Tekirdağ’da, Büyükşehir Belediyesi Yılmaz İçöz Sahnesi’nde 4-5 Şubat tarihleri arasında gerçekleştirilen ‘Afetlere Dayanıklı Tekirdağ’ çalıştayı başladı. Çalıştayda, 6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremler ve sonrasındaki gelişmeler üzerine değerlendirmelerde bulunan Jeofizik Yüksek Mühendisi ve Deprem Bilimci Prof. Dr. Haluk Eyidoğan, önemli açıklamalarda bulundu. Eyidoğan, “Bu derslerin ödevlerini yapmamız lazım. 6 Şubat’ta yaşanan acı manzaralar ve kayıplar, ekonomik kayıplar açısından gereklidir. 53 bin 537 yurttaşımızı kaybettik, ayrıca Suriye’de 8 bin 500 can kaybı var. Yani toplamda 62 bin civarında bir kayıp söz konusu. Her depremden dersler çıkarıyoruz. Bu dersleri, merkezi ve yerel yönetim düzeyinde ciddiye alarak uygulamamız gerekiyor” dedi.
‘DEPREMİ ÖNCEDEN BİLME ŞANSIMIZ YOK’
Depremin önceden tahmin edilebilmesi için bir hesap yönteminin mevcut olmadığını ifade eden Eyidoğan, “Bugüne kadar bu konuda elimizde bir ölçüm veya hesap yöntemi yok. Bazı bilim insanları bu konularda araştırmalar yapıyor, ancak şu anda ‘Ben depremi önceden biliyorum’ demek mümkün değil. Çünkü uluslararası standartlara göre, bir kişinin depremin hangi yıl, gün, saat, büyüklük ve lokasyonunu kesin olarak bilmesi gerekiyor. Bu şartlar sağlanmadığında, depremin önceden tahmin edildiğini söylemek imkansız. Türkiye’nin deprem tehlike haritası, maruz kalacağımız yer hareketinin şiddetini gösteriyor. Bu haritaya göre, binalarımızı ve zeminimizi buna uygun şekilde inşa etmemiz gerekiyor. Deprem riski azaltılabilir. İnsanlar depremlerden korkuyor, fakat bu korkuyu yenmek, kurallara uyarak güvenli yerleşim alanları oluşturmakla mümkün. Depreme dayanıklı yapılaşma ve şehirler bu noktadan doğuyor” şeklinde konuştu.

‘EN AZ HASARLA KURTULACAK YERLEŞİMLER OLUŞTURMALIYIZ’
Güçlü bir sistem kurarak depremden en az kayıpla kurtulacak yerleşim alanlarının oluşturulması gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Eyidoğan, “Aslında eksik olan bir şeyimiz yok. Üniversiteler, yer bilimcileri, inşaat mühendisleri, AFAD, yönetmelikler, deprem tehlike haritası, valilikler ve bakanlıklar tüm bunlar mevcut. Tüm mesele, bir sistem oluşturarak depremden en az kayıpla kurtulacak yerleşimleri tasarlamak. Çünkü deprem doğaldır, afet insandan kaynaklanır. Bu coğrafya, milyonlarca yıl boyunca depremler yaşamıştır. Farkında olup, ilgili tüm kurumlarla birlikte bu konuyu sürekli gündemde tutarak gerekli çalışmaları yapmalıyız” ifadelerini kullandı.
‘DEPREMİ DEĞİL AMA KAYIPLARI DURDURABİLİRİZ’
Depremle ilgili yapı üretim sürecinin ciddiye alınması gerektiğini vurgulayan Eyidoğan, “Bir binanın inşaat ruhsatı almak için en az on farklı aktör sürece dahil. Ruhsat ve proje onayı, müteahhit belirleme, şantiye şefi, işçiler, mühendisler, mimarlar ve denetimciler gibi birçok sorumlu var. Sorumluluk sigortası konusuna da dikkat çekmek gerekiyor. Yetkinlik büyük önem taşıyor. Bu konuları tartışarak daha iyi bir noktaya ulaşabiliriz. Türkiye, diğer ülkelere örnek olabilir. Türkiye’de iki gerçek var: biri depremin kendisi, diğeri ise depremlerde beklenenden fazla kayıp vermemiz. Deprem gerçeğini durduramayız, ancak beklenenden fazla kayıpları azaltabiliriz. Bu, bizim kontrolümüzde ve bunu ayırt edebilirsek, Türkiye’de deprem risklerini azaltmak mümkün hale gelecektir” dedi.



