Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Diyarbakır’ın Yenişehir ilçesinde bulunan bir otelin toplantı salonunda gerçekleştirilen ‘Diyarbakır İş Dünyası Buluşması’ etkinliğine katıldı. Etkinlikte Vali Murat Zorluoğlu, AK Parti Diyarbakır milletvekilleri Mehmet Sait Yaz, Suna Kepolu Ataman ve Mehmet Galip Ensarioğlu ile birlikte çeşitli siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve çok sayıda davetli yer aldı.
‘YENİ BİR KÜRESEL DÜZEN MUTLAKA OLUŞACAK’
Toplantıda bir konuşma yapan Cevdet Yılmaz, dünya genelinde yaşanan değişimlerin eski kuralların etkisini azalttığını dile getirdi. Yılmaz, “Dünya farklı bir dönemden geçiyor. Türkiye ve çevremizdeki durumu anlamadan, tartışmalar eksik kalacaktır. Eski kurumların zayıfladığı ve yer yer ortadan kalktığı bir süreç içerisindeyiz. Bu durum ekonomik olduğu kadar siyasi alanda da geçerlidir. Ekonomik bakış açısıyla, tarife savaşlarının ve korumacılığın arttığı, ticaretin ve ekonominin eski koşullarının dönüştüğü bir dönemdesiniz. Siyasi olarak da benzer bir tablo söz konusu. Güç siyaseti ön planda, hukukun, insan haklarının ve demokratik kavramların zayıfladığı bir dönemdeyiz. ‘Ben güçlüysem her şeyi yapabilirim’ anlayışının hakim olduğu günleri yaşıyoruz. Bu tür dönemler risklidir, ancak sağlam duruş sergileyenler orta ve uzun vadede kazançlı çıkacaktır. Bu süreç bir gün sona erecek. İnsanlık, yeni bir düzen kuracaktır. Bu süreçte, ülke olarak sağlam bir duruş sergilememiz çok önemli. Gerçeklerin farkında olmalı ve hedeflerimizi asla unutmamalıyız” şeklinde konuştu.
‘ENFLASYONU DAHA AŞAĞI YERLERE ÇEKMEYE GAYRET EDİYORUZ’
Yılmaz, ekonomideki önceliklerinin makro finansal istikrar olduğunu vurgulayarak, “Finansal dengeler üzerinde yoğunlaşıyoruz. ‘Makro finansal istikrar’ dediğimiz durumu sağlamaya çalışıyoruz. Enflasyonu daha aşağı seviyelere çekmek için gayret gösteriyoruz. Aynı zamanda büyüyen ekonomimizi koruyup geliştirmek için de çaba sarf ediyoruz. Dengeli büyüme anlayışıyla ilerliyoruz; sadece iç taleple değil, dış taleple de büyümeyi hedefliyoruz. Bu yaklaşımın enflasyonu aşağı çekeceğine inanıyoruz. Enflasyonu düşürürken büyümeyi belli bir seviyede tutmak zor bir süreç, ancak son üç yıldır bunu başardık. Yatırımlarımızı ve ihracatımızı artırırken, işsizliği tek haneli seviyelerde tutmaya çalışıyoruz. Enflasyon oranı son olarak 30.7 seviyelerine ulaştı. Ancak, son dönemlerde yaşanan kuraklık ve don olayları gıda fiyatlarını etkiledi ve enflasyon patikamızı olumsuz yönde etkiledi. Temel mallardaki enflasyon ise yüzde 16’ya kadar düştü. Hizmet enflasyonu geriden geliyor, ancak bu dünya genelinde de böyle. Enflasyon düşerken, hizmet enflasyonu biraz daha gecikmeli bir şekilde düşer” ifadelerini kullandı.
‘SAVAŞ NE KADAR UZARSA, MALİYETİ DE O KADAR ARTACAK VE DERİNLEŞECEKTİR’
ABD, İsrail ve İran arasında süregelen savaşın bir an önce sona ermesi için diplomatik çabaların sürdüğünü belirten Yılmaz, “Türkiye Cumhuriyeti olarak savaşın çıkmaması için büyük çaba sarf ettik. Sayın Cumhurbaşkanımız, dışişleri bakanlığımız ve diğer kurumlarımız bu konuda yoğun bir şekilde çalıştı. Ancak, İsrail’in kışkırtması ve ABD-İsrail-İran saldırıları sonucunda savaş başladı. Şu anda tüm gücümüzle bu savaşın sona ermesi için çaba gösteriyoruz. Savaş ne kadar uzarsa, maliyeti o kadar artacak ve derinleşecektir. Savaşın kapsamı ve süresi, ekonomik maliyetleri belirleyecektir. Şu anda savaş sona erse bile, tahribatın etkileri bir süre devam edecek. Her şeyin hemen toparlanması mümkün değil, çünkü bir tahribat var ve bunun onarılması zaman alacak. Ancak, uzadıkça maliyetlerin daha da derinleşeceğini öngörmekteyiz. İnşallah, son dönemde ilan edilen ateşkes kalıcı bir barış ile sonuçlanır” dedi.
‘İRAN’IN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNDEN YANAYIZ’
İran’ın toprak bütünlüğünün korunmasından yana olduklarını ifade eden Yılmaz, “İran’da ve diğer çevrelerde, özellikle İsrail’in etnik kimlik ve mezhepler üzerinden insanları kışkırtmaya çalıştığını görüyoruz. Bizim tavrımız çok net; İran’ın toprak bütünlüğü ve egemenliği bizim için önemlidir. İran’ı oluşturan tüm etnik yapılarla dayanışma içinde olmaya devam edeceğiz. Bu bilinci gösteren tüm halklara teşekkür ediyoruz. Bölgedeki tarihi tecrübeler, emperyal güçlerin insanları nasıl kullandığını göstermektedir. Ancak bu sefer bu tuzaklara düşülmediğini görmekteyiz. Türkiye’deki ‘Terörsüz Türkiye’ sürecinin de bu konuda olumlu katkıları olduğunu belirtmek isterim. Bu süreç, yaşanan olayların ne kadar anlamlı ve öngörülü olduğunu göstermiştir” şeklinde konuştu.
‘DEMOKRATİK STANDARTLARI SİLAH BIRAKMANIN ÖN KOŞULU YAPMANIN SAĞLIKLI TARAFI YOK’
Partilerin ‘Terörsüz Türkiye’ sürecinde net bir tavır sergilemeleri gerektiğini dile getiren Yılmaz, “Demokratik standartların gelişmesini herkes arzu ediyor, bunda tereddüt yok. Ancak, demokratik standartları silah bırakmanın ön koşulu gibi sunmanın sağlıklı bir yanı yoktur. Siyaset yapma iddiasındaki partilerin bu konuda net bir duruş sergilemesi gerekiyor. Kamu kurumlarına sürekli rol biçmektense, ‘Biz ne yapmalıyız?’ sorusunu sormaları büyük fayda sağlayacaktır. Demokrasi, herkesin katkısıyla gelişir. Vesayetlerden uzaklaşmak gerekiyor. Türkiye, bir dönem vesayetçi yapıdan normal bir demokratik yapıya geçtiyse, partilerin de demokratik siyaseti gerçek anlamda yapması önemlidir” ifadelerini kullandı.



