Antalya’da gerçekleştirilen ‘5’inci Savunma ve Havacılık Sanayiinde Küresel Stratejiler Konferansı’na, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün, Savunma ve Havacılık Sanayii İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Mehmet Demiroğlu, Türkiye İhracatçılar Meclisi Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Gültepe, milletvekilleri ve savunma ile havacılık sektöründe faaliyet gösteren şirket temsilcileri katıldı.
‘DÜNYADA GÜÇ DENGELERİ DEĞİŞTİ’
Konferansta bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, dünya genelinde güç dengelerinin değişmekte olduğunu vurguladı. Yılmaz, “Dünyanın mevcut durumunu ve küresel eğilimleri iyi analiz etmemiz gerekiyor. Bugün, küresel düzeyde güvenlik kaygılarının ön plana çıktığı ve belirsizliklerin arttığı bir dönemden geçiyoruz. Bölgemizdeki jeopolitik gerilimler, bu durumu açıkça gösteriyor. Venezuela’dan Gazze’ye, Ukrayna ve Rusya meselelerine kadar birçok örneği gözlemliyoruz. Ekonomik güç dengeleri de değişiyor. Yaşadığımız bu süreç, yalnızca siyasi figürlerin seçimlerinin ötesinde yapısal bir dönüşümü işaret ediyor” ifadelerini kullandı.

Teknolojik dönüşümün dünya genelinde etkili olduğunu söyleyen Yılmaz, “Uzak Doğu’da yükselen ekonomik güçler var ve bu durum, dünya üzerindeki ekonomik dengeleri değiştiriyor. Ortaya çıkan gerilimler ve belirsizlikler, tüm dünyayı derinden etkiliyor. Bu durum kısa süreli bir mesele olmayacak; uzun vadede hepimizi etkileyecek bir ortam oluşuyor. Bu da güvenlik kaygılarını artırıyor ve tüm dünyada silahlanmayı teşvik eden bir iklim oluşturuyor. Ayrıca, büyük bir teknolojik dönüşüm de yaşanmakta ve bu dönüşüm küresel ortamı derinden etkiliyor” dedi.
‘AVRUPA SAVUNMA ALANINA DAHA FAZLA KAYNAK AYIRACAK’
NATO’nun harcama hedeflerini artırdığına dikkat çeken Yılmaz, “Jeopolitik gerilimlerin ve belirsizliklerin arttığı, teknolojik dönüşümün hızlandığı bir ortamda stratejilerimizi belirlemek durumundayız. Bunu somut olarak NATO’nun hedeflerinde görebiliyoruz. 2035 yılı itibarıyla milli gelire oranla yüksek harcama hedefleri belirlenmiş durumda. Avrupa Birliği’nin tartışmalarında da benzer bir eğilim söz konusu. Avrupa, başkalarına güvenerek yola devam edemeyeceğini, kendi çözümlerini aramak gerektiğini anladı. Özellikle Rusya-Ukrayna çatışması bağlamında bu durum daha belirgin hale geldi. ABD’nin ‘Artık bu maliyeti tek başıma üstlenmek istemiyorum’ yaklaşımını da gözlemliyoruz. Dolayısıyla Avrupa, savunma alanına daha fazla kaynak ayıracak” şeklinde konuştu.
‘ERKEN YOLA ÇIKTIĞIMIZ İÇİN TÜRKİYE AVANTAJLI KONUMDA’
Yılmaz, geçmişte savunma alanına yeterince ilgi göstermeyen Uzak Doğu ülkelerinin de artık güvenlik ve savunma konularını yoğun bir şekilde tartışmaya başladığını ifade ederek, Türkiye’nin bu duruma uygun hareket etmek zorunda olduğunu belirtti. Yılmaz, “Bir ülkenin güvenliği sadece silahlarla ölçülemez. Ekonomik, kültürel, idari ve hukuksal boyutlarıyla güçlü olmak zorundasınız. Savunma sanayii, bu yapı içerisinde anlam kazanıyor. Küresel arenada erken adımlar attığımız için Türkiye avantajlı bir konumda. Cumhurbaşkanımız, savunma sanayisinin arkasında güçlü bir irade oluşturdu. Savunma sanayisi, arkasında güçlü bir siyasi irade olmadan ilerleme kaydedemeyecek bir sektördür. Türkiye bu avantajını en iyi şekilde değerlendirmek zorunda” dedi.
‘PARAMIZI ÖDEDİĞİMİZ HALDE SATILMAYAN ÜRÜNLERİ, BUGÜN DÜNYANIN DÖRT BİR YANINA SATIYORUZ’
Savunma sanayisinde 100 binin üzerinde istihdam bulunduğunu belirten Yılmaz, “Bugün 3 bin 500’ü aşkın firma, 1400’ün üzerinde projeyi yürütüyor. 100 bin civarında nitelikli istihdam sağlıyoruz ve bu rakamı yakın gelecekte 150 bine çıkarmayı hedefliyoruz. Savunma sanayimizin yıllık cirosu 20 milyarın üzerinde ve %80’in üzerinde yerlilikle üretim yapmaktadır. 185 ülkeye ihracat gerçekleştiriyoruz. Geçmişte paramızı ödediğimiz halde satılmayan ürünleri, bugün dünyanın dört bir yanına parası mukabilinde satmak durumundayız. Bu, Türkiye’nin son çeyrek yüzyılını özetliyor. 10 milyar doları aştık ve Orta Vadeli Programımızda 2028 yılı için belirlediğimiz hedefi şimdiden geçtik” ifadelerini kullandı.
‘SAVUNMA SANAYİSİ GÜÇLÜ OLMAYANIN ULUSLARARASI POLİTİKADA BAĞIMSIZ TUTUM ALMASI ZOR’
Türkiye’nin ihracatçı ülkeler arasında kalıcı bir yer edinmesi gerektiğini vurgulayan Yılmaz, “Satın alma gücüne göre dünyanın 11’inci büyük ekonomisiyiz ve savunma sanayisinde ise ilk 10 ihracatçı ülke arasındayız. Yeni hedefler belirlememiz gerekiyor. Artık yeni teknolojilerin, özellikle yapay zekanın, sisteme daha etkin bir şekilde entegre edilmesi şart. Ürün bazlı ortaklıkların daha fazla gelişmesi gerekiyor. ABD, dünyanın en zengin ülkesi olmasına rağmen, bir ürün geliştirmede birçok ülkeyi projeye dahil ediyor. Başkalarının ürettiği sistemlerle nereye kadar ilerleyebileceğimizi çevremizdeki örneklerden gördük. Kendi ürünlerimizi geliştirmek zorundayız. Savunma sanayisi güçlü olmayan bir ülkenin uluslararası politikada bağımsız bir tutum sergilemesi oldukça zordur” dedi.
‘EKONOMİMİZDE EN BÜYÜK MESELE CARİ AÇIK MESELESİ’
Savunma sanayisinin cari açığın düşmesine katkı sağladığını belirten Yılmaz, “Ekonomimizde en büyük mesele cari açıktır. Hem ihracat artışı hem de ithalat ikamesi ile savunma sanayimiz, cari açığın kalıcı olarak düşmesine önemli katkılar sunuyor. Önümüzdeki dönemde bunu daha belirgin bir şekilde göreceğiz. Nitelikli istihdam ve katma değeri yüksek üretim ile daha büyük gelirler elde ediyoruz. Savunma sanayisinde gelişen teknolojiler, zamanla sivil endüstrilere de sirayet ediyor. Neden sağlık sektöründe de savunma sanayisinde olduğu gibi yerli ve milli üretimi daha da artırmayalım?” şeklinde sözlerini tamamladı.




