Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu, AK Parti İstanbul Milletvekili Müşerref Pervin Tuba Durgut başkanlığında toplandı. Toplantının başlangıcında Durgut, komisyon çalışmalarının uzatılmasına dair önergeyi oylamaya sundu. Oylama sonucunda çalışmaların bir ay daha uzatılmasına karar verildi. Durgut, Çekmeköy’de bir öğrencisi tarafından bıçaklanarak hayatını kaybeden öğretmen Fatma Nur Çelik hakkında da değerlendirmelerde bulundu. Durgut, “Karşımızda yalnızca klasik anlamda suça sürüklenen çocuk profili yok. Şiddetin dozu, eylemlerin planlanma biçimi ve suçun görünümü farklılık göstermektedir. Değişen suç ve suçlu profili, daha bütüncül, kararlı ve gerçekçi politikalar geliştirmemizi zorunlu kılmaktadır. Önleme ve rehabilitasyon, temel önceliğimizdir; çocuğu suça yönlendiren risk alanlarını ortadan kaldırmak asli görevimizdir. Ancak kamu vicdanının sağlanması, toplumsal güven duygusunun korunması ve benzer eylemlerin tekrarının engellenmesi için caydırıcı ve etkili yaptırımların gerekliliğini de ifade etmeliyiz. Komisyonumuz, yasaklayıcı refleksle değil, ölçülebilir, denetlenebilir ve caydırıcılığı gerçek anlamda olan mekanizmaları güçlendirerek çocuklarımızı koruyacak daha etkin bir çerçeve oluşturmaktadır” şeklinde konuştu.
‘AKILLI İŞARETLER SİSTEMİ AİLE DENETİMİ GÜÇLENDİRİLMEKTEDİR’
Ardından Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Mehmet Daniş söz aldı. Daniş, 6112 sayılı kanun çerçevesinde çocukların fiziksel, zihinsel ve ahlaki gelişimini olumsuz etkileyebilecek içerikleri denetlediklerini belirtti. “Bu bağlamda şiddeti özendirici, suç örgütlerini meşrulaştıran veya kahramanlaştıran yayınlara karşı gerekli idari yaptırımlar uygulanmaktadır. Özellikle organize suç, mafya ve yoğun şiddet temalı yapımların toplum ve çocuklar üzerindeki etkileri yakından takip edilmektedir. Görsel medyada suçun estetize edilmesi veya suç karakterlerinin rol model haline getirilmesinin yaratabileceği risklerin farkındayız. Bu nedenle, yalnızca ihlal sonrası yaptırım uygulayan bir anlayış yerine, RTÜK olarak çalışmalarımızı yayıncı kuruluşlarla sürekli diyalog içinde, önleyici bir yaklaşımla sürdürmeye çalışıyoruz. Çocukların korunmasına yönelik önemli mekanizmalardan biri olan akıllı işaretler sistemi, ebeveynlerin içerik hakkında önceden bilgi sahibi olmasını sağlayarak aile denetimini güçlendirmektedir. Bunun yanı sıra, yayın saatlerine ilişkin koruyucu düzenlemeler de çocukların zararlı içeriklere maruz kalmasını azaltmayı hedeflemektedir” diye konuştu.
‘BİLİNÇLİ MEDYA KULLANIMININ YAYGINLAŞMASINI HEDEFLİYORUZ’
Daniş, çocukların korunması için ulusal ve uluslararası düzeyde yeni iş birliklerinin gerekliliğine vurgu yaptı ve RTÜK’ün dijital yayınları düzenleme ve denetim kapasitesini artırdıklarını kaydetti. “Denetim mekanizmalarının yeterli olmadığını bilinciyle hareket ediyoruz. Bu kapsamda yürütülen medya okuryazarlığı faaliyetleri, çocukların ve gençlerin izledikleri içerikleri eleştirel bir bakış açısıyla değerlendirmelerini amaçlamaktadır. Millî Eğitim Bakanlığı ile iş birliği içinde sürdürülen çalışmalar sayesinde bilinçli medya kullanımının yaygınlaşmasını hedefliyoruz. Çocukların güvenli bir medya ortamında büyümesi, kamu kurumlarının, yayıncıların, ailelerin ve toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumluluğudur. RTÜK olarak bu sorumluluğun bilincinde, hem düzenleyici hem de rehberlik edici rolümüzü kararlılıkla sürdürmeye devam ediyoruz” dedi.
‘SON 5 YILDA 443 MÜEYYİDE UYGULADIK’
RTÜK Başkan Yardımcısı Deniz Güler, milletvekillerine bir sunum gerçekleştirdi. Güler, değişen medya ekosistemi ile birlikte çocukların savunmasız kaldığını vurguladı ve son 5 yılda RTÜK’ün uyguladığı müeyyideleri aktardı. “Son 5 yılda toplam 443 müeyyide uyguladık. Bu müeyyidelerin 382’si idari para cezası, 41’i program durdurma, 19’u dijital platformlara yönelik katalogdan çıkarma cezası ve 1 tane de resmi uyarı müeyyidesidir. Özellikle program durdurma müeyyidesi kapsamında 45 kez dijital platformların aile üzerindeki etkilerine yönelik programlar yayınlattık, 26 kez medya okuryazarlığının önemini vurguladık ve 21 kez de sigara bağımlılığına yönelik programlar yayınladık. Bu konuya ilişkin 14 tane kamu spotu, 3 tane de öncelikli yayına yönelik tavsiye kararı da kurulumuz tarafından verilmiştir. 2024 yılından bugüne kadar 24 farklı medya kuruluşuna 78 tane müeyyide uygulanmıştır. Bu müeyyidelerin dağılımına baktığımızda 42’sinin dijital platformlara yönelik olduğunu görüyoruz. Medya ekosistemindeki değişim, dijital platformların da dönüşümünü sağladığından dolayı yaptırımların ekseninin giderek dijital platformlara kaydığı gözlemlenmektedir” değerlendirmesinde bulundu.
‘HER 10 GENÇTEN 6’SININ DİJİTAL PLATFORMLARA ABONELİĞİ VAR’
2025 yılının son aylarında gençlerin medya kullanımı ve dijital okuryazarlık araştırması gerçekleştirdiklerini belirten Güler, “Türkiye’de 26 ilde 15-21 yaş grubundaki 7 bin 511 gençle yüz yüze görüşme yapıldı. Bu araştırmada radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayıncılık hizmetlerinin yanı sıra sosyal medya ve internet kullanımı da ele alındı. Gençlerin günlük ortalama medya kullanım sürelerine baktığımızda sosyal medya yaklaşık 3,5 saatle birinci sırada yer almakta. Sosyal medyayı yaklaşık 1 saatle isteğe bağlı yayın hizmetleri takip ediyor. Televizyon izleme süresi 40 dakika, radyo ise 38 dakika olarak belirlenmiştir. Gençlerin son bir haftada erişim oranlarına baktığımızda yaklaşık yüzde 90’ı sosyal medyayı en az bir kere kullandığını belirtmektedir. Televizyonda bu oran yüzde 77, isteğe bağlı yayıncılıkta 65 ve radyoda ise yüzde 30’lardadır. Son iki yılda verdiğimiz yaptırımların dijital mecraların yoğunluğunun bir göstergesi olduğu ortaya çıkmaktadır. İzleme alışkanlıklarında, televizyon izleme süresinin dramatik bir düşüş gösterdiği anlaşılmaktadır; 2018’de genç grubunda televizyon izleme süresi 2 saat 51 dakika iken, 2022’de bu süre 1 saat 40 dakikaya gerilemiş, 2025’te ise 40 dakikalara düşmesi beklenmektedir. Radyoda da benzer bir düşüş gözlemlenmektedir; 2009 yılında 3 saat 25 dakika olan dinleme süresi, 2025’te 38 dakikalara kadar gerileyecektir. Gençlerin yalnızca yüzde 28’i 4 hafta içinde en az bir kez radyo dinlediğini ifade etmektedir. Dijital platformlara abone olan gençlerin oranı ise yüzde 65’tir; yani her 10 gençten 6’sının dijital platformlara aboneliği bulunmaktadır ve günlük ortalama 1 saat bu platformlardan programları takip etmektedir” şeklinde konuştu.
‘GENÇLERİN YÜZDE 82’SİNİN BAŞKA BİR SOSYAL MEDYA HESABI OLDUĞUNDAN AİLESİNİN HABERİ YOK’
Güler, gençlerin yüzde 90’ının sosyal medya hesabı olduğunu ve yaklaşık yüzde 25’inin tüm bilgilerinin kamuya açık olduğunu ekledi. “En çarpıcı sonuç, gençlerin yüzde 82’sinin başka bir sosyal medya hesabı olduğundan ailes



