Şanlıurfa’da matematik öğretmeni olarak görev yapan Şeyma Çiftçi, tatil için Antalya’ya geldiğinde makatta kanama şikayeti ile Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne başvurdu. Yapılan detaylı tetkikler sonucunda rektoskopi ve kolonoskopi işlemleri ile makatın giriş kısmında bir kitle ve kalın bağırsakta çok sayıda polip tespit edildi. Genetik testler ve patoloji sonuçları, öğretmende kalın bağırsak kanseri ve polipozis sendromu tanısını koydu. Bunun üzerine, kemoterapi ve radyoterapi tedavilerine başlandı. Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Gastroenteroloji Cerrahı Doç. Dr. Orhan Aras, tedavi sürecinin ardından hastayı ameliyata aldıklarını duyurdu. Doç. Dr. Aras, “Robotik yöntemle total proktokolektomi gerçekleştirdik. Kalın bağırsak ve rektum alındı, ince bağırsaktan yeni bir rektum yapılarak makata birleştirildi. Hastamızda artık kalın bağırsak yok, ince bağırsaktan oluşturulmuş bir rezervuar var. Şu an geçici olarak torba (kolostomi) uygulandı. Patoloji sonucuna göre yeniden kemoterapiye ihtiyaç duyulmazsa torbayı kapatacağız” ifadelerini kullandı.

HASTALIK GENETİK GEÇİŞLİ
Doç. Dr. Orhan Aras, hastalığın genetik geçişli polipozis sendromlarından biri olduğunu vurgulayarak, “Bu hastalık, genetik altyapısı olan ve ailede başka bireylerde de görülme ihtimali yüksek bir hastalıktır. Bu tür hastalarda belli bir yaştan sonra kalın bağırsak kanseri görülme olasılığı yüzde 100” dedi. Hangi tip sendromun söz konusu olduğunun belirlenmesi için yapılan tetkiklerin sonuçlanmasının ardından hastanın ailesinin diğer bireylerinin de araştırılacağını belirtti. Doç. Dr. Aras, “Genetik polipozis sendromlarının bazı alt tiplerinde hastalık aile bireylerinde gözlemleniyor” şeklinde konuştu. Bazı sendrom tiplerinde tüm aile bireylerinde kalın bağırsak kanseri görülme ihtimalinin yüzde 100 olduğunu ifade eden Doç. Dr. Aras, bu durumda bireylerde kanser oluşmadan kalın bağırsağın tamamen alındığını kaydetti.
‘HEPSİ TEK SEANSTA YAPILDI’
Doç. Dr. Aras, hastalığın toplumda görülme sıklığının oldukça nadir olduğunu da belirtti. “Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde daha önce de benzer ameliyatlar yapılıyordu ancak genellikle laparoskopik yöntemle gerçekleştiriliyordu. Robotik cerrahiyi uyguladığımız birkaç hastamız oldu, fakat o hastaların kalın bağırsaklarının son kısmında kanser yoktu. Bu hastamızda ise daha önce tanısı konulmuş bir rektum kanseri mevcuttu. Hem rektum kanseri ameliyatı yapıldı hem de kalın bağırsak tamamen alındı. İnce bağırsaktan kalın bağırsak kısmı oluşturuldu ve bunların hepsi tek seansta gerçekleştirildi” diye ekledi.

TAMAMIYLA KONSOL CERRAHİSİ
Ameliyatı gerçekleştiren Gastroenteroloji Cerrahi Kliniği İdari Sorumlusu Doç. Dr. Rıdvan Yavuz, sindirim sisteminin tüm kanser hastalıklarını laparoskopik teknikle ameliyat ettiklerini; özellikle mide, pankreas gibi zor ameliyatlar ile rektum kanserlerinde Da Vinci Robotik cerrahiyi tercih ettiklerini dile getirdi. Doç. Dr. Yavuz, robotik cerrahinin tamamen konsol cerrahisi olduğunu belirterek, bu tekniğin cerrahı daha az yoran ve asistan bağımlılığı olmayan bir yöntem olduğunu vurguladı. Cerrahın ameliyat sırasında 4 kolu konsoldan kontrol edebildiğini anlatan Doç. Dr. Yavuz, “Bu teknik, dar veya görünmesi zor bölgelerde cerrahi müdahale imkanı sağlıyor” dedi.
ERKEN TABURCU İMKANI
Robotik cerrahinin hasta için konforlu bir yöntem olduğunu da söyleyen Doç. Dr. Yavuz, “Hasta daha erken mobilize olabiliyor ve hastaneden daha çabuk taburcu olabiliyor. Kanama miktarını önemli ölçüde azaltıyor. Bu durum, iyileşme sürecini olumlu yönde etkiliyor. Enfeksiyon, ağrı ve sancı daha az görülüyor” diye ekledi. Doç. Dr. Yavuz, maliyetli bir cerrahinin kamu hastanesinde sunulmasının büyük bir avantaj olduğunu ifade etti.
6 YILDA 400’ÜN ÜZERİNDE HASTADA UYGULANDI
Gastroenteroloji Cerrahi Kliniği, son 6 yılda 400’ün üzerinde robotik cerrahi işlemi gerçekleştirdiğini belirten Doç. Dr. Yavuz, bu tekniğin üroloji, jinekolojik onkoloji ve gastroenteroloji cerrahisi alanlarında aktif olarak kullanıldığını kaydetti. Robotik cerrahinin özellikle kanser hastalarının tedavisinde öncelikli olarak tercih edildiğini vurguladı.
‘KANSER HİÇ AKLIMIZA GELMEMİŞTİ’
Şeyma Çiftçi, yaşadığı zorlu süreci paylaşarak, geçen Temmuz ayında eşi Şehmus Çiftçi ile birlikte tatil için Antalya’ya geldiklerini ifade etti. Makattan kanama yaşayınca doktora başvurduklarını belirten Çiftçi, “Biz başka şeylerden şüphelenmiştik. Hiç aklımıza böyle bir şey gelmedi. Tetkikler sonucu rektum kanseri olduğumu öğrendim” dedi. Genetik polipozis sendromu tanısının da konulduğunu kaydeden Çiftçi, “Önce 2 ay radyoterapi, ardından 2 ay kemoterapi aldım. Tedavi sürecinin ardından 2 ay dinlendirilip ameliyata alındım. Şu an iyiyim, elhamdülillah. Toparlanma aşamasındayım. Yemek yiyebiliyorum, yürüyüş yapabiliyorum. İyileştim ama doktorlarım biraz daha gözlem altında tutmak istiyor” şeklinde konuştu.
‘ALLAH DOKTORLARIMDAN RAZI OLSUN’
Kanserin sinsi bir hastalık olduğunu vurgulayan Şeyma Çiftçi, “Bir kanama ile kanser olabileceğini düşünmek zordur. Enfeksiyon kapmış olabilirim ya da yediğim bir şey dokunmuş olabilir diye düşündüm. Doktorlarımız hemen teşhisi koyarak tedaviye başladılar. Teşhisi koymak kolay olmayabiliyor. Hemen müdahale edilmesi benim için çok faydalı oldu” dedi.
GÖZYAŞLARINI TUTAMADI
Eylül ayından bu yana Antalya’da tedavi gören Çiftçi, öğrencilerine üzülmemeleri için hasta olduğunu onlara söylemediğini aktardı. Konuşurken sesi titreyen ve gözyaşlarını tutamayan Çiftçi, “Öğrencilerimi çok özledim. Mesleğimi çok özledim. İşime geri dönmeyi çok istiyorum” ifadelerini kullandı.



