Selma KUNAR/ANTALYA, (Antalya Olay) – Antalya’da epilepsi hastası olan Mümin Top (22), İlayda Bilir (24) ve Servet Ahşun (42), Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi’nde gerçekleştirilen çeşitli cerrahi müdahalelerle ‘nöbetsiz’ bir yaşama adım attı.
Yoğun bakıma kaldırılan Mümin Top, yemek yiyemediği için 30 kiloya düşen ve tekerlekli sandalyeye mahkum olan İlayda Bilir ile ilaçların engelleyemediği şiddetli nöbetler geçiren Servet Ahşun, uygulanan epilepsi cerrahisi sonrasında hayata yeniden dönmenin sevincini yaşıyor. Artık ‘nöbetsiz’ bir yaşam süren Top, Bilir ve Ahşun, kendilerine destek olan doktorlarına minnettar.
EPİLEPSİ CERRAHİSİNDE ÜÇ YÖNTEM
AÜ Tıp Fakültesi Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hakan Çakın, epilepsi veya halk arasında bilinen ismiyle ‘sara’ hastalığının ilaç tedavisine dirençli olduğu durumlarda üç farklı cerrahi yöntemin uygulanabileceğini açıkladı. Bu yöntemler arasında epileptik odağın çıkarılması, nöbetlerin sıklığını ve şiddetini azaltmaya yönelik cerrahi ile vagal sinir stimülasyonu (pil uygulaması) yer alıyor. 2022 yılından bu yana 35 hastaya epilepsi cerrahisi, 12 hastaya ise pil takıldığını belirten Doç. Dr. Çakın, “Kafatasını açtığımız tüm ameliyatlar zorlu süreçlerdir. Hafızanın işlendiği kritik bölgelerin cerrahisi ise daha da karmaşık. Ameliyat sonrası hastalar mutlaka yoğun bakıma alınıyor” dedi.
KONSEY KARARIYLA TEDAVİ
Epilepsi hastalarının cerrahiye uygunluğunu belirlemek ve hangi yöntemin en iyi olacağına karar vermek için bir konsey oluşturduklarını ifade eden Doç. Dr. Çakın, “Hastaların tetkiklerini konseyde yer alan radyoloji uzmanı Prof. Dr. Utku Şenol inceliyor. Psikiyatri uzmanı Doç. Dr. Ali Erdoğan ise hastayı değerlendirerek hangi tür cerrahinin en faydalı olacağına karar veriyoruz. Doğru tercih ile hastalar bu cerrahilerden olumlu sonuçlar alıyor” şeklinde konuştu.
‘YEME, İÇME VE NEFES ALMADA ZORLUK YAŞIYORDU’
Doç. Dr. Hakan Çakın, üç hastaya üç farklı cerrahi müdahale uygulandığını belirtti. Mümin Top’un sürekli nöbet geçirme durumu nedeniyle acil servise başvurduğunu vurgulayan Çakın, “Yoğun bakımda verilen ilaçlarla statustan çıktıktan kısa süre sonra yeniden statüye giriyordu. Bilincini kaybedip mekanik ventilatöre bağlanıyordu. Mümin’in durumu, yeme, içme ve nefes almayı bile zor hale getirmişti. Bu nedenle acil bir cerrahi karar verdik. Beynin ortasında bulunan ‘korpus kallozum’ bölgesindeki bağlantıyı keserek nöbetlerin sıklığını azalttık. Bu işlem, nöbetlerin azalmasına veya tamamen durmasına neden oldu” dedi.
‘NÖBETLERİ AZALTMAK İÇİN PİL CERRAHİSİ UYGULANDI’
İlayda Bilir’in nöbetlerini durdurmak amacıyla pil cerrahisi uygulandığını aktaran Doç. Dr. Çakın, “İlayda’da bir lezyon bulunmadığı için ona nöromodülatör bir cihaz olarak pil takıldı. Pil, göğüs ön duvarına yerleştiriliyor ve cilt altından ilerletilen bir kablo ile beyinden çıkan vagus sinirine bağlanıyor. Bu sinirin üstüne elektrotlar yerleştiriliyor. Pil, beyne bu sinir aracılığıyla düşük doz elektriksel ileti göndererek nöbetlerin sıklığını ve şiddetini azaltabiliyor ya da tamamen durdurabiliyor” dedi. Servet Ahşun’da ise hipokampusta bir lezyon olduğu için rezeksiyon cerrahisi uygulandığını belirtti.
TOPLUMDA GÖRÜLME SIKLIĞI YÜZDE 1 İLE 3 ARASINDA
AÜ Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ebru Apaydın Doğan, epilepsinin beyin hücrelerindeki anormal elektriksel aktivite nedeniyle ani kasılmalar, istemsiz hareketler ve bilinç kaybıyla karakterize bir hastalık olduğunu belirtti. Bu hastalığın çocukluk ve yaşlılık döneminde daha sık görüldüğünü ifade eden Prof. Dr. Doğan, bu dönemlerin hastalığın gözden kaçabileceği zamanlar olduğunu vurguladı. Çocuklardaki epilepsiyi öğretmenlerin sıklıkla fark ettiğini kaydeden Doğan, “Öğretmenler ders başarısındaki düşüşü ve çocuğun boş bakışlarını ailelere bildiriyor” diye ekledi. Yaşlılık döneminde ise belirtiler genellikle yemekten içmeden kesilme, boş bakma ve dalma şeklinde ortaya çıkıyor. Prof. Dr. Doğan, “Hastalığın toplumda görülme sıklığı yüzde 1 ile 3 arasında değişiyor ancak bazı yaş gruplarında bu oran yüzde 4’lere çıkabiliyor” şeklinde konuştu.



