Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu, AK Parti İstanbul Milletvekili Müşerref Pervin Tuba Durgut başkanlığında bir araya geldi. Durgut’un açılış konuşmasının ardından, Türkiye Çocuk ve Genç Psikiyatrisi Derneği Çocuk Hakları Komisyonu Başkanı Didem Behice Öztop, milletvekillerine önemli bir sunum gerçekleştirdi. Öztop, derneğin Marmara Üniversitesi ve Adana Yüksek Güvenlikli Adli Psikiyatri Hastanesi ile işbirliği içinde yürüttüğü, denetimli serbestlikten yararlanan çocukların cezayla ilişkili değerlendirmelerine dair araştırmalara değindi.
Öztop, sunumunda, “Bu iki çalışmadan vurgulamak istediğim en önemli noktalar arasında; ergen anneliği, eğitim düzeyi ve tekrarlayıcı suçlarda ailesel risk faktörlerini görmekteyiz. Ayrıca, erken yaşta suçla tanışan çocukların suç sonrası süreçlerinin olumsuz etkilendiği, okul devamsızlığının, okulla olan ilişkilerinin bozulmasının, okul terki ve akademik başarısızlığın ciddi sorunlar olarak karşımıza çıktığını belirtmek gerekiyor. Bu nedenle, çözümün en önemli parçalarından biri, Milli Eğitim Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı’nın birlikte çalışmasıdır. Suça sürüklenen çocuk kavramı, bilimsel açıdan da önemlidir, çünkü çocukların suç işlemesi, gelişimsel, ruhsal, ailesel, toplumsal, hukuki ve sosyal pek çok faktörün sonucudur.” dedi.
‘SUÇ OKUL ÇIKIŞINDA İŞLENİYOR’
Suça sürüklenmenin çocuğun cezasızlığıyla ilişkilendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Öztop, suça sürüklenmeyi engellemek için kapsamlı bir yaklaşım geliştirilmesi gerektiğini ifade etti. 4 veya daha fazla olumsuz deneyim yaşayan çocukların hapse girme oranının yüzde 20 daha fazla olduğunu belirten Öztop, “Özellikle vurgulamak istediğim noktalardan biri suçların çoğunlukla okul çıkışında işlendiğidir. 15.00-20.00 saatleri arasında, okul günlerinde şiddet içerikli suçların genellikle akşam saatlerinde meydana geldiği görülmektedir. Dünyada da birçok araştırma bu durumu desteklemektedir. Türk bir araştırmacının da bulunduğu çalışmalarda, yalnız geçirilen zamanın artmasının ergenliğe geçişle birlikte olağan bir süreç olduğu ancak bu durumun akademik başarıyı, sosyal duygusal zorlukları ve riskli davranışları etkilediği ortaya konmuştur.” şeklinde konuştu.
‘SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUKLARIN DÖVMELERİ DAHA FAZLAYDI’
Sunumunu gerçekleştiren bir diğer isim ise ÇOGEPDER Çocuk Ergen Psikiyatrisi Yataklı Servisleri Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Selma Tural Hesapçıoğlu oldu. Hesapçıoğlu, 2015-2017 yılları arasında Ankara Sincan Cezaevinde hüküm giymiş gençlerle yapılan bir araştırmadan bahsederek, “76 suça sürüklenen çocuk ve bir psikopatoloji veya şikayet nedeniyle ergen psikiyatrisine başvuran genci kontrol grubu olarak aldık. Cezaevindeki gençlerin ortalama 12 ay süreyle burada kaldığını gözlemledik. Cezaevinde kalan gençlerin daha kalabalık ailelerden geldiği, genellikle 4 kardeş oldukları, kontrol grubundaki çocukların ise 2 kardeşli olduğu ortaya çıktı. Ayrıca, suça sürüklenen çocuklarda okuma yazma bilmemek oranı anlamlı derecede yüksekti; 56 kişi eğitimine hiç devam etmemişken, kontrol grubunda bu sayı sadece 3’tü. Bu durum, bilinen risk faktörlerini bir kez daha ortaya koyuyor.” dedi.
‘CEZAEVİNDEN GELEN ÇOCUKLARDA DAVRANIM BOZUKLUĞU YÜZDE 85,5’
Araştırma kapsamında iki grup arasında psikiyatrik bozuklukları karşılaştırdıklarını belirten Hesapçıoğlu, “Cezaevinden gelen çocuklarda davranım bozukluğu oranı yüzde 85,5 olarak tespit edildi. Kontrol grubunda ise bu oran sadece 11,8’dir. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu açısından her iki grupta da bir fark gözlenmedi. Ancak, depresyon oranı hüküm giymiş ergenlerde daha yüksekti. Ayrıca, travma sonrası stres bozukluğu ve alkol, madde kullanım bozukluğu oranlarının da daha fazla olduğu gözlemlendi. Cezaevinden gelen çocukların hiçbirinin daha önce bir psikiyatrik takibi yoktu fakat bu grupta daha fazla sayıda psikiyatrik bozukluk tespit edildi.” diye konuştu.
‘SUÇ İŞLEYENLERİN YAKLAŞIK YÜZDE 50’Sİ BİR ARKADAŞIYLA İŞLEDİĞİNİ İFADE ETTİ’
Hesapçıoğlu, suça sürüklenen çocukların yaklaşık yüzde 30’unun aile üyelerinden birinin cezaevinde bulunduğunu açıkladı. Bu grubun suç türlerine göre dağılımına bakıldığında hırsızlık, cinsel suçlar ve kasten yaralama oranlarının daha fazla olduğu görüldü. Suçu işleme sırasında yaklaşık yüzde 50’sinin bir arkadaşıyla birlikte hareket ettiğini ifade eden Hesapçıoğlu, “Yüzde 40’ı ise tek başına suçu işlemiştir. Psikiyatrik tanı sayısına baktığımızda, olguların yüzde 92,6’sına psikiyatrik tanı koyduk. Sadece 4 olguda psikiyatrik tanı koymadık. Bu tanı koymadığımız 4 olgunun suç



