Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Ayrımcılığın Önlenmesi Alt Komisyonu, AK Parti Rize Milletvekili Harun Mertoğlu’nun başkanlığında bir araya geldi. Komisyon Başkanı Mertoğlu’nun açılış konuşmasının ardından Türkiye Maarif Vakfı Başkanı Mahmut Mustafa Özdil, milletvekillerine kapsamlı bir bilgi verdi. Özdil, Türkiye’nin köklü eğitim tecrübesine vurgu yaparak, “Bugün itibarıyla Türkiye Maarif Vakfı, 64 ülkede aktif bir şekilde faaliyet göstermektedir. Bu ülkelerin 56’sında 517 okulumuz, 2 üniversitemiz, 15 eğitim merkezimiz ve 11 Türkiye araştırmaları merkezimiz bulunmaktadır. Ayrıca, 56 yurt binasında 75 bini aşkın öğrenciye eğitim hizmeti sunmaktayız. Bu durum, Türkiye Maarif Vakfı’nın uluslararası alanda en yaygın okullar zincirlerinden biri olmasını sağlamaktadır. Ancak, bu büyümeyi yalnızca sayısal bir artış olarak değil, eğitim hakkının evrenselliğine katkı sunan bir yapısal kapasite olarak görmekteyiz.” ifadelerini kullandı.
‘FAALİYET GÖSTERDİĞİMİZ ÜLKELERİN İHTİYAÇLARINA CEVAP VERECEK BİR SİSTEMİ İNŞA ETMEK İSTİYORUZ’
Özdil, Birleşmiş Milletler’in (BM) verilerine atıfta bulunarak, dünya genelinde 251 milyon çocuğun eğitimden mahrum olduğunu belirtti. “Türkiye Maarif Vakfı olarak, her yere uyum sağlayacak tek bir model oluşturmak amacıyla çalışıyoruz. Ancak bu model, her gittiğimiz yere özgü sosyal ritim ve dokudan beslenerek, o bölgenin ihtiyaçlarına cevap verebilecek bir okul sistemi inşa etmeyi hedefliyoruz. Bu, iddialı bir yaklaşım ve başka hiç kimsenin yapmadığı bir şey.” şeklinde konuştu.
‘AVRUPA GENELİNDE ÜNİVERSİTEYE GİRİŞ VE MEZUN OLMA ORANI EN DÜŞÜK GRUP, TÜRKLER’
Özdil, Avrupa’da Türk diasporasına yönelik ciddi bir ayrımcılık ve artan İslamofobiye dikkat çekti. “Avrupa genelinde, ‘Ayrımcılığa uğruyorum’ hissini yaşayan Müslümanların oranı yüzde 47. Bu oran, Avusturya’da yüzde 71, Almanya’da ise yüzde 68’e yükseliyor. Türkiye Maarif Vakfı olarak Avrupa’da ne yapmamız gerektiğini düşündüğümüzde, çarpıcı bir veriyle karşılaşıyoruz: Sosyoekonomik durumlarıyla örtüşmemesine rağmen, Türkiye kökenlilerin üniversiteye giriş ve mezun olma oranı en düşük göçmen grubu. Almanya’da tüm nüfusun yüzde 26’sı, göçmenlerin yüzde 25’i üniversite mezunu iken, Türkiye kökenlilerde bu oran sadece yüzde 9. Fransa’da bu oran 41, 32 ve 24 şeklinde ilerliyor. Yani, Türkiye kökenliler bazen başka grupların içinde değerlendiriliyor. Belçika’da ise bu oran 39,9; 31,8; 11,3. Hollanda’da göçmen genelinde bir ayrım yok ama Türkiye kökenlilerde bu oran 41’e 25. Avusturya’da ise bu oran 16; göçmenlerde 19 fakat Türkiye kökenlilerde sadece yüzde 5.” dedi.
‘FETÖ İLTİSAKLI OKULLARIN VAKIF İÇERİSİNDEKİ BÜYÜKLÜĞÜ ÜÇTE 1’İ KADAR’
Özdil, bilgilendirmenin ardından milletvekillerinin sorularını yanıtlayarak, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası devralınan eğitim kurumlarına dair bilgi verdi. “Devralınan okullar, toplam büyüklüğümüzün sadece üçte birini oluşturuyor. Türkiye Maarif Vakfı denildiğinde, akla FETÖ iltisaklı okulların devralınması gelse de, bu okulların sayısı ve öğrenci sayısı açısından toplam büyüklüğümüzün yalnızca üçte birine tekabül ettiğini belirtmek isterim. Kamuoyunda zaman zaman ortaya çıkan ‘Başarılı okullar’ algısının yanıltıcı olduğunu, okullarımıza girdikten sonra net bir şekilde gördük. Eğitim anlayışı ve felsefesi açısından ciddi eksiklikler vardı. Bu nedenle değişiklikler yapmak zorunda kaldık, çünkü aileler çocuklarını emanet ediyor.” şeklinde değerlendirmede bulundu.
‘TOPLAM PERSONELİMİZ 13 BİN CİVARINDA’
Özdil, devralınan okullarda yapılan değişiklikler hakkında da bilgi verdi. “Zaman zaman Türkiye Maarif Vakfı için ‘FETÖ gitti, yerine başka bir cemaat geldi’ şeklinde algılandığını hissediyorum. Ancak Vakfımız, kanunla kurulmuş ve eğitim alanında profesyonel hizmet sunan bir kuruluştur. Okullarımızda çalışan personelimizin işe alım süreçleri şeffaf bir şekilde yürütülüyor. İlanlarımız herkese açık ve bu alanda yeni başvurular olursa memnuniyet duyarız. Türkiye’de toplam 333 çalışanımız, yurtdışında ise Türkiye’den görevlendirilen 504 personelimiz var. Toplam personel sayımız 13 bin civarında. Bu, yurtdışındaki eğitim personelimizin yüzde 5’inden daha azının Türkiye’den görevlendirildiği anlamına geliyor ve bu durum sürdürülebilir bir model oluşturuyor.” ifadelerini kullandı.



