Mehmet ÇINAR/ANTALYA, (Antalya Olay) – Antalya Kent Konseyi Turizm Çalışma Grubu Başkanı Recep Yavuz, bu yıl Orta Doğu ve bağlantılı uçuşların gerçekleştirilmekte olduğu riskli ülkelere yönelen yaklaşık 50 milyon yüksek bütçeli turistin hangi destinasyonları seçeceği konusunda önemli bir tartışmanın yaşandığını ifade etti. Yavuz, bu turistlerin genellikle uzun uçuşları tercih eden, egzotik yerler arayan, kültürel deneyimler, safari, çöl keşifleri ve prestijli atmosferler arayan kişiler olduklarını belirtti. Bu çerçevede, “Dubai yerine Rodos”, “Katar yerine Antalya” veya “Abu Dabi yerine Mallorca” gibi basit destinasyon değişikliklerinin pek mantıklı olmadığını söyledi. Ancak “Dubai yerine İstanbul” seçeneğinin mümkün olduğunu vurguladı. Akdeniz ve Ege’nin özel ve seçkin koylarının da tercih edilebileceğini ekledi.
Orta Doğu’daki savaş durumu, 2026 yılı dünya turizminde önemli bir değişiklik yaratmış durumda. Dubai ve Abu Dabi gibi lüks tatil bölgeleri ile Orta Doğu bağlantılı uzak destinasyonlar, ABD, Rusya ve Avrupa’dan gelen 50 milyon yüksek bütçeli turist için bir belirsizlik yaratıyor.
ALMANYA’DA 1,3 MİLYON TURİSTTE SORU İŞARETİ
Recep Yavuz, son günlerde Alman Dışişleri Bakanlığı’nın güncellediği seyahat uyarılarına ve yasaklara dikkat çekerek, bu durumun dünya turizm sektöründe önemli bir hareketliliğin habercisi olduğunu ifade etti. Dubai, Katar, Güney Afrika ve Kenya gibi ülkelerin artık ‘riskli destinasyonlar’ olarak değerlendirildiğini belirten Yavuz, toplamda 1.3 milyon Alman turistin bu ülkeleri tercih ettiğini ve yapılan uyarıların Avrupa’nın en büyük seyahat pazarında ciddi bir yön arayışını beraberinde getirdiğini vurguladı.
‘ALMAN TURİST CİDDİ GÜVEN KAYBI YAŞIYOR’
Birleşik Arap Emirlikleri’nin bu süreçten en çok etkilenen destinasyonlardan biri olduğunu dile getiren Yavuz, geçtiğimiz yıl yaklaşık 660 bin Alman turistin ziyaret ettiği Dubai ve Abu Dabi’nin, şu anda savaş durumu, hava sahası riskleri ve transit uçuş endişeleri nedeniyle ciddi bir güven kaybı yaşadığını açıkladı. Aynı zamanda Güney Afrika’yı ziyaret eden 290 bin Alman, Katar’a seyahat eden 165 bin kişi ve Namibya’yı tercih eden 110 bin Alman turist için 2026 sezonunun belirsizliklerle dolu olduğunu belirtti. Bu durum, ABD, Rusya ve Avrupa’dan Orta Doğu ve bağlantılı Japonya, Güney Afrika, Çin gibi ülkelere giden 50 milyon yüksek bütçeli turist için de geçerli.
‘VARIŞ NOKTALARI DEĞİL, TRANSİT MERKEZLER DE RİSKLİ’
Yavuz, savaşların insanların ‘ulaşım güvenliği’ konusundaki endişelerini artırdığını ifade etti. Bugün sadece varış noktalarının değil, transit merkezlerin de riskli kabul edildiğini belirten Yavuz, özellikle Dubai ve Doha bağlantılı uçuşlarla ilgili sert uyarıların uzun mesafeli seyahat planlarını doğrudan etkilediğini vurguladı. İnsanlar artık sadece gidecekleri ülkeleri değil, geçecekleri hava koridorlarını da sorguluyor. Turizm tarihinde ‘güven duygusu’ her zaman fiyatın önünde yer almıştır. İnsanlar pahalı tatilleri erteleyebilir ya da daha kısa tatiller yapabilir, ancak kendilerini güvende hissetmedikleri bir yere gitmekte tereddüt ederler. Bugün turistlerin yaşadığı psikoloji bu durumu tam olarak yansıtıyor.
‘TÜRKİYE’YE HİÇ YOKKEN 10 BİNİ GELSE DAHİ ÇOK İYİ KAZANÇ OLUR’
Yavuz, Orta Doğu ve bağlantılı uçuşların yapıldığı riskli ülkelere giden yüksek bütçeli turistlerin hangi destinasyonları seçeceğinin önemli bir konu olduğunu vurguladı. Bu durum, tüm turizm ülkelerinin bu büyük müşteri kitlesini kendi destinasyonlarına çekmek için çaba harcayacağı anlamına geliyor. Ancak bu turistlerin büyük bir kısmı klasik deniz-kum-güneş tatili arayışında değil. Uzun uçuşlar, egzotik yerler, kültürel deneyimler ve prestij arayışındalar. Bu nedenle, “Dubai yerine Rodos”, “Katar yerine Antalya” veya “Abu Dabi yerine Mallorca” gibi basit değişikliklerin pek mümkün görünmediğini belirtti. Ancak “Dubai yerine İstanbul” ve Güney Afrika yerine Akdeniz ile Ege’nin nadide koyları gibi alternatiflerin olabileceğini ifade etti. Dağ tırmanışı yapan turistler için ise Nemrut Dağı’nın tarihi kalıntıları büyük bir çekim merkezi olabilir. Yavuz, Türkiye kafalarında hiç yokken bile 10 bin turistin gelmesinin bile büyük bir kazanç olacağını belirtti.
‘DUBAİ’YE GİDEN İLE BODRUM’A GİDEN TURİST FARKLI’
Yavuz, Akdeniz ülkelerinin belli ölçüde bu durumdan fayda sağlayacağını kaydederek, Türkiye, Yunanistan, İspanya ve İtalya’nın güvenli algısını koruyabildiği sürece Avrupa içi seyahatlerden pay alabileceğini belirtti. Ancak kaybedilen turist profili ile kazanılan profilin aynı olmadığını vurguladı. Dubai’ye giden turist ile Bodrum’a giden turistin beklentileri, harcama alışkanlıkları ve seyahat motivasyonları oldukça farklıdır. Bunun yanı sıra, seyahat etmeye devam eden bir kitle de mevcut.



