TÜRKİYE'DE son dönemde artan çocukların suça sürüklenmesi olayları, organize suç çetelerinin çocukları hedef alması ve kamuoyunda büyük yankı uyandıran şiddet vakaları üzerine iktidar kanadı yeni bir yasal düzenleme için harekete geçti. Çocukların karıştığı suç oranlarındaki artış ve toplumda oluşan güvenlik kaygıları doğrultusunda hazırlanan Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulu'nda görüşülmeye başlandı.
İktidar kanadı ve teklif sahipleri, artan suç dalgasına karşı caydırıcılığı artırmak, çocukların rehabilite edilmesini sağlamak ve toplumsal adalet taleplerine yanıt vermek amacıyla bu düzenlemenin hazırlandığını savunurken muhalefet partileri ise hazırlanan tasarının köklü sosyolojik ve ekonomik sorunları görmezden geldiğini, sorunu çözmek yerine yalnızca cezaları artırarak cezalandırma odaklı bir mekanizma yarattığını belirtiyor.
Görüşmeler sırasında Yeni Parti Grubu adına söz alan Antalya Milletvekili Aliye Coşar, iktidarın yaklaşımını eleştirerek çocuk adalet sisteminde cezalandırmanın değil, önleyici ve sosyal politikaların esas alınması gerektiğini vurguladı.
‘çocuklar Suç İşledikten Sonra Değil, Suçtan Önlenerek Korunur’
Konuşmasında çocukların suça itilmesinde yoksulluk, eğitimden kopuş ve sosyoekonomik koşulların başat faktörler olduğuna dikkat çeken Aliye Coşar, şu değerlendirmelerde bulundu: "Çocuklar suç işledikten sonra daha ağır biçimde cezalandırarak değil, suçtan önlenerek korunur. Öncelikle çocuklarımızı suça iten nedenlere bakmalıyız. Sosyolojik nedenler, sosyoekonomik koşullar, yoksulluk ve eğitim durumu gibi etkenler çocukları organize suç çetelerinin hedefi hâline getiren çevresel faktörlerin başında gelmektedir."
Anayasa’ya Aykırılık Ve Hak İhlalleri Vurgusu
Kanun teklifinin Anayasa'ya aykırılıklar barındırdığını dile getiren Coşar, özellikle eğitim hakkı ve özel hayatın gizliliği konularındaki düzenlemeleri şöyle eleştirdi: "Teklif Anayasa'ya aykırılıklar içermektedir, bu yönüyle dahi aceleye getirildiği açıkça ortadadır. Çocukların doğrudan eğitim evlerine gönderilmesi ilkesinden vazgeçiliyor, Anayasa 42'nci maddeye aykırı, eğitim hakkının elinden alınarak direkt kapatma yoluna gidiliyor. Teklifin 10'uncu maddesinde çocuğun dijital cihazlarının takip yazılımlarıyla iki yıl izlenmesi Anayasa 20'ye göre özel hayatın gizliliğine de aykırı bir düzenlemedir."
‘türkiye, Çocuk Yoksulluğunda Oecd Ülkeleri Arasında İkinci Sırada’
Yapısal krizler çözülmeden cezaların artırılmasının sonuç vermeyeceğini belirten Antalya Milletvekili Aliye Coşar, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: "Türkiye, çocuk yoksulluğunda OECD ülkeleri arasında 2'ncidir. Çocuk yoksulluğu, çocuk işçiliği, MESEM uygulamalarında ölen çocuklar, çeteler, uyuşturucu sorunu, eğitimde fırsat eşitsizliği ve okul terkleri çözülmeden, bunlarla ilgili etkin politikalar üretmeden çocukları kapatmak ve cezalandırmak suçu önlemeyecektir."
‘kapalı Kurumlar Esas Alınmak İsteniyor’
Çocuk infaz sisteminde eğitimevleri yerine kapalı kurumların esas alınmak istendiğini belirten Coşar, bu durumun çocuk adalet sisteminin ruhuna aykırı olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: "Teklifin 6'ncı maddesiyle hükümlü çocukların eğitimevine gönderilmesi ilkesinden vazgeçilerek kapalı kurum esas hâline getirilmek isteniyor. Burada çocuk hükümlünün kapalı kurumda tutulması istisna uygulamadan çıkarılıyor. Çocuk infaz sistemi yetişkin gibi düşünülüyor, çocuğun üstün yararına göre hareket edilmelidir."
Konuşmasının sonunda çocuk adalet sisteminde cezalandırma yerine rehabilitasyon, topluma kazandırma ve önleyici sosyal politikaların esas alınması gerektiğinin altını çizen Coşar, "Yapılan çalışmalar, eldeki veriler ve geçmişteki uygulamalar cezaların artırılmasının çocukların suça sürüklenmesi sorununu çözmediğini açıkça göstermektedir" diyerek sözlerini tamamladı.
