Mehmet ÇINAR/ANTALYA, (Antalya Olay) – Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, ülkenin kuzey ve güneyinde yaşanan savaşların etkilerinin giderek arttığını belirterek, “Girdi maliyetlerimiz yükseliyor, krediye erişim zorlaşıyor ve faiz oranları artıyor. Hem yurt içi hem de yurt dışı talebin birlikte daralacağını dikkate almamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Antalya Ticaret ve Sanayi Odası’nın (ATSO) 144. yıl dönümü Vergi ve Ali Bahar Özel Ödülleri Töreni, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun katılımıyla gerçekleşti. Törene Antalya Valisi Hulusi Şahin, eski Dışişleri Bakanı ve AK Parti Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu, Antalya milletvekilleri, Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman, ATSO Meclis Başkanı Ahmet Öztürk, Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır ve birçok iş insanı ile davetliler katıldı.
‘TARIM, TİCARET VE TURİZMİN YILDIZI’
TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Antalya’nın tarım, ticaret, turizm ve sanayi alanlarında önemli bir merkez olduğunu vurguladı. Bu köklü ve ulusal kurumun, 3 asra yayılan tarihiyle Antalya ve ülke ekonomisine yön verdiğini ifade eden Hisarcıklıoğlu, “ATSO, 144 yıllık deneyimi ve saygınlığıyla, gerçekleştirdiği projelerle ve çalışmalarıyla her zaman referans gösterilmiştir. Antalya, bugün sadece Akdeniz’in değil, birçok sektörde dünyanın önde gelen merkezlerinden biridir. Bu başarıda, ödüllerini alacak girişimcilerimizin katkısı büyüktür. Böyle bir günde, Antalya’nın yıldızlarıyla bir araya gelmekten mutluluk duyuyorum” şeklinde konuştu.
‘NEFES KREDİSİ; ÜYELERİMİZE KEFİLİZ’
Rifat Hisarcıklıoğlu, TOBB olarak KOBİ’lerin krediye erişimini kolaylaştırmak amacıyla geçen yıl Kredi Garanti Fonu Kefaletli Nefes Kredisi’nin yeniden başlatıldığını duyurdu. Bazen “Odalar ne iş yapar?” sorusuyla karşılaştıklarını belirten Hisarcıklıoğlu, “Dünyada hiçbir odanın yapmadığı bir işi yapıyoruz. Bugün baba oğula kefil olmuyor, komşu komşuya kefil olmuyor. Ancak biz, üyelerimiz adına bankalara kefil oluyoruz. Bu, dünyada eşine az rastlanır bir uygulama. Antalya’daki üyelerimizin üçte ikisine kefil olduk. Eğer bankadaki kredisi batsa, bunun üçte ikisini biz ödüyoruz. Bu, başka kimsenin yapamayacağı bir şey” diye konuştu.
‘ANTALYA BÜYÜDÜĞÜNDE, TÜRKİYE’Yİ DE BÜYÜTÜYOR’
Antalya’nın Türkiye ekonomisi için kritik bir öneme sahip olduğunu dile getiren Hisarcıklıoğlu, “Antalya büyüdüğünde, Türkiye’yi de büyütüyor. Antalya sıkıntı yaşarsa, Türkiye de etkileniyor. Bu nedenle Antalya’ya özel bir özen gösterilmeli. Her yıl Antalya’ya gelerek, burada yaşanan sıkıntıları bizzat görmekte ve dinlemekteyim. Oda-borsa başkanlarıyla birlikte bu sorunları ve çözüm önerilerimizi ilgili mercilere iletiyorum” dedi.
Antalya’nın karşı karşıya olduğu zorluklara dikkat çeken Hisarcıklıoğlu, “Kuzeyimizde ve güneyimizdeki savaşların etkileri artıyor. Küresel ekonomide belirsizlikler ve maliyet artışları yaşanıyor. Tedarik zincirleri bozulmakta ve öngörülebilirlik azalmaktadır. Ayrıca enerji arzı açısından kritik önemde olan Hürmüz Boğazı’nda bekleyen gemi sayısının 2 bine ulaştığı tahmin ediliyor. Fiyatların yükselmesi ve büyümenin yavaşlaması, stagflasyon tehlikesini artırıyor. Bu küresel şoklar, kaçınılmaz olarak ülkemizi de etkiliyor. Girdi maliyetlerimiz artıyor, krediye erişim zorlaşıyor ve faizler yükseliyor. Bu süreçte, özellikle nakit akışını daha iyi yönetmek ve döviz cinsinden borç-alacak dengesine dikkat etmek gerekiyor” ifadelerini kullandı.
‘TÜRKİYE KRİZ TECRÜBESİ OLAN BİR ÖZEL SEKTÖRE SAHİP’
Rifat Hisarcıklıoğlu, Türkiye’nin dinamik, esnek ve kriz tecrübesi olan bir özel sektöre sahip olduğunu belirterek, “Bu sayede şoklara uyum sağlama kapasitemiz yüksektir. Tarihte bunun birçok örneği yaşanmıştır. Milletimiz, sakin bir tutum sergileyerek panik hareketlerden uzak durmuştur. İran’daki savaş, enerji ve ticaret koridorlarının çeşitlendirilmesine yol açacak. Türkiye, bir enerji merkezi ve transit geçiş güzergahı olma potansiyelini artıracaktır. Bu nedenle, artan küresel belirsizlikler karşısında siyasi ve ekonomik istikrarımızı korumalı, askeri caydırıcılığımızı güçlendirmeliyiz. Böylece ülkemize yönelik risk algılarını ortadan kaldırabiliriz. Bu zorlu süreçte birlik ve beraberliğimizi korumak da önemlidir. Birbirimizi dışlamadan, ortak bir hedef etrafında kenetlenmeliyiz. Daha önce pek çok küresel krizi aşmayı başardık ve bu zorlu dön



