1. Haberler
  2. SİYASET
  3. İmralı’nın sürece yönelik ikinci mesajı okundu

İmralı’nın sürece yönelik ikinci mesajı okundu

İmralı’nın sürece yönelik ikinci mesajı okundu
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

27 Şubat 2025 tarihinde terör örgütü PKK’ya yönelik fesih çağrısının yıl dönümünde, Yılmaz Güney Sahnesi’nde bir toplantı düzenlendi. Etkinliğe, Demokratik Bölgeler Partisi (DEM) Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları’nın yanı sıra, İmralı heyeti üyeleri, TBMM Başkan Vekili ve Van Milletvekili Pervin Buldan, Şanlıurfa Milletvekili Mithat Sancar, eski Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk ile çeşitli milletvekilleri ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri katıldı.

Toplantıda konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, 27 Şubat çağrısının tarihsel önemine dikkat çekerek, “Gecikmeden politikalar üretilmeli, net bir yol haritası belirlenmeli ve somut adımlar atılmalıdır. Barış iradesi kurumsal bir karşılık bulmalıdır. 27 Şubat çağrısı, demokrasi, adalet, eşitlik ve özgürlük temelinde Türkiye siyasetinin önüne konmuş bir programdır. Mücadelenin silahla değil, siyasetle yürütüleceğinin güçlü bir beyanıdır. Bu aşamanın hayata geçmesi, siyaset kurumunun tarihsel sorumluluğudur. Geçmişin travmalarının arkasına sığınma dönemi kapanmalıdır” ifadelerini kullandı.

İmralının sürece yönelik ikinci mesajı okundu

Eş Genel Başkan Tuncer Bakırhan ise konuşmasını Kürtçe yaparak katılımcılara hitap etti.

‘ÇAĞRIMIZ SİYASET TERCİHİNİ ORTAYA KOYDU’

Toplantıda, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ın mesajı Pervin Buldan tarafından okundu. Mesajda, “27 Şubat 2025 çağrımız, demokratik siyasetin hayata geçtiği yerde silahın anlamsızlaşacağını beyan eden bir tercih beyanıdır. Şiddet ve ayrışma siyasetinden demokratik siyaset ve entegrasyona geçişi sağlayacak müzakere yeteneğimizi kanıtlamıştır. Örgütün fesih ve silahlı mücadele stratejisine son verme kararları, zihnen de şiddetten arınmayı ve siyaset tercihini ortaya koymuştur. Bu, Cumhuriyet ile zihnen barışmanın da ilanıdır. Geçtiğimiz bir yıl içinde Sayın Erdoğan’ın iradesi, Sayın Bahçeli’nin çağrısı ve bu sürece katkı sağlayan tüm siyasi ve sosyal bireylerin çabalarını kıymetli buluyorum” denildi.

Mesajda ayrıca, “Kürtsüz Türk, Türksüz Kürt olmaz. Bu ilişki diyalektiğinin tarihsel bir özgünlüğü vardır. 27 Şubat çağrımız, Türk ve Kürt birliğinin yeniden canlandırılmasına yönelik bir girişimdir. Kandan ve çatışmadan beslenme mekanizmasını kırmayı amaçlıyoruz. Sorunun ciddiyetini görmezden gelmek, hepimizi zayıflatır. İnkârı sürdürmek, en büyük kural dışılığını kural haline getirmektir. Kardeşlik hukukunu yeniden inşa etmek istiyoruz” ifadelerine yer verildi.

‘POZİTİF İNŞA AŞAMASINA GEÇMELİYİZ’

Mesajda, “Şimdi negatif aşamadan pozitif inşa aşamasına geçmeliyiz. Yeni bir siyaset dönemine kapı aralıyoruz. Şiddete dayalı siyaset dönemini kapatıp, demokratik toplum ve hukuk temelli bir süreci başlatmayı hedefliyoruz. Tüm kesimleri bu doğrultuda sorumluluk almaya davet ediyoruz. Pozitif inşada, amaç herhangi bir kurumu ele geçirmek değil, toplumdaki her bireyin toplumsal inşada rol alabilmesidir. Bu süreç, karşılıklı saygıya dayalı gelişmiş bir ortak akıl gerektirir. Ezilen kesimlerin, etnik ve kültürel grupların örgütlü bir demokratik mücadele ile kendi haklarına sahip çıkma imkanı bulması önemlidir. Devletin demokratik dönüşüme duyarlı olması da kritik bir unsurdur” denildi.

‘BARIŞ YASALARI GEREKLİ’

Mesajın son bölümünde şu ifadelere yer verildi:

“Demokratik entegrasyon, Cumhuriyet’in başlangıcı kadar önemlidir. Temelinde demokratik toplum modeli yatar. Ayrıştırıcı ya da asimilasyonist yöntemlerin alternatifi olarak demokratik entegrasyona geçmek, barış yasalarını gerekli kılar. Demokratik toplum çözümü, siyasal, sosyal, ekonomik ve kültürel boyutlarda bir hukukun tesisini gerektirir. Günümüzde yaşanan birçok sorunun temel nedeni, demokratik bir hukukun yokluğudur. Demokratik siyaset çerçevesinde bir hukuk çözümüne ihtiyacımız vardır. Vatandaşlık ilişkisi, bireylerin özgürlüğü ve devletle bağ üzerinden kurulmalıdır. Dinsel, etnik ve düşünsel özgürlükleri esas alan bir yurttaşlık anlayışına ihtiyaç vardır. Anayasal vatandaşlık ilişkisi, bireylerin kimliklerini özgürce ifade etme ve örgütlenme hakkını içermelidir. Günümüzde hiçbir düşünce sistemi demokrasiyi temel almadan ayakta kalamaz. İniş-çıkışlar geçicidir, demokrasi kalıcı olandır. Çağrımız, sadece Türkiye’de değil, Orta Doğu’da bir arada yaşama sorununa çözüm bulmayı amaçlamaktadır.”

İmralı’nın sürece yönelik ikinci mesajı okundu
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Antalya Olay ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin