2012 yılından bu yana Capital, Ekonomist ve Start Up dergileri tarafından organize edilen Uluslararası Ekonomi Zirvesi (UEZ 2026), bu yıl 15. kez Türkiye ve dünyanın önde gelen siyasetçilerini, iş dünyası liderlerini ve akademisyenleri bir araya getiriyor.
Bu yıl ‘Büyük Dönüşüm: Dayanıklı ve Sürdürülebilir Bir Küresel Sisteme Geçişin Pusulası’ teması ile gerçekleştirilen zirvenin ana sponsorluğunu Tera Finans Grubu üstleniyor.

Zirvenin beşinci paneli, “Çoklu Krizler Çağında Yeni Dünya Düzeni ve Riskler” başlığı altında gerçekleştirildi. Gazeteci Ahu Tanrıkulu’nun moderatörlüğünü yaptığı panelin sponsoru ise Zurich Sigorta oldu.
Tanrıkulu, savaş ortamında zorlu bir süreçten geçildiğini belirterek, son dönem krizlerinin sadece ekonomik sonuçlar doğurmadığını, siyasette de radikal değişiklikler yaşanabileceğini ifade etti. “Eski dünya ölüyorsa, nereye doğru gideceğiz, bunun yanıtını aramaya çalışacağız” dedi.

‘GENEL OLARAK KÖTÜMSERLİK HAKİM’
Zurich Sigorta Grubu Türkiye CEO’su Yılmaz Yıldız, konuşmasında küresel risk öngörülerine değindi. Yıldız, “Her yıl global riskler raporu açıklıyoruz. Bu 17 yıldır devam ediyor. Risklerin çoğunun öngörülebilir olduğunu görüyoruz. Jeoekonomik karışıklıklar, olağanüstü hava olayları ve toplumsal kutuplaşmalar gibi riskler bu yıl için öngörülüyordu. Ancak genel olarak kötümserlik hâkim; bu yıl için yapılan değerlendirmelerde katılımcıların yüzde 90’ı oldukça kötümser.” diye belirtti.
Yıldız, çok kutuplu ve krizli bir dünyanın beklendiğini vurgulayarak, “İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan düzen değişiyor. O dönem ‘bir daha savaş olmasın, ekonomik entegrasyon olsun’ gibi kavramlar ön plana çıkmıştı. O dönemde ABD’nin dünya ekonomisindeki payı yüzde 50 iken, 2024’te bu oranın yüzde 24’e düşmesi bekleniyor. ABD’nin gücünü yeniden tesis etme çabalarını gözlemliyoruz.” dedi.

‘HÜRMÜZ KRİZİ BÜYÜK BİR DEĞİŞİME DOĞRU GİDİYOR’
Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Deniz Ülke Kaynak, panelde yaptığı konuşmada şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bir savaşın ortaya çıkması ve ateşkes olması, büyük resmin küçük bir parçası. İklim değişikliğinin sonuçlarına bakmamız gerekiyor. İçinde bulunduğumuz dönem, krizler dönemidir. 21. yüzyıl, küresel krizlerin yüzyılıdır. 11 Eylül olaylarıyla başlayan bu süreç, jeopolitiğin önemini artırdı. Askeri harcamaların artışı dikkat çekiyor. Krizlerin hepsinin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekiyor. Pandemi sürecinde devletin bireyler üzerindeki etkisini gözlemledik. Hürmüz krizi, bir petrol krizi olarak algılansa da aslında büyük bir değişim sürecine işaret ediyor. Petrodolar sisteminin çöküş sinyalleri gelmeye başladı. Yeni enerji kaynakları ve lojistik hatlarının şekilleneceği bir döneme giriyoruz.”

‘ÇİN’İN YÜKSELİŞİ RAHATSIZ ETMEYE BAŞLADI’
Özyeğin Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Profesörü Prof. Dr. Evren Balta, bu süreçte Çin’in etkisine dikkat çekti. Balta, “İran krizine baktığımızda, askeri üstünlüğü bulunmayan ABD ve İsrail’e karşı Hürmüz Boğazı’nın stratejik bir şekilde kullanıldığı görülüyor. Enerji dönüşüm sürecindeyiz ve bu süreçte kazananlar ve kaybedenler ortaya çıkıyor. Amerikan gücünün dönüşümü üzerine konuşmak gerekiyor. Dünyada yeni düzeni kimin kuracağı sorusu hala yanıt bekliyor. Eski düzende ABD, üretim, tüketim, güvenlik ve finans alanında önemli bir rol üstlenirken, üretimin Asya’ya kaymasıyla birlikte ABD sadece tüketici olarak kaldı. Orta sınıfın küçülmesi ve Çin’in yükselişi, durumu daha da karmaşık hale getiriyor. Çin’in ABD tahvillerini azaltması ve Yuan ile ticareti artırması, bu dönüşümün bir parçası.” dedi.



