Ticaret Bakanı Ömer Bolat, ’30’uncu Yılında Gümrük Birliği ve Türkiye-Avrupa Birliği İlişkileri Toplantısı’na katılarak önemli açıklamalarda bulundu. Toplantıya Bakan Bolat’ın yanı sıra İktisadi Kalkınma Vakfı Başkanı Ayhan Zeytinoğlu ve sektör temsilcileri de katılım gösterdi.
‘MAL İHRACATINDA 273,4 MİLYAR DOLARA ULAŞTIK’
Bakan Bolat, “Gümrük Birliği’nin 30’uncu yıldönümünü kutladığımız bu dönemde, Türkiye’de geçen yıl büyüme oranımız yüzde 3,6 olarak gerçekleşti. Bu, OECD ülkeleri arasında ikinci en büyük büyüme oranıdır ve oldukça önemli bir gelişmedir. Alışık olduğumuz yüzde 4-5 arasındaki büyümelerden geride kalsak da, deprem sonrası yaşadığımız mali zorluklar ve enflasyonla mücadeledeki dengeleme politikaları gibi sıkıntılarla birlikte, özel sektörümüzün tarım, ticaret, sanayi ve hizmet sektörlerindeki katkılarıyla bu büyümeyi başardık. Türkiye, 1,6 trilyon dolarlık milli geliriyle dünyada 16’ncı büyük ekonomi konumuna geldi. Satın alma gücü paritesiyle de 11’inci sıraya yerleşti. Kişi başına milli gelirimiz ise 18 bin 40 dolara ulaştı. İhracatımız, mal ihracatı olarak geçen yıl rekor seviyeye çıkarak 273,4 milyar dolara ulaştı. Hizmetler sektöründeki 122,6 milyar doları dahil ettiğimizde toplamda 396 milyar dolara, 400 milyar dolar sınırına yaklaşmış durumdayız” ifadelerini kullandı.
‘MAL VE HİZMET OLARAK 820 MİLYAR DOLARLIK HACME SAHİBİZ’
Bakan Bolat, “Türkiye’nin ithalatıyla birlikte 640 milyar dolarlık mal ihracatı ve ithalatı toplamı bulunmaktadır. Ayrıca, yaklaşık 180 milyar dolarlık hizmet ihracat ve ithalatı ile birlikte toplamda mal ve hizmet olarak 820 milyar dolarlık bir hacme sahibiz. Bugün ele aldığımız Avrupa Birliği, en önemli dış ticaret ortağımız konumundadır. 1995 yılında dış ticaret hacmimiz 26,6 milyar dolarken, 2025’te bu rakamın 233 milyar dolara yükseleceği tahmin edilmektedir. Gümrük Birliği çerçevesinde 30 yıl içinde tam 9 katı bir artış sağlanmıştır. AB, Türkiye’nin en büyük dış ticaret ortağıdır ve Türkiye de AB için önemli bir ortak olarak 5’inci büyük dış ticaret ortağı konumundadır. Türkiye, ihracatının yüzde 43’ünü AB’ye yaparken, ithalatının yüzde 32’sini de Avrupa Birliği’nden gerçekleştirmektedir. Bu süreçte, 11 milyar dolardan 117 milyar dolara yükselen ihracatımız ve 15,5 milyar dolardan 116 milyar dolara çıkan ithalatımız dikkat çekmektedir. Türkiye’de AB ile ticarette ihracatın ithalatı karşılama oranı, yüzde 50’den yüzde 100 seviyesine çıkmıştır. Bu da dengeli ve iki tarafın da kazanç sağladığı bir dış ticaret yapısına sahip olduğumuzu göstermektedir” şeklinde konuştu.
‘AB İLE İLİŞKİLERİMİZE ZARAR GELMEMESİ İÇİN KARARLI BİR POLİTİKA İZLİYORUZ’
Bakan Bolat, konuşmasının devamında “Son dönemlerde Türkiye-AB ilişkilerinde pozitif ve yapıcı bir sürecin başladığını söylemek mümkündür. Türkiye ile AB arasındaki ilişkiler sadece ticaretle sınırlı kalmamakta; doğrudan yatırımlar da burada önemli bir rol oynamaktadır. 2003-2025 yılları arasında ülkemize 287 milyar dolar doğrudan uluslararası yatırım girişi olmuştur. Bu süreçte, Gümrük Birliği ile güçlü entegrasyon sağlayan Türkiye’nin Avrupa sanayisi ve ekonomisinin bir parçası olması, yeni eğilimler karşısında nerede konumlanacağı sorusunu gündeme getirmektedir. Hükümet olarak, hem genel ekonomimize hem de AB ile olan yatırım-ticaret ilişkilerimize zarar gelmemesi için kararlı bir politika izlemekteyiz. Avrupa Birliği içinde Türkiye yanlısı pek çok politikacı ve iş çevresinin varlığı, ticaret diplomasimizin bir yansımasıdır. AB Komisyonu’nun 4 Mart’ta kabul ettiği ‘Sanayi Hızlandırma Yasası’ taslağında Gümrük Birliği’nin yer alması, Türkiye’nin AB ile olan karşılıklı ticaretinin yanı sıra Avrupa yatırımlarının güvence altına alınması anlamına gelmektedir. Bu durum, Türkiye’ye daha fazla yabancı yatırımların gelmesini hızlandıracak bir karar olmuştur. Yapıcı diyalog zeminimizi korumak açısından bu karar son derece isabetlidir. Taslakta otomotiv sektörüyle ilgili bazı beklentiler de bulunmaktadır ve bu konuları AB Komisyonu ile hızlı bir şekilde müzakere etmeye başlayacağız. AB Konseyi ve Avrupa Parlamentosu’nda taslak mevzuatın kabul edilmesi sürecinin yaklaşık bir yıl süreceğini öngörüyoruz. Bu dönemde AB Komisyonu ve üye ülkelerin yetkilileriyle yakın işbirliği yapmaya ve yapıcı istişarelere devam etmeye kararlıyız” diye belirtti.



