Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de gerçekleştirilen ‘Aile Odaklı Zirve’nin, ‘Dünya Genelinde Aile Odaklı İş Birliğinin Önemi’ panelinde önemli açıklamalarda bulundu. Göktaş, ailenin günümüzde toplumların dayanıklılığını belirleyen en temel yapı olduğunu vurguladı. Ailenin, değerlerin nesiller arası aktarımını sağladığını ifade eden Göktaş, aile yapısının dayanışma ve toplumsal aidiyetin en güçlü şekilde kurulduğu, bireyin kendini güvende hissettiği ilk sosyal çevre olduğunu belirtti.
Ailenin uluslararası hukukta da tanınan bir toplumsal yapı olduğuna dikkat çeken Göktaş, “İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, aileyi toplumun doğal ve temel birimi olarak kabul etmekte, aynı zamanda devlet ve toplum tarafından korunması gerektiğini de vurgulamaktadır” dedi.
Bakan Göktaş, dünya genelinde aile kurumunun çeşitli varoluşsal tehditlerle karşı karşıya olduğunu belirtti. Artan bireyselleşme, yalnızlaşma, dijitalleşme ve demografik değişimlerin aileyi güçlendirme çabalarını küresel gündemin merkezine taşıdığını dile getirdi ve ülkeler arası dayanışmanın önemini vurguladı.
Birçok ülkenin düşen doğurganlık oranları ve hızla yaşlanan nüfus gibi benzer demografik zorluklarla mücadele ettiğini kaydeden Göktaş, “Bu gelişmeler, iş gücü piyasaları, ekonomik büyüme, sağlık, bakım ve sosyal güvenlik sistemlerine kadar geniş bir yelpazeyi etkilemektedir. Aile ve nüfus konularını birbirini tamamlayan bir bütün olarak görmekteyiz. Bu alanlar, tüm politika alanlarını derinden etkileyen ve küresel düzeyde istikrar ile kalkınmanın temel unsurlarından biridir” ifadelerini kullandı.

‘DİJİTAL DÜNYADA ÇOCUKLARIN GÜVENLİĞİNİ SAĞLAMAK İÇİN ADIMLAR ATTIK’
Bakan Göktaş, Türkiye için ailesini korumanın ve güçlendirmenin yalnızca bugünü değil, geleceği de güvence altına almak anlamına geldiğini belirterek, 2024–2028 dönemini kapsayan ‘Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Vizyon Belgesi ve Eylem Planı’ ile aile politikalarını somut adımlara dönüştürdüklerini ifade etti.
2025’i ‘Aile Yılı’ ve 2026–2035 dönemini ‘Aile ve Nüfus On Yılı’ olarak ilan ettiklerini hatırlatan Göktaş, aile içi iletişimden ebeveynliğe, kuşaklar arası dayanışmadan dijital güvenliğe kadar pek çok konuda aileyi destekleyen hizmetlerin görünür kılındığını belirtti.
2025 yılında aile dostu bir ekosistem oluşturmak için çeşitli alanlarda aileyi güçlendiren adımlar attıklarını dile getiren Göktaş, “Aile bütçesine katkı sağlayan ve sosyo-kültürel gelişimi destekleyen faaliyetleri yaygınlaştırdık. Genç çiftlerin mali yükünü hafifletmek amacıyla evlilik kredisi gibi evliliği destekleyici mekanizmaları hayata geçirdik. Bunun yanı sıra dijital dünyada çocukların güvenliğini sağlamak adına adımlar attık. Çocukların sosyal medyaya erişimini yaşa uygun biçimde düzenleyen, zararlı içerik ve istismara karşı korumayı güçlendiren taslak mevzuatımızda son aşamaya geldik. Uluslararası iş birliğini artırmayı hedefliyoruz” dedi.

‘AİLEYİ GÜÇLENDİREN ÜLKELERİN YÜKSELECEĞİNE İNANIYORUZ’
Nüfus politikalarındaki aile güçlendirme çalışmalarının önemine değinen Göktaş, aileyi merkeze alan politikaların toplumsal refah ve istikrarın temeli olduğunu söyledi. Aile kurumunun güçlendirilmesi için yasaların, kurumsal yapıların ve uygulamaların bütünsel bir yaklaşım içinde oluşturulmasının gerekliliğine dikkat çekti.
Göktaş, “Aile odaklı çalışmaların başarısı yalnızca ulusal çabalarla sınırlı kalmamalıdır. İyi uygulamaların paylaşılması, ortak araştırmaların yürütülmesi ve aile dostu politikaların uluslararası düzeyde teşvik edilmesi büyük önem taşımaktadır” ifadelerini kullandı.
Aile odaklı iş birliği mekanizmalarının, aileyi etkileyen küresel risklere karşı ortak bir koruma alanı oluşturacağını belirten Göktaş, bu nedenle ‘aile diplomasisi’ anlayışını benimsediklerini ifade etti.
Göktaş, aile konusunun uluslararası gündemde öncelikli bir başlık olması gerektiğini belirterek, “Uluslararası iş birliği, bu alanda ortak bir dil benimsemeyi gerektirir. Aile kurumunu güçlendiren bir dilin esas alınması önemlidir. Aileyi güçlendiren ülkelerin geleceği daha sağlam temeller üzerinde yükselecektir. Bu alanda karşılıklı güvene dayalı, sürdürülebilir ve somut sonuçlar üreten iş birliklerine açığız” dedi.
Göktaş, Pro-Family yaklaşımının bireylerin sağlıklı gelişimini, kuşaklar arası sorumluluğu ve toplumsal dayanışmayı merkeze alan ortak bir vizyon sunduğunu vurguladı. Aileyi küresel dayanışmanın ortak paydası haline getirmenin herkesin sorumluluğu olduğunu ifade eden Göktaş, Macaristan’da düzenlenen zirvenin bu bilinçle önemli katkılar sağlayacağına inandığını dile getirdi



