İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan, Çanakkale’nin Lapseki ilçesinde bir dizi etkinliğe katılmak üzere bölgeye geldi. Turan, 100 öğrenci kapasitesine sahip olan Emine Saadet Çarmıklı Kreşi’nin açılış törenine iştirak etti.
‘BM RAPORLARINDA 2100 YILI İÇİN TÜRKİYE NÜFUSU 38 MİLYON ÖNGÖRÜLÜYOR’
Dünya genelinde su krizi ile birlikte gençlik krizinin de gündeme geldiğini belirten İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan, “Avrupa’nın nüfusunun azaldığını, LGBT gibi birçok ahlaki sorunun yaşandığını ve güvenlik ile aile kurma sorunlarıyla karşı karşıya olduğumuzu gözlemliyoruz. Türkiye, bu konuda iyi bir noktada, ancak bizde de bazı kırılmalar yaşanıyor. Birleşmiş Milletler raporlarına göre 2100 yılı itibarıyla Türkiye’nin nüfusunun 38 milyon olması öngörülüyor. Bugün 86 milyon olan nüfusumuzun, 47 yıl sonra 38 milyona düşeceği tahmin ediliyor. TÜİK raporlarına göre ise 54 milyon olacağı öngörülüyor. Yani, her halükarda bir düşüş söz konusu. Bu durum ciddi bir sorun teşkil ediyor. Bu nedenle eğitim alanında yapılan her türlü katkıya ve ailenin güçlenmesine destek vermeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
‘DÜN LÜKS OLAN KREŞLER, BUGÜN BİR DEVLET POLİTİKASI HALİNE GELDİ’
Kadınların iş hayatına katılımının bazen tartışma konusu olduğunu dile getiren Turan, “Biz bu meseleyi aile odaklı değerlendiriyoruz. Kreş, bu bağlamda önemli bir çözüm. Kadınların sosyal hayatta daha iyi koşullara sahip olması, hem ailelerine hem de topluma daha fazla katkı sağlamalarına yol açacaktır. Bu nedenle, geçen hafta Meclisimizde doğum izni süresinin 8 artı 8 haftadan, 8 artı 16 haftaya çıkarıldığını duyurduk. Her türlü destekle, kadınlarımızın sosyal hayatta yer almasını istiyoruz. Dün lüks sayılan kreşler, bugün devlet politikası haline gelmiştir. Geçmişte çok az sayıda bulunan anaokulları ve kreşler, şimdi devletimizin her mahallede, her sokakta kurmayı hedeflediği bir yapıya dönüşmüştür” şeklinde konuştu.
‘MADENCİLİĞE DEĞİL, YANLIŞ MADENCİLİĞE KARŞI OLABİLİRİZ’
Çanakkale’de zaman zaman yaşanan madencilik tartışmalarına değinen Turan, “Öncelikle belirtmek isterim ki, TÜMAD gider, biz burada kalırız. Maden, Çanakkale’de yeni bir faaliyet değil. Lapseki’de milattan önce 7’nci yüzyıldan beri madencilik yapılıyor. Çanakkale’nin tarihi, turizmi, ormanı ve tarımı son derece kıymetli. Ancak, bölge aynı zamanda bir madencilik kentidir. Yerin üstü bizlere ait olduğu gibi, altı da bizimdir. Üstü koruyarak altında çalışabilmeliyiz. Bu nedenle hayır demek yerine, doğru bir şekilde çevre ile uyumlu ve iş güvenliğini sağlayan projeler geliştirmeliyiz. Binlerce işçi çalışıyor, vergi veriliyor ve kamuya katkı sağlanıyor. Biz madenciliğe karşı değiliz, yanlış madenciliğe karşıyız. Eğer madencinin imajında bir sorun varsa, bu imajı önce madenci düzeltmelidir. Ekosistemi koruyarak çalışmalıyız. Dünyanın birçok yerinde madencilik, ormanların içinde yapılmaktadır. Örneğin, Brezilya’da Amazon Ormanları’nda, Kanada’da Boreal Ormanları’nda madencilik faaliyetleri sürdürülmektedir. Nasıl yapıldığı önemli. Yanlış yapmadan, yasalara uygun bir şekilde hareket etmemiz gerekmektedir. Bu konuda hassas olan çevrecileri saygıyla karşılıyorum. Ancak, hayır demek yerine doğruya evet, yanlışa hayır demek gerektiğine inanıyorum. Dünyada 31 ülkede 440 tane nükleer santral bulunmaktadır. Amerika’da 94, Fransa’da 57 tane var. Türkiye’de bu konulara karşıyız. Akkuyu’yu yapmaya kalktığımızda başımıza gelmeyen kalmadı. Bunlar yanlış işler. Dünyada madencilik nasıl yapılıyorsa, bizde de öyle olmalıdır. Neden milyar dolarlara Avrupa ve diğer ülkelerden altın ithal edelim? Neden kendi madenimizi üretmiyoruz? Kendi madeni çıkarmadığımızda, o madene ulaşım bitmiyor. Fazla para vererek alıyoruz. O yüzden madenciliğe hayır değil, yanlış madenciliğe hayır demek gerektiğini düşünüyorum.”
Yapılan konuşmaların ardından İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan ve beraberindekiler, kurdele keserek kreşin açılışını gerçekleştirdi.
İLÇE EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ BİNASININ AÇILIŞI GERÇEKLEŞTİRİLDİ
İçişleri Bakan Yardımcısı Turan, İlçe Emniyet Müdürlüğü binasının açılışına da katıldı. Törende konuşan Bülent Turan, “Uyuşturucu, dünyada artan bir tehdit olarak karşımıza çıkıyor. Gençlerimizi korumak hepimizin sorumluluğu. Aileler, okullar ve sivil toplum bu konuda dikkatli olmalı ve yanlışları emniyet güçlerine bildirmelidir. Küçük, büyük, satıcı, alıcı, baron kim olursa olsun, teşkilatımız



