OYAK’ın girişim sermayesi yatırımları arasında yer alan Innovance’ın Kurucusu ve Genel Müdürü Yusuf Ürey, Türkiye’de geliştirdikleri yerli çözümleri Avrupa başta olmak üzere birçok pazara ihraç ettiklerini ifade ederek, her türlü bankayı sıfırdan hızlı bir şekilde kurma yeteneklerine sahip olduklarını vurguladı. Ürey, Türk mühendislerinin teknoloji alanındaki yetkinliklerini ve küresel ölçekteki başarılarını değerlendirdi.
Innovance’ın, Forbes Türkiye’nin ‘Girişim 2026 Listesi’nde zirvede yer aldığını aktaran Ürey, Türkiye’nin finans teknolojilerindeki önemli yetkinlik kazanımını ve yerli teknoloji geliştirmenin stratejik bir zorunluluk haline geldiğini dile getirdi.
Ürey, yüz tanıma sistemlerinden dijital cüzdana kadar tüm süreçlerde, dünyanın teknoloji devleriyle rekabet eden Türk mühendislerinin bankacılık teknolojisini millileştirerek önemli bir küresel başarı elde ettiğini belirtti.

‘DÖRT FARKLI BANKA TÜRÜNÜ SIFIRDAN SÜRATLİ BİR ŞEKİLDE KURABİLİYORUZ’
Türk mühendislerinin finans teknolojilerindeki yüksek yetkinliğine dikkat çeken Ürey, “Klasik banka, dijital banka, yatırım bankası ve katılım bankasını sıfırdan çok hızlı bir şekilde kurabiliyoruz. Bu yeteneği yalnızca Türkiye’de değil, dünyanın birçok ülkesinde hayata geçirebiliyoruz. Bu, bizim önemli rekabet avantajlarımızdan biri” şeklinde konuştu.
Ürey, Innovance olarak ‘Mobil Bankacılık’, ‘ATM’, ‘Çağrı Merkezi’, ‘Yüz Tanıma Sistemleri’, ‘e-Cüzdan’ ve ‘KYC’ çözümleri gibi sektörün tüm ihtiyaçlarını karşılayan kendi veri tabanı sistemlerini geliştirdiklerini aktardı.
‘TEK SÖZLEŞME MODELİ İLE ZAMANDAN VE MALİYETTEN TASARRUF SAĞLIYORUZ’
Büyük ölçekli projelerde karşılaşılan entegrasyon zorluklarına çözüm bulmak adına Türk mühendisleri olarak geliştirdikleri inovatif yaklaşımları anlatan Ürey, sektöre kazandırdıkları ‘Tek Sözleşme’ modelinin avantajlarını şu sözlerle özetledi:
“Geleneksel sistemde büyük projelerde birçok firmanın ürününü entegre etmek gerekiyor. Sözleşme yönetimi oldukça uzun ve karmaşık bir süreç. Bir hata meydana geldiğinde firmalar arasında sorumluluk paylaşımı zorlaşabiliyor. Biz bu süreci ‘Tek Sözleşme’ modeliyle sadeleştiriyoruz. Veri tabanı sistemlerinden temel bankacılığa, dijital kanallardan regülasyon süreçlerine kadar tüm sorumluluğu üstleniyoruz. Müşteri sadece tek bir şirketle muhatap oluyor. Bu modelin en büyük avantajı süre kazandırmasıdır. Süre eşittir maliyet. Böylece müşterimizin harcayacağı parayı azaltıyor, kazanacağı parayı artırıyoruz.”

‘TÜRKİYE TEKNOLOJİ ÜRETİMİNDE GÜÇLÜ BİR KONUMDA’
Türkiye’nin yazılım, veri ve güvenlik alanlarında kaydettiği önemli gelişimlere vurgu yapan Ürey, Avrupa ile yapılan kıyaslamalarda Türkiye’nin net bir farkla önde olduğunu ifade etti.
Ürey, “Hizmet ve servis kalitemiz, teknolojimiz ve bilgi birikimimizle güçlü bir konumdayız. Avrupa’da bazı köklü sistemlerin dönüşümü zaman alırken, Türkiye daha çevik yapısıyla yeni teknolojilere daha hızlı adapte olabiliyor. Bu durum, uluslararası projelerde önemli bir avantaj sağlıyor” dedi.
Türk girişimcilerin yurtdışındaki sürdürülebilir başarısının sırrını ‘adaptasyon’ olarak tanımlayan Ürey, “Türk insanına her zaman güvenin. Bizim insanımızın inanılmaz yüksek bir adaptasyon kabiliyeti var. Doğa kanunları gereği, gittiğiniz yere alışmazsanız başarısız olursunuz; ancak biz bu esnekliğe ve güce sahibiz” ifadelerini kullandı.
‘TEKNOLOJİDE DIŞA BAĞIMLILIK, BİR MİLLİ GÜVENLİK SORUNU’
Milli yazılımın öneminin günümüzde daha net anlaşıldığını belirten Ürey, stratejik bağımsızlık konusunu şu şekilde değerlendirdi:
“Devletin kritik birimlerine yaptığımız projelerde yabancı ürünlere olan ihtiyacı azaltıyoruz. Datanızın ve tüm güvenliğinizin size ait olması, yerli ve milli olması büyük önem taşıyor. Küresel gelişmeler, teknolojide dışa bağımlılığın risklerini de daha görünür hale getirdi. Bu nedenle kritik sistemlerde kendi teknolojimizi geliştirmek stratejik bir gereklilik.”
‘TÜRKİYE’NİN TEKNOLOJİSİ AVRUPA İÇLERİNE YAYILIYOR’
Almanya’da OYAK Anker Bank’ın teknoloji dönüşümünü başarıyla tamamladıklarını aktaran Ürey, burada kazandıkları güçlü Avrupa bankacılık deneyimi sayesinde İtalya, Hollanda ve Almanya’nın çeşitli bölgelerinde yeni müşteriler kazanarak Türkiye’nin teknoloji ihracatına katkı sağlamaya devam ettiklerini belirtti.



