreçte enerji fiyatları ve ticaret akımlarının, küresel enflasyonu ve maliyetleri kalıcı olarak yukarı çeken yeni riskler oluşturduğunu vurguladı.
Özgener, Türkiye için artan jeopolitik risklerin iki yönlü etkileri olduğunu belirtti. “Bir yandan enerji fiyatları ve risk primleri makro dengeleri zorlamakta, diğer yandan ülkemizin coğrafi konumu alternatif ticaret ve lojistik hatlarında daha fazla rol üstlenme fırsatı sunmaktadır. Ancak kısa vadede etkiler maliyet ve finansman kanalı üzerinden kendini göstermektedir. 2026 yılsonu beklentilerimiz çerçevesinde, savaşın uzaması durumunda arz yönlü maliyet baskıları ve talep koşullarındaki zayıflamanın belirginleşmesi, şirketlerimizin bütçe öngörülerini yeniden şekillendirebilir. Orta ve uzun vadede ise küresel sistemde güç dağılımının çeşitlenmesi ve tedarik zincirlerinin yeniden tasarlanması ülkemiz için önemli fırsatlar sunmaktadır.” dedi.

‘Alsancak Limanı Dünyada Hava Koşullarından En Az Etkilenin Limanlar Arasında’
Alsancak Limanı’nın mevcut durumu hakkında bilgi veren Özgener, “Limanımız, devir işlemi nedeniyle kamuoyunun gündeminde. Alsancak Limanı’nın geleceği aslında kentin geleceği ile bağlantılıdır. Teknik açıdan, yeni nesil büyük konteyner gemileri, su derinliği yetersizliği nedeniyle limanı kullanamamaktadır. Geçmişte 800 bin TEU elleçleme gerçekleştiren bu liman, günümüzde maalesef 200 bin TEU seviyelerine gerilemiştir. Bu durumda, derinlik sorununu çözecek navigasyon kanalı açılmadığı sürece, Alsancak Limanı’nın potansiyelini tam anlamıyla yansıtması mümkün olmayacaktır. Ancak, bu durum limanın işlevini yitirdiği anlamına gelmez. Limanlara karayolu ile ulaşım maliyetlerinin, deniz navlunları ile yarışır hale geldiğini görmekteyiz. Bu nedenle limanların, yükün çıktığı veya ulaştığı noktalara olan mesafesi büyük önem taşımaktadır. Alsancak Limanı, doğal bir liman olarak dünyada hava koşullarından en az etkilenen limanlar arasında yer almaktadır. Ayrıca, İzmir’in güney ve güneydoğu bölgelerine yönelik karayolu nakliye maliyet avantajı da sunmaktadır.” şeklinde konuştu.
‘Limanın Şehrin Ticaretine, Sanayisine ve Turizmine Katkı Sağlayacağına İnanıyoruz’
Özgener, sözlerine şöyle devam etti:
“Limanın bir diğer önemli özelliği, rıhtıma kadar uzanan demiryolu bağlantısının sağladığı verimlilik. Bu yönüyle ülkemizdeki ender limanlardan biridir. Kruvaziyer limanı ile birlikte değerlendirilen modern bir Alsancak Limanı’nın, şehir ekonomisine önemli katkılar sunacağına inanıyoruz. Bu bağlamda, limanın yük bölümünün işletmesinin Türkiye Varlık Fonu tarafından Albayrak Grubu bünyesindeki Alport Alsancak Liman İşletmeciliği firmasına devredilmesi önemli bir adımdır. Somut sonuçlar görebilmek için güçlü bir işletme modeli ve teknolojik yatırımların devreye alınmasıyla limanın tahliye ve yükleme süreçlerinin iyileştirilmesi, konteyner işlemlerinin hızlandırılması beklenmektedir. Ayrıca, İzmir Limanı’ndaki yolcu iskelelerinin, kentin liman kenti kimliğini daha güçlü yansıtacak şekilde turizm ve ticaret merkezi olarak yeniden değerlendirilmesi, şehir ekonomisi için büyük bir fırsat sunmaktadır. Alsancak Limanımız, sadece yolcu taşımacılığı yapan bir terminal olmaktan öte, restoranlar, mağazalar, kültür-sanat alanları ve yürüyüş rotaları ile herkesin kullanabileceği bir cazibe merkezi haline gelebilir. Liman bölgesinin kent yaşamının bir parçası haline getirilmesi için yerel esnafın korunması, küçük işletmelerin sisteme dahil edilmesi, çevresel hassasiyetlerin gözetilmesi ve ulaşım altyapısının güçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır.”

‘Türkiye’nin Hedefiyle TÜSİAD’ın Hedefi Birbirinden Ayrı Değil’
Toplantıya katılan TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ozan Diren, savaşın etkilerinin günümüzde en önemli konulardan biri olduğunu vurgulayarak, “Dünya yeni bir denge arayışında, fakat bu denge henüz sağlanmış değil. Biz, sanayi altyapımız, coğrafi konumumuz, genç nüfusumuz ve Avrupa ile entegrasyon kapasitemiz sayesinde bu dönemde pozitif ayrışma potansiyeline sahibiz. Güçlü ve güvenilir kurumlar ile uluslararası ilişkilerde dönüşüm sağlarsak bu potansiyeli olumluya çevirebiliriz. Başarılı olmanın ilk adımı, küresel dinamikleri ve ülkemizin pozitif ayrışmasını ortak akılla ele almaktır. Orta Doğu’daki savaşın ne kadar süreceği belirsiz; ancak uzaması durumunda dünya bir enerji arz sorunu ile karşılaşacaktır.” dedi.
Diren, sözlerini şu şekilde sürdürdü:
“Türkiye’nin hedefi ile TÜSİAD’ın hedefi tamamen örtüşmektedir. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında daha rekabetçi, verimli ve toplumsal refahı yüksek bir Türkiye için çalışıyoruz. Zor bir dönemle karşı karşıyayız. Bu dönemi doğru okursak, Atatürk’ün bize emaneti olan Türkiye’nin bu zorlu dönemden güçlenerek çıkabileceğine inanıyoruz.”



