Murat Keleş, 23 Mart 2025 tarihinde amcası Fatih Keleş, 20 Mayıs 2025’te babası Zafer Keleş, ardından da 19-20 Haziran tarihlerinde kuzeni Mustafa Keleş ile birlikte tutuklandıklarını ifade etti. Keleş, savcılık sürecinde kendisine yöneltilen soruların çoğunun amcası Fatih Keleş hakkında olduğunu belirterek, “Savcılığa çağrılma nedenim, sanki yalnızca onun hakkında konuşmak için çağrıldığım izlenimini verdi. İfadem sırasında şahsımla ilgili somut hiçbir suçlama yapılmadı. Sanki amcam aleyhine tanıklık yapmam isteniyordu,” dedi.
Keleş, savcının ifadesinin sonunda kendisine “Senin bir suçun yok, belli ki bir şeyden haberin yok” demesi üzerine, gözaltına alınma ve tutuklanma gerekçesinin amcası hakkında bilgi vermesi için kendisinden beklenen ifadeler olduğunu düşündüğünü dile getirdi. “Dışarıda söylenenler yeterli görülmemiş gibi, aile içinden birinin de amcam hakkında olumsuz ifadeler vermesi bekleniyordu,” ifadelerini kullandı.
İlk tutuklanma kararını veren hakimin gerekçesinin “Kaçma ve delil karartma şüphesi” olduğunu belirten Keleş, bu duruma şaşırdığını söyledi. “Amcam 19 Mart’ta gözaltına alındı, ben 19 Mart’ta İBB’de işe gittim. 23 Mart’ta tutuklandı, ben 24 Mart’ta yine işe gittim. Hiçbir şeyden tedirgin olmadığım için, yaptığım bir şey de olmadığı için işe gidip gelmeye devam ettim; ama oraya kaçma ve delil karartma şüphesi yazıldı,” şeklinde konuştu.
‘AİLE BAĞLARIMIZ ÖRGÜTSEL BAĞ OLARAK GÖSTERİLMİŞ’
Keleş, amcasının İBB Spor Kulübü Başkanı olması nedeniyle kendisine verdiği desteklerin savcılık tarafından yanlış anlaşıldığını vurguladı. “Amcamın yanında olduğum dönemlerde asistanlık yaptım; ancak bu durum örgüt üyeliği olarak değerlendirilmekte,” dedi. Resmi başvuru ve mülakatlar sonrasında işe alındığını belirten Keleş, “Hayatımda hiçbir siyasi partiye ya da derneğe üyeliğim yoktur. Aile bağlarımız, sanki örgütsel bir bağ gibi gösterildi,” ifadelerini kullandı.
Keleş, iddianamede yer alan “Fatih’in yeğeni, Zafer’in oğlu” tanımlamalarının da suçlamalara dayanak olarak kullanıldığını belirtti. “Babam ve amcamla telefon görüşmelerim, sanki örgütsel faaliyetlerin bir parçasıymış gibi algı yaratılmakta. Bu durumu kabul etmek mümkün değil,” şeklinde konuştu.
‘ÖRGÜT ÜYESİ DEĞİLİM’
Murat Keleş, iddianamenin 6’ncı bölümünde amcası ve babasıyla birlikte bazı kişilerle telefon irtibatının bulunduğunun öne sürüldüğünü ifade etti. “Listede bulunan isimlerin birçoğunu tanımıyorum. Bu kişilerle yaptığım görüşmelerin mesai saatleri içerisinde ve oldukça kısa süreli olduğunu biliyorum,” dedi. Ailevi görüşmelerin örgütsel faaliyet olarak gösterilmesini anlamakta güçlük çektiğini belirtti.
Keleş, “Olmayan bir örgütün gizlilik kaygısı da yok. Ben motosikletiyle işe gidip gelen, saklayacak hiçbir şeyi olmayan biriyim,” diyerek, tutukluluğunun haksız olduğunu savundu.
‘BIRAKIN PARA ALMAYI BU MİKTARDA PARAYI BİRARADA GÖRMEDİM’
Keleş, Ahmet Sarı ile hiçbir telefon görüşmesi yapmadığını, kendisi hakkında hiçbir bilgiye sahip olmadığını ifade etti. “Ahmet Sarı, amcama 17 kere para götürdüğünü iddia etmiş. Bu tamamen yalandır. Kendisiyle yalnızca amcamın yanında bulunduğum zamanlarda karşılaşmışlığım vardır,” dedi. Sarı’nın kendisinden para alındığına dair iddialarını da kesin bir dille reddetti. “Bundan dolayı kendisine sorulması gereken en önemli soru, benden bırakın parayı; herhangi bir hediye dahi alıp almadığıdır,” diye ekledi.



