İrem BAŞDAŞ/ANTALYA, (Antalya Olay) – Antalya’da, spot dükkanını ateşe vererek iki kişinin ölümüne ve iki kişinin yaralanmasına sebep olduğu iddia edilen Ufuk Binbir’in (40) yargı süreci devam ediyor. Maktul Mete Durupınar’ın (49) annesi Kibare Açalya Akdağ (73), olayın planlı bir cinayet olduğunu savunarak suç duyurusunda bulundu. Oğlunun ölmeden önce yazdığı deftere, ‘8 Ocak’ta infazım olabilir’ notunu düşen Akdağ, tutuklu Binbir’in oğlunu öldürmek isteyen kişilerle bağlantısı olduğunu öne sürerek, “Yangını çıkaran kişi ile oğlumun iş yaptığı kişiler arasındaki telefon, mesaj ve maddi ilişkilerin araştırılmasını istiyorum” dedi.
Antalya’nın Muratpaşa ilçesi Varlık Mahallesi’nde, 2 Ocak 2025 tarihinde yer alan 3 katlı apartmanın giriş katındaki spot dükkanında meydana gelen yangın, kısa sürede tüm binayı sardı. Yangından etkilenen çamaşırhane sahibi Ahmet Özen ile spotçu Lokman Derya Yılmaz, Seval Gençoğlu ve Mete Durupınar hastaneye kaldırıldı. Yaralılardan Mete Durupınar ile Ahmet Özen, hayatını kaybetti. Yangında dumandan etkilenen diğer kişiler tedavi altına alındı.
Tutuklanan Ufuk Binbir’in olay yerinde yapılan incelemede çakmak gazı kutusu bulunması ve spotçu Lokman Derya Yılmaz ile arasındaki borç anlaşmazlığı nedeniyle yaşanan tartışma, kundaklama şüphesini gündeme getirdi. Gözaltına alınan Binbir, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilerek, ‘Olası kastla yangın çıkararak öldürme’ suçundan tutuklandı. Hakkında 100 yıl 6 aya kadar hapis istemiyle dava açıldı.
Mete Durupınar’ın annesi Kibare Açalya Akdağ, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’na verdiği suç duyurusunda, olayın arkasında uzun süredir devam eden dolandırıcılık ve planlı cinayet süreci olduğunu iddia etti. Akdağ, oğlunun U.E.Ö., Y.Ö., O.Ö. ve D.Ö. ile hayvancılık işi yapmak amacıyla kredi çektiklerini, ancak bu süreçte aileye ait bazı taşınmazların devredildiğini öne sürdü. Oğlunun hayvancılık faaliyetinin hiç hayata geçirilmediğini, çekilen kredilerden herhangi bir gelir elde edilemediğini ve sürekli para talep edildiğini ifade etti.
Akdağ, “Evini alabilmeleri için Mete’yi ortadan kaldırmaları gerekiyordu. Kasti olarak çıkarılmış bir yangındır. Oğlumun borcu vardı, bu kişilerle ‘Son bir kez kredi çekelim, ardından evinizi geri vereceğiz’ dediler. Benden 400 bin lira istediler. İki yıldır tek bir banka evrakı göstermediler. Artık son çare olarak oğlumu ortadan kaldırdılar” diye konuştu.
Oğlunun ölmeden önce dükkana gittiğini söyleyen Akdağ, “Bana, ‘Anne, 8 Ocak’a kadar beni öldürecekler’ dedi. 2 Ocak’ta çocuğum öldürüldü. Olay günü saat 19.30’da oğlumla telefonda konuştuk, yemeğe çağırdım. ‘Anne, burası karışık, gelemem’ dedi. 20.30’da Mete’nin uyuduğu söyleniyor, bu mümkün değil. O saatlerde dükkanda başka kişiler vardı. Oğluma bir şey yedirip, içirdiler ve uyumasını sağladılar, yangından da çıkamadı” ifadelerini kullandı.
Oğluna ait eşyaların yangın sonrası dükkanda bulunamadığını belirten Akdağ, “Dükkanımda yeni aldığım bisiklet, bilgisayar, gümüş yüzükler ve çok sevdiği bir kılıç yoktu. Ben baştan beri onun o dükkanda kalmasını istemedim. İki çocuğu geride kaldı. ‘Babam kalp krizinden mi öldü?’ diye soruyorlar. Mahkemede çok kısa konuştum. Tek talebim, gerçeğin ortaya çıkarılması. Yangını çıkaran kişi ile oğlumun iş yaptığı kişiler arasındaki ilişkilere bakılsın” dedi.
Yangının tesadüfen çıkmış olamayacağını vurgulayan avukat Kortay Kırılmaz, “Olayın sadece bir yangın sonucu gerçekleşen ölüm olmadığını değerlendiriyoruz. Maktul Mete Durupınar’a ait, kendi el yazısıyla yazılmış bir defterde, ‘8 Ocak’ta bana karşı bir infaz gerçekleştirilecek’ notu yer alıyor. Bu kadar net bir öngörüyle ölüm tarihinin örtüşmesi tesadüf olarak değerlendirilemez. Bu olayı azmettirme sonucu işlenmiş bir cinayet olarak görüyoruz” dedi. (Antalya Olay)



