Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Külliyesi’nde gerçekleştirilen ‘Aile ve Sağlık Çalıştayı’ programına katıldı. Göktaş, sağlıklı aile yapısının toplumun en güçlü temeli olduğunu vurgulayarak, “Bir ülkede aile yapısı güçlü olduğunda, çocuklar daha güvende olur; gençler risklerle karşılaştıklarında daha dirençli hale gelir, yaşlı ve engelli bireyler ise hayata daha sağlam bir şekilde bağlanır. Bu nedenle sağlıklı aileler, güçlü bir toplumun temel şartlarındandır. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın da ifade ettiği gibi, güçlü bir ülke ve huzurlu bir toplum olabilmenin öncelikli koşulu, sağlam bir aile yapısına sahip olmaktır. Bu çalıştayda ele alınan konular da bu gerçeği ortaya koyuyor. Günümüzde aile yapısını etkileyen dinamikler çeşitlilik göstermektedir. Bu konuları detaylıca tartıştınız. Yaşlı nüfusun artışı ve demografik dönüşüm, ailelerin bakım ve dayanışma kapasitelerini yeniden şekillendiriyor. Bu durum, yaşlı bireylerin yaşam kalitesini artıran, kuşaklar arası bağı pekiştiren ve aileyi destekleyen politikaların artık bir tercih değil, zorunluluk haline geldiğini gösteriyor. Ayrıca engelli bir çocuğa sahip olmak, bir aile için sadece bir yükümlülük değil, büyük bir adanmışlık anlamına geliyor. Gerçek güç, sabırla büyüyen sevgide, gerçek direnç ise birlikte hayata tutunma iradesindedir. Bu bağlamda, evde bakım hizmetlerinden sosyal destek modellerine kadar sunulan her katkı, yalnızca engelli bireyi değil, ailenin bütününü güçlendirmekte önemli bir rol oynamaktadır. Bazı aileler, bağımlılığın etkilerini büyük bir azimle onarmaya çalışırken, bağımlılık sorunu bireyin ötesinde, aile içindeki güven ortamını, huzuru ve birlikte yaşama düzenini sarsan bir süreçtir. Doğru destek mekanizmaları devreye girdiğinde ise aile bu süreci üstlenen bir yapı olmaktan çıkar. İyileşmenin en sağlam temeli, hiç kuşkusuz ailedir.” ifadelerini kullandı.
‘ÇOCUKLARIMIZ KONTROLSÜZ AKIŞA MARUZ KALIYOR’
Bakan Göktaş, erken farkındalık, etkili danışmanlık ve tedavi sonrası sosyal uyum desteğinin bağımlılıktan kurtulmanın vazgeçilmez unsurları olduğunu belirtti. Göktaş, “Suça sürüklenmiş çocukların aileleri, çok katmanlı ve derin bir kırılganlık içinde mücadele veriyor. Aynı zamanda, kimlik gelişim süreçlerinde yaşanan karmaşalar da aile sağlığı açısından önemli bir konu. Bugün çocuklarımız ve gençlerimiz, çok erken yaşlardan itibaren yoğun ve kontrolsüz bir dijital içerik akışına maruz kalmaktadır. İhmal, istismar, aile içindeki çatışmalar, okuldan uzaklaşma, zararlı çevre etkileri ve madde bağımlılığı riski bu süreçleri derinleştiriyor. Bu meseleler, çocuğun sağlıklı gelişimi, aile bağlarının korunması ve toplumun geleceği açısından oldukça dikkatli bir şekilde ele alınmalıdır. Bu farklı başlıklar bize aynı gerçeği hatırlatıyor; aile ne kadar desteklenirse, toplum o kadar sağlam kalır. Bu bilinçle, bakanlık olarak aileyi korumayı ve güçlendirmeyi esas alan çok yönlü çalışmalar yürütüyoruz. ‘Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Eylem Planımız’ doğrultusunda her haneye dokunan somut adımlarla hizmetlerimizi yaygınlaştırıyoruz. 2024-2028 dönemini kapsayan ve aileyi odağına alan bu eylem planımızla kurumsal yapımızı güçlendirdik. Sosyal Risk Haritaları ile ilçe, mahalle ve hane ölçeğinde aileleri yakından takip ediyoruz. Sosyal risk haritalarını, koruyucu ve önleyici hizmetlerimizi güçlendiren önemli bir araç olarak görüyoruz. Suça sürüklenen çocuklar ve kadına yönelik şiddet alanlarında oluşturduğumuz sosyal risk haritalarıyla saha çalışmalarımıza başladık. Çocuklar Güvende sistemi üzerinden riskleri yerinde tespit ederek, gerekli önlemleri hızlıca devreye alıyoruz.” şeklinde konuştu.
‘ÖNEMLİ YÜKÜMLÜLÜKLER GETİRİYORUZ’
Bakan Göktaş, çocuk ve gençlere güvenli bir dijital ortam sağlamak amacıyla hazırlanan sosyal medya düzenlemesine büyük önem verdiklerini ifade etti. Göktaş, “Ülkemize özgü bir model geliştirmek amacıyla yürüttüğümüz çalışmalar çerçevesinde, 15 yaş altındaki çocuklara yönelik sosyal medya düzenlemesinin temel çerçevesini oluşturduk. İki hafta önce komisyondan geçti ve şu anda TBMM Genel Kurulu’nda da görüşmeleri sürüyor. Bu yeni düzenlemeyle, sosyal ağ sağlayıcıları ve oyun platformlarına çocukların korunmasını esas alan önemli yükümlülükler getiriyoruz. Oyun derecelendirilmesine yönelik hassas içeriklerin bulunmasının öneminin bilincindeyiz. Oyun derecelendirilmesi yasal düzenlememizle birlikte 18 yaş altı olarak otomatik olarak sınıflandırılacak. Ayrıca, sosyal medya düzenlememiz 15 yaş altı çocukları ilgilendiriyor ve bu konu yalnızca Avustralya değil, Fransa, İtalya, İspanya, Danimarka, İngiltere ve ABD gibi birçok ülkede tartışılan bir meseledir. Biz de benzer bir konunun ülkemizde ele alındığını ve çocuklarımızı korumak adına bu adımı attığımızı belirtmek isterim. 18 aylık yoğun bir çalışma sürecinin ardından uzmanlar, akademisyenler, çocuklar ve ailelerle bu süreci paydaş haline getirdik. Bu düzenleme, çocukları sansürlemekten ziyade, onları koruyarak geleceğe güvenle adım atmaları için önemli bir adımdır. Önümüzdeki günlerde Ankara’da bu konuya özel uluslararası bir toplantıya ev sahipliği yapmayı planlıyoruz. Amacımız, farkındalığı artırmak ve annelere, babalara ve özellikle çocuklara daha güvenli bir gelecek sunmaktır.” dedi.



