Olay, 28 Temmuz akşamı Anamur’un Saray Mahallesi’nde gerçekleşti. Bir iş hanında yüksekten düşen restoran çalışanı Eyüp Can Güner’in hareketsiz yattığını gören çevredeki vatandaşlar, durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi. İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Ekipler, ne yazık ki Güner’in hayatını kaybettiğini belirledi. Yapılan otopsinin ardından, Eyüp Can Güner’in cenazesi ailesine teslim edilerek defnedildi. Soruşturma kapsamında, görgü tanıklarının ifadelerine başvuran polis ekipleri, iş hanında çalışan Necmettin Ulaş’ın, şakalaşarak Güner’i kovalarken olayın meydana geldiğini tespit etti. Savcılığın talimatıyla gözaltına alınan Ulaş, çıkarıldığı mahkemede, olayda ihmali olduğu gerekçesiyle tutuklandı.
Anamur Cumhuriyet Başsavcılığı, Necmettin Ulaş hakkında ‘İhmali davranışla kasten adam öldürme’ suçlamasıyla iddianame hazırladı ve Ulaş için 25 yıla kadar hapis cezası talep edildi.

İLK DURUŞMA GÖRÜLDÜ
Davanın ilk duruşması, Anamur Ağır Ceza Mahkemesi’nde gerçekleştirildi. Duruşmada tutuklu sanık Necmettin Ulaş, Eyüp Can Güner’in yakınları ve taraf avukatları hazır bulundu. Duruşmada söz alan Ulaş, “Eyüp Can’ın çalıştığı iş yerinde yemek yedim. Yemekten sonra çay istedim. Eyüp Can bana ‘Çay getiremem, Tugay Usta’nın siparişleri var’ dedi. Çayı getirmediği için Tugay’a, ‘Senin akraban mı?’ diye sordum. O da akrabası olmadığını, çırağı olduğunu söyledi. Sonrasında Eyüp Can’a, ‘Abim sen kaç yaşındasın?’ diye sordum. ‘Ben 12 yaşındayım usta’ deyince, ‘Keşke senin yaşında olsaydım, bak ben 24 yaşındayım. Şimdi sen bana çay getir, sana işi öğreteyim’ diye konuştum. Daha sonra çay vermeyeceğini söyledi. Ben de ‘En azından çayın yerini bana göster, ben alayım’ dedim. Bunun üzerine ‘Hadi beni yakala, yakalarsan çayın yerini gösteririm’ şeklinde cevap verdi. Ben de ‘Abim beni uğraştırma, gel çayın yerini göster’ diyerek arkasından gittim. Eyüp Can koşmaya başladı ve ara sokağa girdi. Ara sokağa girdiğinde sağa sola bakarken, kapısı açık bir pasaj keşfettim ve oraya girdim” şeklinde ifade verdi.

Sanık Ulaş, pasajın karanlık olduğunu ve hiçbir şeyin görünmediğini belirterek, “Pasajda tur attığım esnada Eyüp Can’a ‘Abim neredesin, hadi çık ortaya, bak şakalaştık bitti, çay da vermedin zaten’ diye seslendim. O esnada bir ses duydum, bunun Eyüp Can’ın bir şey düşürdüğünü düşündüm. Pasajdan çıktıktan sonra dükkana arkadaşım Tugay’ın yanına gittim ve ‘Çocuk buraya geldi mi?’ diye sordum. Gelmediğini söyleyince ‘Nasıl olur, bir tıkırtı sesi duydum, buraya gelmiştir diye düşündüm’ dedim. Sonrasında Tugay, çocuğun dükkana dönmediğini söyleyince ben de evime geçtim. Evde bulunurken polislerden durumu öğrendim ve şok oldum. O gün üzerimde kesici veya delici alet yoktu, çocuğa hiçbir şekilde zarar vermedim. Ben saf bir insanım, Eyüp Can’ı kovalarken böyle bir sonucun olabileceğini asla öngöremezdim. Eyüp Can’ın ailesinden ve yakınlarından özür dilerim. Benim kasti veya ihmal veya taksirle yaptığım herhangi bir eylem yoktur. Üzerime atılan suçlamayı kabul etmiyorum. Tahliyemi talep ederim” dedi.
TANIK: HAKARET EDİP, KAFASINA VURDU
Duruşmada dinlenen tanık S.K., “Olay günü arkadaşım ve kuzenim ile iş yerindeydim. Sanık, birden Eyüp Can’a ‘Sen bana terbiyesizlik yaptın bedelini ödeyeceksin’ dedi. Hakaret ve tehditlerde bulundu. Ayrıca sert bir şekilde çocuğun kafasına vurdu. Daha sonra biz siparişimizi alıp oradan ayrıldık” ifadesinde bulundu.
Mahkeme, avukatları ve Güner’in yakınlarını dinledikten sonra, eksikliklerin giderilmesi ve diğer tanıkların dinlenmesi amacıyla duruşmayı erteledi. Sanığın tutukluluk halinin devamına karar verildi.




