Berlin eyalet seçiminde ilk sonuçlara göre Sol Parti birinci sıraya yerleşirken, Türk kökenli Elif Eralp hükümet başkanlığı için öne çıktı.
Elif Eralp İçin Rote Rathaus Yolu Açıldı
Yeni yönetimin koalisyon görüşmeleri ve eyalet meclisindeki seçim sürecinin ardından şekillenmesi bekleniyor. Almanya’nın başkenti Berlin’de 20 Eylül’de yapılan Abgeordnetenhaus seçiminde ilk projeksiyonlar Sol Parti’yi (Die Linke) ilk sırada gösterdi. ARD’nin seçim gecesi projeksiyonuna göre Die Linke yüzde 24,5 oyla birinci sıraya yerleşirken CDU yüzde 20 seviyesinde kaldı.
Financial Times da ilk sonuçlarda Die Linke’nin yaklaşık yüzde 24,5-26 bandında, CDU’nun ise yüzde 20 civarında göründüğünü ifade etti. Böylece Berlin’de 2023’ten bu yana iktidarda bulunan CDU-SPD koalisyonunun mevcut çoğunluğunu koruyamadığı bir siyasi tablo ortaya çıktı. Die Linke’nin seçimlere başbakan adayı olarak giren Elif Eralp, partisinin ilk sıraya yükselmesinin ardından Berlin hükümetinin başına geçebilecek isimlerden biri oldu.
Buna karşın seçim sonucu Eralp’in doğrudan göreve geldiği anlamına gelmiyor. Berlin’de hükümet başkanı halk tarafından doğrudan seçilmiyor. Seçim gecesi yaptığı açıklamada Eralp, sonuçları partisinin Rote Rathaus için aldığı açık bir görev olarak değerlendirdi.
45 yaşındaki hukukçu Eralp, 2021’den bu yana Berlin Eyalet Meclisi’nde görev yapıyor. Die Linke grubunda göç, katılım ve ayrımcılıkla mücadele alanlarında çalışan Eralp, 2026 seçimlerinde ilk kez partisinin başbakan adayı olarak yarıştı.
Berlin’de Başbakan Nasıl Seçiliyor?
Seçim kampanyasının merkezinde özellikle konut ve kira politikası yer aldı. Berlin’de seçim öncesindeki kamuoyu araştırmalarında da konut maliyetleri ve kiralar siyasi tartışmaların öne çıkan konuları arasındaydı. Berlin, Almanya’nın hem başkenti hem de 16 eyaletinden biri olduğu için kent yönetimi klasik belediye sisteminden farklı işliyor.
Berlin hükümeti “Senat”, eyalet parlamentosu ise “Abgeordnetenhaus” olarak adlandırılıyor. Berlin hükümetinin başındaki kişi de “Regierende Bürgermeisterin” veya “Regierender Bürgermeister” unvanını taşıyor ve siyasi konumu diğer Alman eyaletlerindeki başbakanlara karşılık geliyor. Berlin aynı zamanda tek bir eyalet ve belediye yapısını bir araya getiren şehir eyaleti statüsünde bulunuyor.
Berlin Anayasası’na göre hükümet başkanı Abgeordnetenhaus üyeleri tarafından seçiliyor. İlk turda parlamentodaki üyelerin çoğunluğunun desteği gerekiyor. Bu çoğunluk sağlanamazsa ikinci tur yapılıyor; burada da sonuç çıkmaması halinde sonraki turda en fazla oyu alan aday seçilebiliyor.
Hükümet başkanı seçildikten sonra senatörleri atıyor ve Berlin Senatosu adı verilen eyalet hükümeti oluşturuluyor. Bu nedenle sandıktan en yüksek oyla çıkan partinin adayı otomatik olarak hükümet başkanı olmuyor.
New York’ta Atık Su Takibi İçin Nehir Kırmızıya Boyandı
İlk projeksiyonların ortaya koyduğu parçalı parlamento tablosu, Berlin’de yeni hükümet için koalisyon görüşmelerini zorunlu hale getiriyor. Berlin’in resmi siyasi bilgilendirme sisteminde de hiçbir partinin parlamentoda tek başına çoğunluk sağlayamaması halinde partilerin çoğunluğu oluşturmak amacıyla koalisyon kurmasının olağan yöntem olduğu belirtiliyor. Koalisyon ortakları daha sonra hükümet döneminde uygulanacak temel politikaları belirleyen bir koalisyon anlaşması üzerinde uzlaşıyor.
Bu süreç Eralp’in geleceği açısından da belirleyici olacak. Die Linke’nin seçimden birinci çıkması kritik bir siyasi avantaj sağlasa da Eralp’in Rote Rathaus’a geçebilmesi için Abgeordnetenhaus’ta kendisini hükümet başkanı seçecek yeterli desteğin oluşması gerekiyor. Bu sebeple seçim gecesi itibarıyla kesinleşen durum Eralp’in Berlin’in yeni hükümet başkanı olduğu değil, yeni hükümeti kurma sürecinde merkezi aktörlerden biri haline geldiği yönünde.
Berlin seçimlerinin en kritik tartışma alanlarından birini konut sorunu oluşturdu. Eralp ve Die Linke kampanya boyunca yüksek kiralar, kiracıların korunması ve büyük konut şirketlerinin konumu üzerinde durdu. Eralp seçim önceki dönemde büyük gayrimenkul şirketlerinin mülkiyetindeki konutların kamulaştırılması yönündeki yaklaşımın kısa süre içerisinde tamamlanabilecek bir süreç olmadığını da belirtmişti.
Parti aynı zamanda kiracıların korunmasına yönelik yeni idari mekanizmalar önerdi. Konut tartışmasının Berlin siyasetindeki geçmişi de seçim kampanyasının ötesine uzanıyor.
Koalisyon Görüşmeleri Belirleyici Olacak
Kentte büyük konut şirketlerinin mülkiyetindeki konutların kamulaştırılması konusu daha önce halk oylamasına taşınmıştı. Bu nedenle yeni hükümetin oluşması halinde konut politikası yalnızca seçim vaatleri açısından değil, koalisyon görüşmelerinde partilerin uzlaşması gereken temel başlıklardan biri olarak da önem taşıyor. Financial Times da seçim öncesindeki değerlendirmesinde Eralp’in yükselişini Berlin’deki yüksek konut maliyetleri ve Die Linke’nin bu alandaki politikalarıyla ilişkilendirdi.
Seçimin ardından önce kesin sonuçların ve parlamentodaki sandalye dağılımının netleşmesi, ardından partiler arasındaki görüşmelerin ilerlemesi bekleniyor. Berlin Anayasası uyarınca yeni seçilen Abgeordnetenhaus’un seçimden sonra en geç altı hafta içinde toplanması gerekiyor. Parlamento daha sonra hükümet başkanını seçerek yeni yönetimin önünü açacak.
Yeni hükümet başkanının göreve başlamasıyla senatörlerin atanması ve Berlin Senatosu’nun oluşturulması süreci tamamlanacak. Bu nedenle 20 Eylül seçimlerinin ilk projeksiyonları Berlin’de siyasi dengelerin kritik ölçüde değiştiğine işaret etse de kenti kimin yöneteceğinin kesinleşmesi için parlamenter süreç henüz tamamlanmış değil. Die Linke’nin ilk sıradaki konumu ve Eralp’in adaylığı koalisyon pazarlıklarının merkezinde yer alırken, kurulacak çoğunluğun yapısı Berlin’in önümüzdeki dönemde konut, ulaşım, eğitim, bütçe ve kent yönetimi gibi eyalet yetkisindeki temel alanlarda izleyeceği politikaları da belirleyecek.
Abgeordnetenhaus bu alanlarda yasama ve bütçe yetkisini kullanırken aynı zamanda kurulacak Berlin Senatosu’nu denetleme görevini sürdürecek.
