Milli Savunma Bakanlığı, ’18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111’inci yıl dönümü vesilesiyle bakanlık karargahındaki Atatürk Kültür Sitesi’nde bir anma programı gerçekleştirdi. Etkinliğe, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Genelkurmay Başkanı Selçuk Bayraktaroğlu, kuvvet komutanları, bakan yardımcıları, şehit yakınları ve çok sayıda askeri personel katılım gösterdi. Program, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. İlk olarak, 12 Aralık 2023’te Irak’ın kuzeyinde Pençe-Kilit Operasyonu’nda şehit olan Piyade Teğmen Eril Alperen Emir’in annesi Halide Serap Emir, şehit aileleri adına bir konuşma yaptı. Daha sonra bakanlık tarafından hazırlanan bir video klip gösterildi ve Armoni Mızıkası Komutanlığı bir konser verdi.
‘BU MÜCADELE RUHU 15 TEMMUZ’DA BİR KEZ DAHA KENDİSİNİ GÖSTERMİŞTİR’
Programda konuşma yapan Bakan Güler, “Bugün 111’inci yıl dönümünü kutladığımız Çanakkale Zaferi, kahraman ordumuzun vatan savunmasındaki azim ve kararlılığının, asil milletimizin inanç ve bağımsızlık iradesinin tüm dünyaya ilan edildiği bir direniş destanıdır. Dünyanın en güçlü donanmaları ve ordularıyla ülkemizi işgal etmeye çalışan müstevliler, vatanı uğruna canını vermekten çekinmeyen kahraman Türk milletini ve onun şanlı ordusunu karşılarında bulmuşlardır. Anadolu’dan ve gönül coğrafyamızın dört bir yanından gelen Mehmetçiklerimiz, Çanakkale’deki kahramanlıklarıyla asil milletimizin yüksek karakterini ve tarih boyunca taşıdığı bağımsızlık ruhunu tüm dünyaya göstermişlerdir. Kahramanlarımız, sevdiklerini, gençliklerini ve hayallerini vatan uğruna feda ederek cesaretin ve fedakarlığın en yüce örneklerinden biri olarak tarihimizdeki yerlerini almışlardır. İstiklal Marşı’mızın şairi Mehmet Akif Ersoy’un, ‘Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın? Gömelim gel seni tarihe desem sığmazsın’ dizelerinde ebedileştirdiği her şehidimiz, bağımsızlığımızın ve birlik beraberliğimizin en büyük timsalidir. Bugün bizler, şehitlerimizin bıraktığı bu eşsiz mirası yani aziz vatanı koruma sorumluluğunu omuzlarımızda taşıyoruz. Şanlı ecdadımızın Çanakkale’de ortaya koyduğu mücadele ruhu; İstiklal Harbi’mizde, Kıbrıs’ta, terörle mücadelede ve 15 Temmuz’da bir kez daha kendini göstermiştir. Bu asil ruh, şanlı milletimizin karakterinde ebediyen varlığını sürdürecek ve ülkemize yönelebilecek tüm tehditler, Çanakkale’den bugüne kadar olduğu gibi sarsılmaz bir direnişin pençesinde eriyecektir” şeklinde konuştu.
‘SINIR HATTINDA VE SİBER HATLARDA TEDBİRLERİMİZİ ARTIRDIK’
Güler, yakın coğrafyalar başta olmak üzere dünya genelinde artan gerginlikler ve krizlere dikkat çekerek, “Bu durum, risk ve tehditlerin de giderek arttığını gösteriyor. Bugün geldiğimiz noktada, bu risklerin bir ihtimal olmaktan çıkarak fiili çatışmalara dönüştüğünü, uluslararası hukukun çoğu zaman yok sayıldığını gözlemliyoruz. Önceleri vekil unsurlar üzerinden yürütülen mücadeleler, artık doğrudan devletlerin birbirini hedef aldığı daha geniş ölçekli bir rekabete dönüşmüştür. İsrail’in Gazze, Lübnan ve İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan kaos, ABD ve İsrail’in birlikte İran’a saldırılarıyla daha da tehlikeli bir hal almıştır. Türkiye olarak, bölgemizde büyük bir kaos ve istikrarsızlığa yol açan her gelişmeyi milli bekamız ve ülkemizin menfaatleri doğrultusunda dikkatle analiz ediyoruz. Bu kapsamda, çatışmaların sona ermesi için yoğun diplomatik çabalarımızı sürdürürken, askeri olarak da tüm ihtimalleri göz ardı etmeden gerekli tedbirleri alıyoruz. Son gelişmelere göre karada, denizde, havada, sınır hattında ve siber alanlarda tedbirlerimizi artırdık” ifadelerini kullandı.
‘TSK, ÜSTLENDİĞİ GÖREVLERİ BAŞARIYLA YERİNE GETİRMEKTEDİR’
Yakın coğrafyada yaşanan istikrarsızlıkların, ordunun imkan ve kabiliyetlerini sürekli geliştirme ve caydırıcı bir askeri gücü muhafaza etmenin hayati önemini bir kez daha kanıtladığını belirten Bakan Güler, “Bu bağlamda Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, vatanımızın ve milletimizin güvenliğini sağlamak, ülkemizin hak ve menfaatlerini kararlılıkla korumak için tüm alanlarda üstlendiği görevleri başarıyla yerine getirmektedir. Yaşanan olaylar, yalnızca güvenlik açısından değil, askeri düşünce, kapsamlı planlama ve stratejik hazırlık açısından da önemli dersler sunmaktadır. Milli Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı ve Kuvvet Komutanlıkları büyük bir sorumluluk üstlenmektedir. Güçlü ordular, yalnızca cephede değil, karargahlarda üretilen stratejik akıl, sağlam planlama ve yüksek sorumluluk bilinci ile varlık gösterir. Bu nedenle her türlü senaryoya karşı sahadaki birliklerimizi en iyi şekilde desteklemek, bugünün güvenlik ortamında en önemli görevlerimizden biridir. Sizlerin bu bilinçle görevlerinizi en iyi şekilde yerine getirdiğinizi gözlemliyor ve bundan sonraki çalışmalarınızı aynı anlayışla sürdüreceğinize yürekten inanıyorum” dedi.
‘YERLİ VE MİLLİ SAVUNMA SANAYİMİZ ORDUMUZA GÜÇ KATMAKTADIR’
Bakan Güler, kritik bir süreçte güçlü bir savunma kapasitesine sahip olmanın yanı sıra iç cepheyi güçlü tutmanın ve yerli milli savunma sanayisini daha ileri seviyelere taşımak gerektiğini vurgulayarak, “Yerli ve milli imkanlarla geliştirdiğimiz savunma sanayimiz, yüksek teknoloji ürünü sistemlerle ordumuzun gücüne güç katmakta ve ülkemizin stratejik bağımsızlığını pekiştirmektedir. Bu alanda daha çok başarabileceğimiz şeylerin bilinciyle çalışmalarımıza artan bir şevk ve gayretle devam ediyoruz. Tüm bu çabalarımızın temelinde, ülkemizin hak ve çıkarlarını her koşulda koruma azmimiz ile aziz şehitlerimize ve kahraman gazilerimize duyduğumuz derin vefa yatmaktadır. Onların bize bıraktığı kutsal emanet, geleceğe dair sorumluluklarımızın en güçlü hatırlatıcısıdır. Nitekim, devletimizin Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyoner liderliğinde ortaya koyduğu Terörsüz Türkiye hedefi de bu çalışmalarımızın önemli bir ayağını teşkil etmektedir” dedi.
‘DEVLETİMİZİN DURUŞU AÇIKTIR, TEREDDÜT SÖZ KONUSU DEĞİLDİR’
Bakan Güler, güvenlik ve huzurun kalıcı hale gelmesi, kardeşliğin ebedi kılınması, çocukların terörün gölgesinden uzak bir ülkede büyümesi, ülkenin daha fazla gelişmesi ve tüm vatandaşların refah payının artması gerektiğinin altını çizerek, “Devletimizin duruşu açıktır ve herhangi bir tereddüt söz konusu değildir. Bugün güven ve huzur içinde yaşayabiliyorsak, bu önce şehit ve gazilerimizin emsalsiz fedakarlıkları sayesindedir. Bu süreçte atılacak hiçbir adım, şehitlerimizin aziz hatırasına leke düşürmeyecek, gazilerimizin onuruna, asaletine ve verdikleri emeklere zarar vermeyecektir.



