1. Haberler
  2. Yaşam
  3. Antalya’da Keşif Tutkunlarının Görmesi Gereken 8 Mağara

Antalya’da Keşif Tutkunlarının Görmesi Gereken 8 Mağara

Antalya’da Keşif Tutkunlarının Görmesi Gereken 8 Mağara - Antalya Haber
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Antalya’nın en etkileyici mağaralarını keşfedin. 500 bin yıllık Karain’den Altınbeşik’in yer altı gölüne en güzel Antalya mağaraları…

Last Updated on 26 Ağustos 2026 by Turizm Günlüğü

Turkuaz koylar, uzun sahiller ve antik kentler… Tüm bunların dışında Torosların altında, milyonlarca yıldır şekillenen bambaşka bir Antalya daha bulunuyor. Yer altı gölleri, dev travertenler, hâlâ büyümeye devam eden sarkıtlar ve 500 bin yıl öncesine uzanan insan izleriyle Antalya mağaraları, sıra dışı bir keşif rotası.

Alanya’dan Gazipaşa’ya, Serik’ten Döşemealtı ve İbradı’ya uzanan bu rota Antalya’nın yer altındaki hikâyesini keşfetmek isteyenler için iyi bir başlangıç noktası. Bu yazıda ayrıca “Antalya’da mağara rotası nasıl planlanır?”, “Hangi mağara daha etkileyici?” ve “Mağaraya girerken nelere dikkat edilmeli?” sorularının yanıtlarını bulabilir, keşif rotanızı daha bilinçli ve keyifli şekilde planlayabilirsiniz.

Toplam uzunluğu 410 metre olan mağaranın yaklaşık 360 metrelik bölümü ziyaretçilere açık. Gezi güzergâhı boyunca bazı noktalarda 10-15 metreye ulaşan genişlik ve yükseklik, mağarayı dar bir koridordan çok doğal bir yer altı salonuna dönüştürüyor. Pamukkale, Org, Avizeli ve Göl Salonları boyunca ilerlerken sarkıtlar, dikitler, sütunlar, perdeler ve ince “Makarna” oluşumları görülebiliyor. Mağaranın en etkileyici sürprizi; giriş seviyesinden yaklaşık 17 metre aşağıdaki, 200 metrekare yüzey alanına sahip yer altı gölü.

Altınbeşik Mağarası Milli Parkı’nın içinde bulunan mağaranın girişi dev bir yer altı gölüyle başlıyor. Mağara içinde ziyaret edilebilen bölümlere botlarla ilerleniyor. Araştırılabilen kısmı, kollarıyla birlikte 2200 metre olan mağara dünyanın üçüncü, Türkiye’nin ise en büyük su mağarasıdır. Turistik ziyaret sırasında görülen en etkileyici oluşumlardan ikisi; gölün ortasında doğal bir kaya bloğundan oluşmuş bir köprü ve gölün sonunda tüm salonu kaplayan 44 metre yükseklikte dikeye yakın travertendir. Mağara kış ve ilkbahar aylarında yükselen su seviyesi nedeniyle tamamen suyla dolabiliyor. Bu nedenle ziyaret için uygun dönem yaz ve sonbahar ayları.

1948 yılında liman için taş çıkarılması amacıyla yapılan çalışmalar sırasında tesadüfen keşfedilen Damlataş, Türkiye’de turizme açılan ilk mağara olarak kabul ediliyor. Yaklaşık 50 metrelik giriş geçidinin ardından yüksekliği 15 metreyi bulan boşluklara ulaşılıyor. Mağara adını ise tavandaki sarkıtlardan damlayan sulardan alıyor.

Mağaranın girişine ulaşmak için ziyaretçi karşılama alanından başlayan yaklaşık 470 basamaklı merdiveni çıkmak gerekiyor. Yani Karain keşfi mağaraya girmeden önce küçük bir fiziksel sınavla başlıyor. Yukarı ulaştığınızda ise karşınızda Anadolu’nun en önemli Paleolitik merkezlerinden biri kalıyor. 1946 yılından bu yana sürdürülen kazılar, bölgede yaklaşık 500 bin yıl önce insanların yaşadığını ortaya koydu. Karain’de Alt, Orta ve Üst Paleolitik dönemlere ait katmanların yanı sıra Neolitik, Kalkolitik, Eski Tunç Çağı ve Klasik dönemlere kadar uzanan insan faaliyetlerinin izleri bulunuyor.

1997 yılında taş ocağı çalışmaları sırasında keşfedilen mağara iki katlı bir yapıya sahip. Üst galerinin uzunluğu yan geçitlerle birlikte 136 metre, alt katın uzunluğu ise yaklaşık 97 metre. Alt bölüm doğal yapıların korunması amacıyla ziyarete kapalı tutuluyor. Zeytintaşı’nın yıldızı ise mağaracılık literatüründe “Makarna sarkıt” olarak adlandırılan son derece ince oluşumlar. Bazıları yaklaşık 70 santimetre uzunluğa ulaşan bu sarkıtlar öylesine yoğun ki bulundukları bölüme “Spagetti Salonu” adı verilmiş. Üstelik gelişimleri hâlâ devam ediyor.

Önemli güncel not: Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Doğa Turizmi sayfasında Zeytintaşı Mağarası şu anda geçici olarak ziyarete kapalı olarak belirtiliyor. Gezi planı yapmadan önce güncel durumun kontrol edilmesi gerekiyor.

Yaklaşık 213 metre uzunluğundaki mağarada sarkıt ve dikitlerin yanı sıra galeriler ve küçük göletler yer alıyor. Karataş’ın çevresinde tarihsel kullanıma ilişkin çok sayıda yerel anlatı da bulunuyor. Büyük İskender dönemindeki askerlerden Aziz Pavlus’a kadar uzanan hikâyeler bu anlatıların dikkat çekenleri arasında. Ancak bu hikâyelerin önemli bir bölümünü doğrulanmış arkeolojik bulgulardan ziyade yerel rivayetler olarak değerlendirmek daha doğru.

Yaklaşık 5 milyon yıllık olduğu tahmin edilen mağaranın yaklaşık 4 kilometre uzunluğa ulaştığı belirtilse de bunun 450 metrelik bölümü ziyaretçilere açık durumda. Sarkıtlar, dikitler, sütunlar, perde damlataşları ve doğal galeriler yürüyüş boyunca birbirini izliyor. Yalan Dünya’nın adının arkasında ise bir aşk hikâyesi yer alıyor: Yerel efsaneye göre mağarada buluşan iki sevgili bir deprem ve göçük nedeniyle birbirinden ayrılıyor; yaşanan trajedinin ardından mağara “Yalan Dünya” adıyla anılmaya başlanıyor.

Alanya’dan Sapadere Kanyonu’na doğru ilerleyenlerin rotasına ekleyebileceği en kolay mağara duraklarından biri Cüceler Mağarası. Mağaraya ulaşmak için önce ağaçların arasında uzanan yaklaşık 170 metrelik yürüyüş yolunu geçmek gerekiyor. Ardından 155 metre uzunluğunda olduğu belirtilen ve altı galeriden oluşan mağara sistemi başlıyor. Cüceler’i farklılaştıran özellik ise büyük boyutlardan çok renkler. Mineral yapısının etkisiyle farklı tonlara bürünen sarkıt, dikit ve sütunlar mağaranın ışıklandırması altında daha belirgin hale geliyor.

Tüm mağaraları tek günde görmek gerçekçi değil. Antalya’nın doğu-batı mesafesi düşünüldüğünde rotayı bölgelere ayırmak çok daha iyi bir seyahat deneyimi yaratacaktır.

Antalya’da Keşif Tutkunlarının Görmesi Gereken 8 Mağara
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Antalya Olay ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Sohbet Et

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka asistanı

Yapay zeka yanlış bilgi üretebilir