CHP Grup Başkan Vekili Murat Emir, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde düzenlediği basın toplantısında önemli açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın partisinin grup toplantısındaki başörtüsüyle ilgili ifadelerine atıfta bulunan Emir, “En sevdikleri konu, ‘Bizden önce bacılarımızın başörtüsüne saldırı vardı. Bizden önce din olması gerektiği gibi yaşanmıyordu. Biz geldik herkes rahatladı.’ Bu doğru bir yaklaşım değil. Türkiye, başörtüsü meselesiyle birlikte birçok sorunu geride bıraktı. 28 Şubat gibi dönemlerde Türkiye acı tecrübeler yaşadı. Bu konular tartışıldı ve hesap verildi. Biz, herkesin inancını özgürce yaşayabileceği, giyim kuşamı nedeniyle ayrıştırılmadığı ve kamu hizmetlerinden mahrum bırakılmadığı bir Türkiye için mücadele verdik. Hepimiz o mücadelenin bir parçasıydık. Başta Sayın Genel Başkanımız Özgür Özel, türban taraftarı eylemlerin içindeydi. Diğer arkadaşlarımızla birlikte ben de bu süreçte bulundum. Kendi öğrencilik ve akademik hayatımda bunu deneyimledim. Ancak şimdi tekrar 28 Şubat’a dönüyoruz” şeklinde konuştu.
‘ASLA EĞİLMEYİZ, BÜKÜLMEYİZ’
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun “CHP’nin davalarla tehdit edildiği” yönündeki açıklaması üzerine Emir, “Sayın Müsavat Dervişoğlu’nun iyi niyetine şüphe yok; ama değerlendirmemiz farklı. Şantaj, kelime anlamıyla bize karşı yapılabilecek bir şeyin varlığına dayalıdır. Bizim için böyle bir durum söz konusu değil. AKP’nin bize karşı yapmadığı ne kaldı? Cumhurbaşkanı adaylarımız ve seçilmişlerimiz hapse atıldı, her gün fezlekeler geliyor. İl Başkanlığı’na 5 bin polisle baskın yapıldı ve biri kendini hala il başkanı sanıyor. CHP’nin kurumsal kimliğine yönelik her gün butlan davası açılıyor. Daha ne yapılabilir? Dolayısıyla CHP’yi baskı, korku ya da yargı yoluyla sindirebileceklerini düşünenler, yaptıklarımıza bir göz atsın. Asla eğilmeyiz, asla bükülmeyiz. Hiç kimse bizi korku veya tehditle bir yere götüremez” ifadelerini kullandı.
‘HEDEFİMİZ, TAM DEMOKRATİK TÜRKİYE’
Emir, terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan’a yönelik tartışmalara yanıt verirken, “Türkiye Cumhuriyeti’nde kişiye özel bir düzenleme yapılamaz. Her vatandaş, hukuk ilkeleri çerçevesinde yargılanma ve infaz süreçlerine tabi olmalıdır. Basitçe ifade etmek gerekirse, 86 milyon insan için geçerli olan her şey, herkes için geçerli olmalıdır. Bizim hedefimiz, tam demokratik bir Türkiye’dir. O Türkiye’de herkesin hak ve hukuk sahibi olmasını sağlamak için mücadele edeceğiz. Bu bağlamda, kişiye özel düzenlemelere yer vermeyeceğiz. ‘O olsun ama bu olmasın’ gibi bir yaklaşımda olmayacağız. Sayın Bahçeli, ‘Demirtaş evine dönsün’ diyor. Dönsün elbette. AİHM kararları var. Figen Yüksekdağ ve Osman Kavala’nın durumu ne olacak? AİHM kararları geçerli. Şimdi iki kayyum, ‘Ahmetler göreve dönsün’ diyor. Dönsün, bir gün bile görevde olmamaları hata. Zeydan Karalar neden dönmesin?” dedi.



