Olay, 28 Temmuz 2024 tarihinde Yıldırım ilçesinin Vatan Mahallesi’nde gerçekleşti. 3 katlı bir binanın bodrum katında meydana gelen yangın, ihbar üzerine gelen itfaiye ekipleri tarafından söndürüldü. Yangın sonrası evde yapılan incelemelerde, 2 aydır yalnız yaşayan Faik Yorgun’un yanmış cesedi bulundu. Savcılık tarafından yapılan inceleme sonrasında, daha önce fırında işçi olarak çalıştığı belirlenen Yorgun’un cesedi, otopsi işlemleri için Bursa Adli Tıp Kurumu Morgu’na kaldırıldı. Yapılan otopside, Yorgun’un boynunda kırıklar olduğu ve başına vurularak iple boğulup öldürüldüğü tespit edildi.
İl Emniyet Müdürlüğü Cinayet Bürosu ekipleri, olayla ilgili başlattıkları soruşturma kapsamında, o gün Antalya’dan Bursa’ya otobüsle gelen Akdeniz Üniversitesi Makine Teknikerliği ikinci sınıf öğrencisi Mustafa Polat’ı şüpheli olarak gözaltına aldı. Polis, şüphelinin terminaldeki görüntülerine ulaştı ve daha önce ‘Kasten yaralama’ suçundan iki kaydı bulunan Polat ile görüşme gerçekleştirdi. Polat, ifadesinde cinayeti itiraf ederek, “Evine gittiğimde bana bıçak çekti. Kafasına vurdum. Yere düşünce iple boğazını sıktım. Ardından evi ateşe verip oradan ayrıldım. Neden öldürdüğümü yargılama sırasında detaylı bir şekilde anlatacağım” şeklinde beyanda bulundu.
Tutuklanan Polat, Bursa 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanarak 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
DURUŞMAYA SEGBİS İLE KATILDI
Mahkemenin verdiği karar, hem Cumhuriyet Savcısı hem de sanık avukatı tarafından istinafa taşındı. Dava, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 18’inci Ceza Dairesi’nde görülmeye başlandı. Sanık Mustafa Polat, duruşmaya Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Polat, savunmasında maktulün yıllar boyunca kendisine cinsel istismarda bulunduğunu ve tehditle evine çağırdığını ileri sürdü. Olay günü maktulün bıçakla saldırdığını öne sürdü.
‘ÇOCUK YAŞTAN İTİBAREN BASKI ALTINDAYDI’
Duruşmada söz alan avukat Taşkın Temel, müvekkilinin yıllarca maktul tarafından cinsel istismara uğradığını, tehdit ve şantajla baskı altında tutulduğunu savundu. Temel, müvekkilinin çocuk yaşlardan itibaren psikolojik olarak etki altında olduğunu, üniversiteye gitmesine rağmen baskının devam ettiğini belirterek, olayın en azından ağır haksız tahrik altında gerçekleştiğini ve meşru müdafaa hükümlerinin değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. İddia makamı ise haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasının uygun olmadığını ifade ederek sanık aleyhine istinaf talebinde bulundu.
CEZA 10 YIL, 10 AYA DÜŞÜRÜLDÜ
İstinaf mahkemesi, yerel mahkemenin kararını iptal ederek sanığın ‘kasten öldürme’ suçunu işlediğini belirtti ve başlangıçta müebbet hapis cezası verdi. Ancak maktulden kaynaklanan ağır haksız tahrikin etkisi altında suçun işlendiğine kanaat getirerek cezada indirim yaptı ve 13 yıl hapse düşürdü. Mahkeme, meşru müdafaa hükümlerinin oluşmadığını kabul ederken, haksız tahrik indiriminin uygulanmasını uygun buldu ve cezayı 10 yıl 10 aya indirdi. Yerel cumhuriyet savcısının istinaf talebini reddeden mahkeme, sanık avukatının tahrik indiriminin artırılması yönündeki talebini ise kabul etti. Sanığın tutukluluk halinin devamına karar verildi.



