Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Koray Karabekiroğlu, akran zorbalığının eğitim dünyasında dikkate alınması gereken kritik bir mesele olduğunu vurguladı. Zorbalığın, ailelerin doğru müdahaleleriyle düzeltilebileceğini belirten Prof. Dr. Karabekiroğlu, “Zorbalık, genellikle ‘Çocuklukta olur böyle şeyler’ düşüncesiyle geçiştiriliyor; ancak bu durum çocukların gelişimini kalıcı olarak etkileyebilir. Zorbalıkla mücadelenin en önemli adımı farkındalıktır. Her çatışma zorbalık olarak değerlendirilemez. Bir davranışın zorbalık olarak nitelendirilebilmesi için üç temel unsurun bir arada bulunması gerekmektedir: kasıt, süreklilik ve güç dengesizliği. Bu unsurlar, davranışın bilerek zarar verme amacı taşıması, tekrarlayıcı olması ve taraflar arasında fiziksel ya da sosyal bir güç eşitsizliği içermesi anlamına gelir” dedi.
ZORBALIK SADECE FİZİKSEL DEĞİL
Zorbalığın yalnızca fiziksel şiddetle sınırlı olmadığını ifade eden Prof. Dr. Koray Karabekiroğlu, “İsim takma, alay etme gibi sözel zorbalıkların yanı sıra, dışlama ve dedikodu yayma gibi ilişkisel zorbalık türleri de mevcuttur. Ayrıca, teknolojik araçlar aracılığıyla gerçekleşen siber zorbalık da önemli bir sorundur. Kız çocuklarında genellikle ilişkisel zorbalık, erkek çocuklarında ise fiziksel zorbalık daha sık görülmektedir. Çocuklar çoğu zaman korku ya da ispiyoncu damgası endişesi nedeniyle yaşadıklarını paylaşamazlar. Bu nedenle ebeveynlerin dikkatli olmaları gerekmektedir. Kıyafetlerin zarar görmesi, açıklanamayan morluklar, okula gitmek istememe, psikosomatik şikayetler, içe kapanma, uyku problemleri, akademik başarıda ani düşüş ve servis kullanmaktan kaçınma gibi durumlar, ebeveynler için önemli uyarı işaretleri olmalıdır” şeklinde konuştu.
‘TEPKİSEL TUTUM ÇOCUĞUN PAYLAŞIMINI ZORLAŞTIRIR’
Çocuğun zorbalığa uğradığı anlaşıldığında ilk kuralın sakin kalmak olduğunu belirten Prof. Dr. Karabekiroğlu, “Yargılayıcı veya aşırı tepkisel bir tutum, çocuğun yaşadıklarını paylaşmasını zorlaştırır. ‘Bunu bana anlattığın için teşekkür ederim, bu senin hatan değil’ mesajı verilmelidir. Şiddeti teşvik eden ifadelerden kaçınılmalı, çocuğun ‘Hayır, dur’ diyebilmesi, ortamdan uzaklaşması ve bir yetişkinden yardım istemesi teşvik edilmelidir. Zorba öğrenci ya da ailesiyle doğrudan iletişim kurmak yerine okul yönetimi ve rehberlik servisi ile iş birliği yapılmalıdır. Eğer çocuk zorbalık yapıyorsa, bu davranışın onaylanmadığı açıkça ifade edilmeli; kişilik değil, davranış eleştirilmelidir. Ayrıca, empati geliştirmesi sağlanmalı ve kesinlikle fiziksel ceza uygulanmamalıdır. Zorbalık yapan çocukların çoğu, empati becerisi düşük, dürtüsel ve öfke kontrolünde zorluk çeken çocuklardır. Aile içindeki fiziksel ceza, ilgisizlik veya aşırı otoriter tutumlar bu durumu tetikleyebilir” dedi.
‘SİBER ZORBALIK, ZORBALIĞIN 7/24 SÜREBİLEN BİR TÜRLÜDÜR’
Zorbalığın iki çocuk arasındaki basit bir mesele olmadığını vurgulayan Dr. Koray Karabekiroğlu, “Okullarda bütüncül bir yaklaşım benimsenmeli ve ‘Bizim okulumuzda zorbalığa izin verilmez’ mesajı açık bir şekilde verilmelidir. Okullar, öğrencilerin güvenliğini sağlamakla yasal olarak yükümlüdür; gerekli önlemler alınmadığında idari ve hukuki süreçler gündeme gelebilir. Siber zorbalık, zorbalığın 7/24 sürebilen ve anonimlik nedeniyle daha yıkıcı olabilen bir türüdür. Önemli olan, çocuğun yaşadıklarını ailesiyle paylaşabileceği güvenli bir ortam oluşturmaktır. Şüphe durumunda çevrim içi aktivitelerin takip edilmesi ve delil niteliğindeki mesaj ve görüntülerin silinmemesi gerekmektedir. Zorbalık, doğru müdahale ile çözülebilen bir sorundur. Sessiz kalmak yerine, görmek, duymak ve söylemek gerekmektedir.” ifadelerini kullandı.



