ANTALYA, (Antalya Olay) – Antalya Ticaret Borsası (ATB) Mart Ayı Meclis toplantısı, Meclis Başkanı Erdoğan Ekinci’nin başkanlığında gerçekleştirildi. Toplantıda, yönetimin son bir aylık faaliyetleri hakkında üyeler bilgilendirildi. ATB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, tarım, ekonomi ve bölgesel gelişmelerin Türkiye ve Antalya üzerindeki etkilerini değerlendirdi.
Başkan Çandır, Türkiye’nin de dahil olduğu bölgede devam eden savaşın yarattığı kaygıları dile getirerek, bu çatışmanın bir an önce sona ermesini temenni etti. Savaşın, artık yalnızca siyasi veya askeri bir mesele olmanın ötesinde, enerji pazarlarından ticaret yollarına, gıda sistemlerinden tarımsal üretime kadar çok farklı alanlarda olumsuz etkiler yarattığını belirtti. Çandır, “Coğrafi konumumuz gereği ülkemiz bu gelişmelerden doğrudan etkilenmektedir. Tarım, turizm ve ticaret kenti Antalyamız ise bu şiddeti hisseden şehirlerin başında gelmektedir” ifadelerini kullandı.
ANTALYA KİMYEVİ GÜBRE TÜKETİMİNDE 8. SIRADA
Hürmüz Boğazı çevresindeki risklerin tarım sektörü açısından üç temel gerçeği ortaya koyduğunu belirten Çandır, “Birincisi maliyet gerçeği, ikincisi tedarik güvenliği, üçüncüsü ise sahip olduğumuz potansiyeldir” dedi. Enerji fiyatlarındaki artışın mazot ve gübre gibi tarımsal girdileri doğrudan etkilediğini vurgulayan Çandır, Antalya tarımının bu durumlardan olumsuz etkilendiğini ifade etti:
“Antalya’dan örnek verecek olursak; 2025 verilerine göre 181 bin ton kimyevi gübre tüketimiyle Türkiye’de 8’inci sıradayız. Ancak birim alanda en yoğun ve nitelikli gübre kullanan illerin başında geliyoruz. Gübre başta olmak üzere mazot ve diğer girdi maliyetlerindeki sert artışlar, zayıflayan rekabet gücümüzü tehdit etmektedir. Tarım, sadece bir sektör değil; gıda güvenliğidir, ekonomik dayanıklılıktır, stratejik güçtür. Bu nedenle tarımsal faaliyetlerle ilgili değer zincirinin korunması ve geliştirilmesi hayati önem taşımaktadır. Örneğin, ürede gümrük vergisinin sıfırlanması, azotlu gübre ihracatına getirilen kısıtlamaların kaldırılması ve amonyum nitrat satışına izin verilmesi önemli adımlardır. Ayrıca finansman imkânlarının güçlendirilmesi ve tarımın stratejik bir alan olarak ele alınması büyük önem taşımaktadır.”
ÜRETİCİ TARIM GİRDİLERİNDEKİ ARTIŞI TAŞIYAMAZ
Başkan Çandır, Türkiye’nin enerji, gübre, zirai ilaç, yem ve diğer temel tarım girdilerinin ham maddelerinde önemli ölçüde dışa bağımlı olduğunu belirterek, “Bu durum sektörümüzü kırılgan hale getiriyor. Yüksek maliyetler altında üretimde kalmaya çalışan üreticilerimiz, savaşın tetiklediği girdi fiyatlarındaki artışı taşıyacak güçte değildir. Bu nedenle tarımsal üretimin sürdürülebilirliği için acil ve somut adımlar atılmalıdır. Tarımsal üretimde maliyet baskısını azaltmak için mevcut destekleme anlayışını yeniden gözden geçirmek zorundayız” dedi.
TARIMDA ZAMAN KAYBININ TELAFİSİ YOK
Tedarik güvenliğindeki sorunlara dikkat çeken Çandır, “Enerji ve lojistikte yaşanan her aksama, girdilere erişimi ve mal sevkiyatını zorlaştırmaktadır. Tarımda zaman kaybının telafisi yoktur. Girdi zamanında gelmezse, üretim aksar, verim düşer ve mal sevkiyatı zorlaşır” dedi. Avrupa Birliği (AB) için geleceğin üretim ve ticaret politikasının tedarik güvenliği olduğunu belirten Çandır, şunları ifade etti:
“AB’nin tedarik zincirlerini güvenilir ortaklar üzerinden yeniden kurma amacına yönelik hazırladığı ‘Made in EU’ düzenlemesinde ülkemizin yer alması önemlidir. Bu konuda büyük bir çaba sarf eden Ticaret Bakanımız Sayın Ömer Bolat başta olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz. Ancak diğer taraftan AB dış ticareti ve gümrük tarifelerini standartlarla belirlemeye ve sürdürülebilir üretim kriterlerine uyumu korumaya odaklanan bu temel politikanın potansiyel kadar riskler de barındırdığını unutmamalıyız. En büyük risk, ilave maliyet artışlarıdır. Bunu aşmanın yolu doğru yatırım hamlelerinden geçmektedir. Yani acilen iş ve yatırım ortamını iyileştirmeliyiz. Çünkü ‘Made in EU’ kapsamında olmak, ülkemizin üretim ve ihracat kapasitesini geliştirecektir.”
NAVLUN MALİYETLERİ TİCARETİ ZAYIFLATMAKTADIR
Bölgesel ticaret akışının zayıfladığı dönemlerde Türkiye’nin güçlü üretim kapasitesiyle mevcut ve yeni pazarlarda öne çıkan bir ülke olduğunu dile getiren Çandır, “Antalya ise örtüaltı üretim ve ihracat gücüyle bu dönemlerde önemli roller üstlenmiştir. Ancak artan navlun maliyetleri, ihracatta rekabet gücümüzü ciddi şekilde zayıflatmaktadır. Bu alanda maliyetleri dengeleyecek ve ihracatçıyı koruyacak önlemler gecikmeden alınmalıdır. Unutmayalım ki; maliyet yükü hafifletilmeden hiçbir potansiyel, kalıcı kazanca dönüşemez” değerlendirmesinde bulundu.



