Dört yıl önce COP27’yi fırsata çeviren Mısır, çevre ve altyapı yatırımlarıyla arıtma devrimi yaptı.
Luxor Katliamı ve Mısır’ın Güvenlik Çabası
Ülkenin kuzeyinde inşa edilen Bahr El-Baqar arıtma tesisinde ileri seviyede arıtılan atıksular, tarımsal üretim, kentsel peyzaj ve çölün ağaçlandırılmasında kullanılıyor… Mısır, 2022’de COP27’ye ev sahipliği yaptı. Aynı yıl dünyanın en büyük atıksu arıtma tesisini tamamlayan Mısır, ileri düzeyde arttığı atık suları tarımsal üretimde, kentsel peyzajda ve çölü ağaçlandırmak için kullanıyor.
Turizm merkezi Şarm El-Şeyh’te denize deşarjı sıfırlayan ülkede Kızıldeniz’in mercanları ve deniz ekosistemi korunurken sualtı turizmi cazibesi geçen gün yükselen bölge Türkiye’den de ziyaretçi çekiyor. Bu yıl COP31’e ev sahipliği yapacak olan Antalya ise son aylarda deniz kirliliği ile gündemden düşmüyor. Türkiye ve Mısır kültürel ve mirası ile mirası ile öne çıkan iki turizm ülkesi.
Görkemli Mısır uygarlığı ve antik Mısır’ın modern dünyayı derinden etkileyen kültürel mirası büyük bir avantaj. Diğer tüm koşullar dezavantajlı görünse bile, bu kültürel zenginliğin yarattığı cazibe Mısır turizmi açısından kritik bir potansiyel. Buna sinema, edebiyat ve kültür endüstrisinin ilgisini de eklersek sürekli olarak dolaşımda olan bir algıdan söz etmek mümkün.
Bütün bunlara rağmen Mısır turizmi oldukça kırılgan bir yapıya sahip. Bunda ülkenin çalkantılı siyasi ve toplumsal yapısının etkisi büyük. Örneğin 17 Kasım 1997’de köktendinci örgütler (El-Cemaat el-İslamiye) tarafından Luxor’da yapılan terör saldırısında, 62 turist yaşamını yitirmişti.
Luxor katliamı olarak anılan bu terör saldırısının etkisini hızla silmeye çalışan ülkede yaralar sarılmış, uluslararası tanıtım atağı yapılmış ve güvenlik ön plana çıkarılarak özellikle Şarm El-Şeyh gibi bölgeler turizm açısından korunaklı alanlar haline getirilmişti. Bu bölgede kilometrelerce güvenlik duvarı örülerek, potansiyel turist gönderen Rusya gibi ülkelere “Vatandaşlarınız burada güvende olacak” mesajı bile verilmişti. Turizmin kırılganlığı düşünüldüğünde, bu detaylar Mısır için birer dezavantajı dönüyordu.
Buna karşın tek sorun bu da değildi. Beşeri kargaşadan ve güvenlik zaafiyetinden olumsuz etkilenen 2022 yılında Mısır’da düzenlenen küresel iklim zirvesi COP27, ülke için altyapı meselesinde kritik bazı projelerin gündeme gelmesini sağladı.
Zirve önceki dönemde başlayan hazırlıklar, devasa altyapı projelerinin hayata geçirilmesine fırsat verdi. Bu projelerin en kritik olanlarından biri, ülkenin kuzeyinde inşaa edilen Bahr El-Baqar atıksu arıtma tesisi oldu. Küresel ölçekte bu konuda uzman olan diğer firmalarla geliştirilen proje, 2022 yılında tamamlandı.
Burada ilginç bir ayrıntının altını çizmek gerekir: Günde 5,6 milyon m³ atıksu arıtma kapasitesine sahip olan Bahr El-Baqar tesislerinin işvereni olarak Mısır Ordusu bünyesinde kurulan Ordu Mühendis İdaresi görünüyor. Aynı biçimde Mısır ordusu bünyesinde tarımsal üretimle ilişkin faaliyetler yürüten iki ayrı kuruluş daha bulunuyor. Bunlardan biri, Ulusal Hizmet Projeleri Kurumu (NSPO – National Service Projects Organization), diğeri ise Mısır’ın Geleceği Sürdürülebilir Kalkınma Kurumu (Future of Egypt Authority).
Ordu bünyesindeki bu iki kurumun çatısı altında faaliyet yürüten çok sayıda şirket var ve bu şirketler tarımdan hayvancılığa, buğdaydan narenciyeye, seracılıktan su ürünleri ne kadar gıda meselesinde birçok alanda üretim yapıyor.
Kontrolsüz Büyüyen Turizm ve Çevre Sorunları
Mısır’ın su fakiri bir ülke olduğu düşünüldüğünde bu organizasyon yapısı çok daha kritik hale geliyor. İşte dört yıl önce hayata geçirilen ve dünyanın en büyük atıksu arıtma ve çamur kurutma tesisi olarak görülen Bahr El-Baqar’da ileri teknoloji ile arıtılan atık sular, tarımsal sulamada kullanılarak, hem doğrudan denize deşarj edilmesinin önüne geçiliyor hem ve büyük ölçüde su tasarrufu yapılıyor. Öyle ki bu projeyle Mısır’ın yegane büyük su kaynağı olan Nil Nehri üzerindeki kullanım baskısının azaltıldığı belirtiliyor.
İleri arıtma yöntemleri uygulanan atık sular aynı zamanda çölün ağaçlandırılması için kullanılıyor. Sina bölgesindeki ıslah alanları bunlar arasında. Bu devasa tesis yapılmadan önce, Bahr El-Baqar drenaj suyunun bir kısmı doğrudan kuzeydeki Manzala Gölü’ne ve oradan da Akdeniz’e boşaltılıyordu.
Mısır, deniz suyunu tuzdan arındırarak kullanan ülkeler arasında. Suyun her damlası hayati önemde. Nil havzasının insanlık için tarımsal üretim ve kültürel gelişme açısından ne kadar kritik olduğu biliniyor.
Son yıllarda bu kadim sulama ve üretim bilgilerine modern çağın gelişmiş teknolojisi ile birlikte yeni yöntemler eklenmiş. Tuzdan arındırılan deniz suyu kullanıldıktan sonra oluşan atık sular, yeniden ve ileri seviyede atılarak tarımda ve Sina Yarımadası’nın gelişmesinde bir araç olarak kullanılıyor. Bir başka deyişle, arıtılmış sular ile çölde vaha yaratılıyor.
Tarımsal üretim ile entegre olarak yürütülen bu projenin, yeni iş alanları yaratmakdan tutunda çevre ve halk sağlığını korumaya yönelik bir çok olumlu sonucu var. Buna karşın en önemlisi her damla suyun değere dönüşmesi. Bu, aynı zamanda turizm açısından da kritik bir fark yaratıyor.
Mısır’da bu devasa arıtma projesi dışında özellikle Şarm El-Şeyh’te düzenlenen COP27 İklim Zirvesi öncesindeki ve sonraki süreçte bölgenin tam anlamıyla “Yeşil Şehir” ilan edilmesi çevre meselesinde yeni teknolojik gelişmeleri de beraberinde getirmiş. Bunların başında eski tip gölet stabilizasyonu ve basit aktif Çamur yöntemleri terk edilerek MBR (Membran Biyoreaktör) geçirmesi geliyor. MBR teknolojisi, mikrofiltrasyon membranları kullanarak atıksudaki patojenleri, askıda katı maddeleri ve kimyasal elementleri yüzde 99 oranında filtre ediyor.
Böylece arıtılmış atık suların geri kazanımı mümkün olabiliyor. Arıtmadan çıkan çamur da biyogaz üretimi için kullanılıyor. Söz konusu planlama doğrultusunda atılan bir başka radikal adım da denize yönelik atıksu deşarjının sıfırlanması.
Şarm El-Şeyh’teki otellerin ve belediye tesislerinin arıtılmış atıksuları doğrudan veya dolaylı olarak Kızıldeniz’e deşarj etmesi tamamen yasaklanmış. Arıtılan sular, otellerin peyzajında ve çölleşme ile mücadele amacıyla kurulan yapay ormanlarda, şehir peyzajında kullanılıyor. Aynı zamanda Kızıldeniz‘deki mercanların ve deniz ekosisteminin korunması için yürütülen akıllı izleme ve koruma sistemleri hayata geçirilmiş.
Yapay zeka destekli programlarla kirlilik ve deniz ortamındaki değişiklik anlık olarak takip ediliyor.
Mısır’ın Çevre Yatırımı Atağı ve Cop27
Mısır Çevre İşleri Ajansı (EEAA), teknelerin sintine boşaltmasını, koruma bölgelerinde (Ras Muhammed gibi) atık bırakılmasını sıkı biçimde denetleyerek mercan resiflerine zarar verenlere büyük para cezaları uyguluyor. Mısır’ın özellikle Kızıldeniz için uygulamaya başladığı bu sistemin saat gibi tıkırtıkır işlediğini söylemek elbette mümkün değil. Henüz sistem tam olarak oturmuş değil, biraz daha zamana ihtiyaç olduğu belirtiliyor.
Buna karşın bu konuda atılmış çok kritik bir adım ve radikal bir uygulama olduğunu söylemek mümkün. Özellikle denize sıfır deşarj uygulaması ve arıtılmış atık suların tarımda ve çölün ağaçlandırılmasında kullanılması çok kritik bir adım. Mısır ile Türkiye’nin turizm açısından karşılaştırılması ilginç sonuçlar doğuruyor elbette.
Türkiye’nin turizm alanında çok kritik deneyimi ve başarıları var. Buna karşın çevresel konularda ve altyapı açısından ortaya çıkan sorunlar, bu başarıları yok edecek potansiyele sahip. Bir başka deyişle Türkiye bir yandan turizmde bindiği dalı keserken diğer yandan da ETS gibi büyük tur şirketleri Mısır’daki otelleri pazarlıyor, Türk yatırımcılar Şharm El- Şeyh’de oteller açıyor.
ANTALYA TEK BAŞINA MISIR’ın TURİST SAYISINI GEÇİYOR, buna karşın… Mısır’ın yıllık ortalama turist sayısı 12 ile 15 milyon arasında görülüyor. Örneğin 2024 yılında ülkeye gelen 15,7 milyon turist sayısının Mısır için bir rekor olduğu belirtilmiş.
2024 yılında yalnızca Antalya’ya gelen turist sayısı 17,2 milyon olarak kayda geçmiş. Türkiye’nin geçtiğimiz yıl açıklanan turist sayısı ise 63,9 milyondu. Kuşkusuz bu rakamlar ve turist sayısı tek başına belirleyici değil buna karşın yine de bir kriter ortaya koyuyor.
Mısır 15 milyon turist ile hem otellerde hem de kentlerde kullanılan atık suları ileri derecede aratarak denize boşaltmaktan kurtulmuş. Bu, Mısır’ın 100 milyonun üzerindeki nüfusunu düşününce çok kritik bir adım. Antalya ise tek başına yıllık 17 milyon turist (bu rakam bazı yıllar daha da artabiliyor) ve 3 milyona yaklaşan yerleşik nüfusu ile halen kentsel atıksuyu denize de şarj eden bir modeli kullanıyor.
Antalya’da şimdilik eksik olan Mısır’ın yapmış olduğu arıtma devrimi. Arıtma sistemlerindeki mevcut duruma bakıldığında, devletin resmi kayıtlarında yer alan verilere göre, ileri arıtma düzeyi neredeyse yok denecek kadar az. Bir başka değişle kabaca arıtma işlemi uygulanan atık sular, “Derin deniz deşarjı” kavramına bile uygun olmayacak biçimde yüzeye yakın alanlardan denize boşaltılıyor.
Üstelik giderek turizm ve kentsel nüfus kaynaklı kullanın baskısı artıyor. Turizmdeki kişi başına su kullanım miktarı, günlük 600-700 litre civarında. Bu geleneksel söylemde günlük insani tüketimin yaklaşık dört katı.
Özellikle Antalya’daki yoğun su tüketen golf turizmi düşünüldüğünde, Mısır’daki örnek daha anlamlı hale geliyor.
Devasa Arıtma Tesisinin İşvereni Mısır Ordusu
Antalya’da özellikle bu yaz yaşanan deniz kirliliği yetkililer tarafından çoğunlukla Doğu Akdeniz’den dalgalarla taşınan mikro plastikler ve deniz çöplerine bağlandı. Kimi açıklamalarla kirliliği sorumlusu Levant Akıntısı öne çıkarıldı, kimi açıklamalarda Küçük Asya akıntısı terminolojisi kullanıldı. Mısır ve Suriye kaynaklı kirliliğin dalgalar yoluyla batıya doğru taşındığı, buna Adana ve Mersin’deki geri dönüşüm tesislerinin nehirlere bıraktığı atıkların da eklendiği söylendi.
Buna karşın Antalya su havzasının karasal kirliliğine yeterince değinilmedi. 19 Ağustos’ta Kaş’ta, 26 Ağustos’ta ise Antalya kent merkezinde, falezlerden denize saatlerce atılmamış atıksu karıştı. Alanya’daki otellerden ve derelerden denize karışan atık sular aylardır gündemden düşmedi.
Buna rağmen deniz kirliliğinden söz eden yetkililer, atıksulara yeterince değinmedi. Buna karşın, Antalya Büyükşehir Belediyesi Su ve Atıksu İdaresi (ASAT) Genel Müdürü Cengiz Gülebay, 28 Ağustos’ta Alanya’da yaptığı açıklamada arıtma tesislerinden kaynaklanan herhangi bir deniz kirliliği olmadığını iddiasını kamuoyunun gündemine taşıdı. Mısır 2022’de COP27’ye ev sahipliği yapmıştı.
Söz konusu planlama doğrultusunda özellikle atıksu arıtma, suyun döngüsel kullanımı ve deniz koruma gibi başlıklarda kritik ve radikal uygulamaların hayata geçirildiği görülüyor. Türkiye, COP31’e ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Önümüzdeki Kasım ayında, Türkiye’nin Antalya’da düzenlenecek olan COP31 için yapılan hazırlıklara bakıldığında daha çok etkinlik alanına ilişkin projeler ile yol ve asfalt ihaleleri öne çıkıyor.
Açık kaynaklarda yer alan bilgilere göre, şu ana kadar yaklaşık 25 milyar TL harcandığı görülen COP31, Antalya için radikal çevre projeleri açısından bir fırsat olabilirdi. Türkiye’nin COP31 vizyonu daha çok sıfır atık ve geri dönüşüm üzerine odaklı. Son yıllarda Avrupa’dan en fazla plastik atık ithal eden ülkelerin başında gelen Türkiye’nin küresel iklim zirvesinde dünyaya vereceği mesaj sıfır atık ve geri dönüşüm olacak.
Oysa Antalya gibi bir deniz, orman ve su kentinde geri dönüşüm gibi tali bir başlık yerine söyleyecek başka güçlü bir sözümüz olabilirdi. Bu zirve, Mısır’ın yaptığını Antalya’nın da yapabilmesi için, su kaynaklarını ve Akdenizi korumak için gelişmiş altyapı ve arıtma sistemleri için bir fırsat olarak kullanılabilirdi. COP31’e ev sahipliği yapacak olan Antalya’da Vali Hulusi Şahin’in 25 Ağustos’ta basına verdiği demeçte dile getirdiği sözler, altyapı olarak geniş yollar ve asfalta işaret ediyordu: COP31 hazırlıklarını koordineli sürdürdüğünü belirten Şahin, “İnşaat faaliyetleri son sürat devam ediyor ve belirlenen takvimin önündeler.
Gayet iyi çalışıyorlar. Aynı zamanda şehirde hazırlıklar var. Yine TOKİ marifetiyle Belek bölgesinde yol genişleme çalışması uygulamaya konuldu.
Böylece Belek’in aslında kritik bir problemi olan o yol genişletildi, 18 metreye çıkarıldı. Böylece 2×2 hale geldi. Yine Belek bölgesindeki asfaltlar da yenilendi” dedi.
