Darülaceze Başkanlığı tarafından düzenlenen iftar etkinliği, Darülaceze İdare Meclis Üyesi Bilal Erdoğan’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Programa Erdoğan’ın yanı sıra TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı ve AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Varank, İstanbul Valisi Davut Gül, Darülaceze Başkanı Esra Ceceli İslam, Fenerbahçe Başkanı Sadettin Saran, sanatçılar Hülya Avşar, Burç Kümbetlioğlu, Özgür Ozan, şarkıcı Sinan Akçıl, futbolcular İrfan Can Kahveci, Kerem Aktürkoğlu, Mert Günok, İsmail Yüksek, Çağlar Söyüncü, Acun Ilıcalı, Kasımpaşa Teknik Direktörü Emre Belözoğlu, şefler Danilo Zanna ve Mehmet Yalçınkaya, voleybolcu Zehra Güneş ve birçok ünlü isim katıldı. Bilal Erdoğan, program kapsamında Darülaceze’yi ziyaret ederek kurumun farklı bölümlerini gezdi. Ziyaretin ardından basın mensuplarına açıklama yapan Erdoğan, Darülaceze’nin 1895 yılında II. Abdülhamid tarafından kurulduğunu ve o dönemdeki vatandaşların katkılarıyla bugüne kadar varlığını sürdürdüğünü söyledi. Ayrıca, Darülaceze’nin dünyada merhametin önemli bir sembolü olduğunu ifade eden Erdoğan, İstanbul’un merkezinde milletin merhamet medeniyetini temsil ettiğini dile getirdi.
‘RAMAZANIN SONUNUN GELMESİ İNSANLARDA BİR BURUKLUK MEYDANA GETİRİYOR’
Etkinlikte konuşan Bilal Erdoğan, “Ramazan’a veda ediyoruz. Yarın son iftarımızı yapacağız. Ramazan’ın güzelliği anlaşıldığında, ramazanın sonunun gelmesi insanlarda bir burukluk meydana getiriyor. Belki bizler Müslüman bir ülkede doğmuş büyümüş insanlar olarak ramazanın kıymetini, oruç ibadetinin ne büyük bir nimet olduğunu bazen biraz ıskalıyoruz. Eski sözlerde denildiği gibi, ‘o mahiler ki derya içindedirler ama bunu bilmezler’ ifadesi aklıma geliyor. Yani o balıklar büyük okyanusların içinde yaşarken ne kadar büyük bir denizde olduklarını fark etmeden yaşıyorlar. Dolayısıyla gerçekten ramazan ve oruç ibadeti Rabbimizin bize sunduğu çok büyük nimetlerdir. Yurt dışında 15 yıla yakın bir süre geçirdiğimde, yabancılara ramazanı ve orucu anlattığımda hayranlıkla dinlediklerine şahit oldum. ‘Su da mı içmiyorsunuz, kaç saat oluyor toplam, otuz gün mü, bütün ay boyunca mı?’ diye soruyorlardı. Ramazanda yardımlaşmanın herkesin birbirine yardım etmesi ve ihtiyaç sahiplerine ulaşması anlamına geldiğini anlattığımızda yine hayretle karşılıyorlardı. Bu nedenle ramazanın sonuna gelmek gerçekten üzüntü verici. Bir kasidede ramazan ilahisi ‘Şu mübarek iki ay olsa bari’ diyor. Bu aklıma geliyor. Ancak bu güzel ayı memleketimizde belki uzun yıllardır olmadığı kadar güzel karşıladığımızı düşünüyorum. Okullarımızda, sokaklarımızda ve mahallelerimizde bu güzel süslemelerle ramazanı şenlendirdik. Nesiller arası aktarım açısından da güzel bir vesile oldu. Eskiden büyüklerimiz hep ‘Nerede o eski ramazanlar’ derdi. Galiba bu ramazanda bunu çok duymadık. Bu nedenle ayrıca mutluyum. Rabbim bizleri Kadir Gecesi’ne ulaştırdığı gibi, inşallah bayrama da sağlık ve sıhhat içinde kavuştursun” şeklinde konuştu.
‘BİZ BU BÖLGEDE BİR İSTİKRAR ADASI OLARAK KALMAYA DEVAM EDİYORUZ’
Bilal Erdoğan, “Ramazan’a bu güzel manevi hava içerisinde girdik ama dışımızda, kontrolümüzün dışında gelişen olaylar maalesef son derece olumsuz bir şekilde ilerledi. Bölgemizde bir savaş ve soykırım yaşanıyor, bir de İran’da İsrail ve Amerika’nın giriştiği yeni bir çatışma söz konusu. Ülkemiz 50 yıldır bölgesindeki istikrarsızlıklarla imtihan ediliyor. Bu durumdan doğrudan etkileniyoruz. 1970’lerde petrol krizi, 1980’lerde İran-Irak savaşı, 1990’larda Amerika’nın Körfez’e müdahalesi ve 2000’lerde Irak ile Suriye’deki gelişmeler, bugün ise kuzeyimizdeki Ukrayna-Rusya savaşı. Hepsinden etkileniyoruz. Ama şu dersi çıkarıyoruz: Biz bu bölgede bir istikrar adası olarak kalmaya devam etmeliyiz. Milletçe güçlü olmalı ve birliğimizi güçlendirmeliyiz. Aynı zamanda bölgemize nizam vermekle ilgili de bir sorumluluğumuz var. Bunu kabul etmek lazım. Suriye’den, İran’dan, Ermenistan’dan, Azerbaycan’dan, Bulgaristan’dan bize ne deme lüksümüz yok. Kudretimizle ve merhametimizle bu bölge ülkelerinin sağlığı için Türkiye’nin daha güçlü olması, kenetlenmesi ve birliğini daha da güçlendirmesi gerekiyor. Buna muhtaç olduğumuzu hatırlatmak istiyorum.” dedi.
‘TÜRKİYE BİR YANDAN BARIŞIN YANINDA OLMA ÇABASINI SÜRDÜRÜYOR’
Darülaceze inşa edildiğinde dünyada savaşların olduğunu ve bu savaşlar nedeniyle göç etmek zorunda kalanlar için II. Abdülhamid’in bu kurumu inşa ettirdiğini belirten Erdoğan, “O gelenek devam ediyor. Bugün Rusya-Ukrayna Savaşı’nda ve Gazze’deki soykırımda, bölgede devam eden mevcut İran’daki savaşta da Türkiye bir yandan barışın yanında olma çabasını sürdürüyor, bir yandan da bu savaşlardan mağdur olan, etkilenen insanlara yardımcı olmaya çalışıyor. Yüzyıllardır süregelen merhamet anlayışını Darülaceze ile birlikte yaşatmaya devam ediyoruz. Bugün Cumhurbaşkanımızın liderliğinde kendimizi daha güvende hissediyoruz. Cumhurbaşkanımız sayesinde bu bölgelerdeki savaşlarda haksızlıklara karşı Türkiye, barışı ve adaleti tüm dünyaya haykırma fırsatını buluyor. Birleşmiş Milletler sistemi çatışmaları sona erdirmek konusunda yetersiz kalırken, Cumhurbaşkanımızın ‘dünya 5’ten büyüktür’ çağrısıyla ‘daha adil bir dünya mümkündür’ vurgusu umudumuzu canlı tutuyor. Eğer ‘Türkiye Yüzyılı’ diyorsak bu, aynı zamanda bölgede barış ve istikrarı olan bir Türkiye anlamına gelmelidir. Biz bu yolda çalışmaya devam ederken, bu güzel kurum da o ümidi yaşatmada önemli bir rol oynuyor.” ifadelerini kullandı.
‘YAŞAMIMDA BİRİNCİ SIRAYA KOYDUĞUM ŞEY AİLE’
Programda söz alan Hülya Avşar, “Yaşamımda birinci sıraya koyduğum şey aile. Aile her zaman sağlam ve birbirini hatalarıyla kabul edip severse o zaman her şey çok güzel oluyor” dedi.



