1. Haberler
  2. ANTALYA
  3. ‘Okaliptüs ağaçlarının hepsi köklenmeli

‘Okaliptüs ağaçlarının hepsi köklenmeli

‘Okaliptüs ağaçlarının hepsi köklenmeli
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Mehmet ÇINAR- Aysu DURSUN/ANTALYA, (Antalya Olay)- Bursa’da yaşayan balıkçı Adem Yılmaz (70) ile dostluğu filme konu olan Yaren leyleğin hikayesinin kahramanı olan yaban hayatı gözlemcisi Alper Tüydeş, Türkiye’ye getirilen okaliptüs ağaçlarının yer altı su kaynaklarını tahrip ettiğini ifade ederek, “Radikal bir karar alıp, okaliptüs ağaçlarının hepsini köklememiz gerekiyor” çağrısında bulundu.

Bursa Karacabey’de her yıl buluşan Yaren leylek ve balıkçı Adem Yılmaz’ın hikayesini gün yüzüne çıkaran yaban hayatı gözlemcisi ve doğa fotoğrafçısı Alper Tüydeş, Antalya’da doğaseverlerle “Havadan, Sudan ve Kuştan Sohbetler” konulu bir etkinlik gerçekleştirdi. Tüydeş, Antalya’nın kuş fotoğrafçıları için son derece önemli bir destinasyon olduğunu vurgulayarak, “Kuş ve doğa gözlemcileri için hem Toroslar’da hem de sahil kesiminde çok değerli türler mevcut. Bahar göçünün başladığı bu dönemde Antalya sahilleri, ülkemiz için hem nadir hem de önemli bir göç rotası. Nadir türlere ev sahipliği yapan bir bölge. Burada gerçek doğa hikayelerinden bahsettik. Havadan, sudan, kuştan ve iklim değişikliği ile birlikte mevsimsel orantısız yağışlar ve mevsim normallerinin dışındaki hava olaylarını ele aldık” dedi.

BATAKLIKLAR DOĞANIN EN ZENGİN ALANLARI

Yaban hayatı ve kuşlar için bataklıkların önemine dikkat çeken Alper Tüydeş, “Yıllarca ‘bataklıklar pis kokar’ gibi bir algı oluşturuldu. Ancak bataklıklar bugün ‘sulak alan’ olarak anılmaktadır. Bu alanlar, doğadaki canlı çeşitliliğinin en yoğun görüldüğü yerlerden biridir. Bu nedenle sulak alanlar, tatlı su kaynaklarının yer altı sularını filtreleyerek temiz kalmasını sağlamaktadır. Karbon salınımını ormanlardan daha fazla tutuyorlar. O sığ sularda en renkli ve güzel kokulu çiçekleri görebilirsiniz. Arıları, kelebekleri kendine çekerler. Böcekler, kertenkeleler, balıklar, kurbağalar, sürüngenler bu alanlara toplanır. Ayrıca bataklıklar, göç döneminde kuşlar için birer dinlenme tesisi işlevi görür” ifadelerini kullandı.

GÖÇMEN KUŞLARIN DİNLENME DURAĞI

Leylekler, pelikanlar, akbalıkçıllar, kartallar ve ötücü kuşlar gibi birçok kuş türünün bu bataklıkları dinlenme yeri olarak kullandığını anlatan Tüydeş, bu kuşların beslenmesi için sığ suların hayati öneme sahip olduğunu vurguladı. Geçmişte sıtma gibi ölümcül hastalıklarla mücadele etmek amacıyla bataklıkları kurutmak için okaliptüs ağaçlarının kullanıldığını ifade eden Tüydeş, “Antalya bölgesinde de bu ağaçların varlığı, bataklıkların kurutulması amacıyla olmuştur. Eğer günümüzde su kaynakları azalıyor diyorsak, okaliptüs ağaçlarının hepsini köklememiz gerekiyor. Bu ağaçlar, zamanında bataklıkları kurutmak için getirilmiş olup, şu an kendi başlarına yayılmaya devam ediyorlar. Gediz Deltası’nda okaliptüs ağaçlarından oluşan devasa bir orman bulunuyor” dedi.

BATAKLIKLARI KURUTMAK İÇİN GETİRİLDİLER

Türkiye’ye 1885 yıllarında getirilen okaliptüs ağaçlarının yer altı su kaynakları ve sulak alanlar üzerindeki olumsuz etkilerini vurgulayan Tüydeş, “Bu ağaçlar, bataklıkların kurutulması için getirilmiştir. Ancak şimdi kontrol dışına çıkmış ve birçok korunan sulak alanda bile yayılım göstermeye başlamıştır. Bazı bölgelerde bu ağaçların sayısı günden güne artmakta. Antalya’da da var, ancak mesela İzmir Gediz Deltası’ndaki alan da artık su sıkıntısı çeken bir yer haline gelmiştir. O bölgede okaliptüs ağaçlarından oluşan bir orman bulunmaktadır. Bu konuyu teknik ve akademik açıdan ele alacak uzmanların görüşleri de önemlidir. Ancak biz yıllardır bu sorunun altını çizmeye çalışıyoruz ve birilerinin bu kararı alması gerekiyor. Bir yerden başlanmalı” şeklinde konuştu.

HER GÜN KİLOLARCA SU ÇEKİYORLAR

Yetişkin okaliptüs ağaçlarının her gün kilolarca suyu topraktan çektiğine dikkat çeken Alper Tüydeş, “Bu durum, yer altı kaynaklarının yok olmasına yol açmaktadır. Biz doğa gözlemcileri olarak bu konunun önemine dikkat çekiyoruz. Ancak bu işi teknik olarak ele alacak uzmanlarla birlikte araştırmak, azalan su kaynaklarımızı korumak için kritik bir öneme sahiptir. Ayrıca tarımsal faaliyetlerin düzenlenmesi ve şehircilik anlamında da atılması gereken adımlar bulunmaktadır. Planlı ve doğa dostu şehircilik anlayışı, yıllardır gündeme getirdiğim bir konudur” ifadelerini kullandı.

‘GÖL VE DERE KIYILARINI DERİNLEŞTİRMEYİN’

Göl ve dere kenarlarının ıslah amacıyla derinleştirilmesinin yanlış olduğunu söyleyen Tüydeş, “Türkiye’nin her yerinde bunun örnekleri mevcut. Örneğin, Uluabat Gölü’nü seddelerle böldükleri için kıyılar derinleşti. Kıyı kuşları ve leylekler artık beslenemiyor çünkü kıyılar hep

‘Okaliptüs ağaçlarının hepsi köklenmeli
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Antalya Olay ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin