CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde düzenlediği basın toplantısında önemli açıklamalarda bulundu. Emir, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in mevcut durumunu yeterince değerlendiremediğini ifade ederek, “Bu durumu anlıyoruz; çünkü kendisinin konumu hızla değişiyor. Öncelikle Bakan yardımcısıydı, ancak şimdi tarafsız ve bağımsız bir başsavcı olarak hareket etmesi gereken bir pozisyona geçti. Bir gecede bakan oldu ve ardından çok eski bir AKP’li gibi davranmaya başladı. Dolayısıyla şapkaları hızlı değişiyor; fakat kendisi hangi pozisyonda olduğunu pek kavrayamıyor. Anayasa’nın 138. maddesine göre, hakimler ve savcılar bağımsızdır ve hiçbir makamdan talimat alamazlar. Bu bağlamda Adalet Bakanı, hakim ve savcıların amiri değildir. Bakan, derdest bir dava veya soruşturmaya müdahil olamaz, bu süreçte öğrendiği bilgileri de ifşa edemez. Soruşturmanın gizliliği ilkesi ve masumiyet karinesi vardır; deliller toplanacak ve bağımsız bir yargılama süreci işleyecektir. Tüm bu süreçler devam ederken, eğer biri soruşturmanın gizliliğini ihlal ederse suç işlemiş olur; ancak bir Adalet Bakanı bu durumu gerçekleştirdiğinde, hem gizliliği ihlal etmiş hem de görevini kötüye kullanmış olur. Akın Gürlek, bu iki suçu aynı anda işlemiştir. Adalet Bakanı, ‘Daha ağır bir dava geliyor’ diyebilir mi? Bilmemesi ve bu konuda ilgilenmemesi gerekir. Antalya’daki başsavcının amiri değil ve ‘Getirin şu dosyayı, içinde ne var?’ şeklinde talimat verme hakkına sahip değildir.” şeklinde konuştu.
Emir, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in bakanlık döneminde yargılamalara müdahale etmemesi gerektiğini vurgulayarak, “Türkiye’de bir yargı darbesinin baş aktörlerinden biri olan Akın Gürlek, hukuku ihlal etmiştir. Şu anda başka bir konumu var. En azından bundan sonra Anayasa ve yasalara az da olsa saygı beklemek hakkımızdır. Bu mücadele, Anayasa ve yasalar galip gelene kadar, Türkiye gerçekten bir hukuk devleti olana dek devam edecektir. Adalet Bakanı, bakanlık görevini, başsavcı ve hakimler görevlerini bağımsız ve tarafsız yargının temsilcileri olarak icra etmelidir.” ifadelerini kullandı.
‘TÜRKİYE’YE MESAJ VERİLDİĞİNİ ANLIYORUZ’
Murat Emir, ABD-İsrail ve İran arasındaki savaş sırasında Türkiye’ye İran tarafından atıldığı iddia edilen balistik füzelere de değinerek, “Ülkemize 3 balistik füze düşecekti. Ancak NATO sistemleri ile etkisiz hale getirildi; S-400 veya Çelik Kubbe ile değil. Üzülerek belirtmeliyim ki Türkiye’nin hava savunması maalesef ciddi şekilde zayıflamıştır. Yıllarca, ‘S-400 alıyorsunuz ama entegre olamayacak bir sistem, bunu çalıştıramayacaksınız. Yanlış kararlarınız yüzünden F-35 ve F-16 modernizasyon projesinden dışlandık. Türkiye, hava kuvvetlerinde geriye gitmektedir ve Yunanistan’ın bile gerisinde kalmaktadır’ dediğimizde bizleri strateji bilmemekle suçlayanlar, şimdi Türkiye’nin hava savunmasını NATO’ya terk etmişlerdir. Bugün yaşanan deniz aracı saldırısında ise kim olduğunu bilmiyoruz; ancak birilerinin Türkiye Cumhuriyeti’ne net bir mesaj verdiğini anlıyoruz. O mesaj şudur; ‘Biz istediğimizde geliriz, İstanbul’a 26 kilometre yaklaşır ve varlıklarını yok edebiliriz.’ Türkiye Cumhuriyeti bu şekilde küçük düşürülmeye çalışılmaktadır.” şeklinde konuştu.



