Yılmaz, teknolojinin insan odaklı kullanımının önemine dikkat çekerek, “Dünya nüfusunun önemli bir bölümünü etkileyen mobilite kısıtlamaları, inovasyonun en fazla ihtiyaç duyulduğu alanların başında geliyor. Biz, sunduğumuz çözümlerle yalnızca bir cihaz sunmuyoruz; bireylere özgürlüklerini ve toplumsal rollerini geri kazandırmayı amaçlıyoruz. İkincil sağlık sorunlarını azaltan bu teknolojiler, aynı zamanda uzun vadede ekonomik ve sosyal kazanımların da kapılarını aralıyor” ifadelerini kullandı.
‘TÜRKİYE, YERLİ MOBİLİTE TEKNOLOJİLERİNDE KÜRESEL BİR GÜÇ OLMA YOLUNDA İLERLİYOR’
Yılmaz, “Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından hazırlanan Mobilite Araç ve Teknolojileri Yol Haritası çerçevesinde Türkiye’nin mikromobilite ve engelsiz ulaşım alanındaki vizyonu net bir şekilde belirleniyor. Rapora göre, Türkiye’nin otonom ve bağlantılı araç teknolojileriyle uyumlu yeni nesil mobilite araçlarında bir üretim üssü haline gelmesi hedefleniyor. Bu stratejik plan, yerli girişimlerin küresel pazarda rekabet edebilirliğini artıracak teşvik ve altyapı çalışmalarını öncelikli hale getiriyor. Özellikle erişilebilir ulaşım ekosisteminin dijital dönüşümle entegrasyonu, ülke ekonomisinin yüksek katma değerli üretim kapasitesini doğrudan destekliyor. Mobilite ekosisteminin GSYİH içindeki payının artırılması, önümüzdeki beş yıllık projeksiyonun en temel bileşenleri arasında yer alıyor” şeklinde konuştu.
Yılmaz, sözlerine devam etti:
“Bu stratejik hedefler doğrultusunda, engelsiz yaşam teknolojilerinde dışa bağımlılığı azaltacak Ar-Ge projelerine odaklanıyoruz. Türkiye’nin mühendislik gücünü, empati odaklı tasarım süreçleriyle birleştirerek dünya standartlarında ürünler geliştirme kararlılığındayız. Hedefimiz, yalnızca bir tedarikçi olmak değil, Türkiye’nin engelsiz yaşam ekosisteminde teknoloji ve empatiyi birleştiren en güvenilir rehber olmaktır.”
“Küresel mobilite pazarı, yapay zeka ve bağlantılı teknolojilerin entegrasyonu ile birlikte önemli bir değişim süreci yaşıyor” diyen Yılmaz, “Engelsiz yaşam teknolojileri, artık sadece mekanik destek sistemleri olmaktan çıkarak, kullanıcı verilerini işleyen akıllı platformlara dönüşüyor. Bu teknolojik evrim, bireylerin kentsel altyapıyla etkileşimini kolaylaştırarak sosyal bariyerleri ortadan kaldırıyor. Yatırımcıların ve kamu politikalarının bu alana yönelmesi, erişilebilirliği evrensel bir tasarım standardı haline getirmeyi hızlandırıyor. Geleceğin akıllı şehirlerinde, herkes için eşit hareket imkanı sunan modüler ve çevre dostu ulaşım çözümleri öne çıkacak. Sosyo-ekonomik kalkınmanın temel bir göstergesi olan mobilite adaleti, teknolojik ilerlemelerin en somut çıktılarını oluşturuyor” şeklinde sözlerini sürdürdü.
‘KENDİ DİRENİŞ HİKAYEMİ, MİLYONLARIN ÖZGÜRLÜK YOLCULUĞUNA DÖNÜŞTÜRMEYİ HEDEFLİYORUM’
Yılmaz, “Bugün Türkiye’de akülü tekerlekli sandalye üretiminin sınırlı olması, sektörde ithal ürün bağımlılığını artırmakta ve bu durum fiyatların yükselmesine neden olarak son kullanıcıların erişimini zorlaştırmaktadır. Maz Mobilite, yerli üretim yatırımlarıyla hem maliyetleri düşürmeyi hem de ürünleri daha erişilebilir hale getirmeyi hedefliyor. İstanbul Beylikdüzü ve Ankara Yenimahalle’de faaliyet göstererek hem bireysel kullanıcılar hem de kurumsal çözüm ortakları için sürdürülebilir mobilite çözümleri sunuyoruz. Yerli üretim hedefi doğrultusunda, önümüzdeki yıllarda ihracat yaparak ülke ekonomisine döviz kazandırmayı ve Türkiye’yi mobilite teknolojilerinde bölgesel bir merkez haline getirmeyi amaçlıyoruz” diye ekledi.
Yılmaz sözlerine şöyle devam etti:
“Akülü tekerlekli sandalye, manuel tekerlekli sandalye, engelli çocuk puseti ve hasta yatağı gibi temel mobilite çözümlerinde doğru ürünü doğru kullanıcıyla buluşturmayı merkeze alıyoruz. Bünyemizdeki fizyoterapist desteğiyle, kullanıcıların hastalık gruplarına ve fiziksel ihtiyaçlarına uygun ürün seçiminde bulunulurken, standart ürünler gerektiğinde kişiye özel aparatlar geliştirilerek optimize ediliyor. Benim için bu girişim, sadece bir ticari faaliyet değil; aynı zamanda kişisel bir direniş ve toplumsal bir sorumluluğun ürünüdür. Yaşadığım zorluklardan edindiğim tecrübeleri, başkalarının hayatını kolaylaştıracak teknolojik çözümlere dönüştürmek en büyük motivasyon kaynağım. Bugün markamızla hem bireysel kullanıcılara hem de kurumsal çözüm ortaklarımıza, engelleri ortadan kaldıran yüksek teknolojili araçlar sunuyoruz. Gelecek planlarımız yeni yatırımlarla, Türkiye’den dünyaya ihraç edilecek bir mobilite markası olma yolunda emin adımlarla ilerlemektedir. Amacımız, empatiyi mühendislik ile harmanlayarak herkes için erişilebilir bir dünya inşa etmektir.”



