Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Sözcüsü Ömer Çelik, Suriye’deki gelişmelere dair sosyal medya hesabı üzerinden bir açıklama yaptı. Çelik, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın yakın zamanda yayımladığı kararname ile Suriye’deki Kürt vatandaşlarının haklarının güvence altına alınmasının büyük bir önem taşıdığını vurguladı. Esad yönetimi tarafından yıllar boyunca temel haklarından mahrum bırakılan Kürt vatandaşların, hukuk çerçevesinde elde ettikleri kazanımların sevindirici olduğunu belirtti. Şara’nın kararnamesinde yer alan, ‘Suriyeli Kürt vatandaşlar, Suriye halkının vazgeçilmez ve ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilir’ ifadesinin, Baas rejimi dönemindeki red ve inkar politikalarının sona erdiğini gösterdiğini ifade etti.
Çelik, Cumhurbaşkanımızın Başbakanlık döneminde Esad ile yaptığı görüşmelerde, Suriye’deki Kürtlerin haklarını sürekli gündeme getirdiğini hatırlattı. Suriye yönetiminin devrim sonrası birçok zorlukla karşılaştığını, bunların başında terör örgütlerinin istikrarsızlaştırıcı faaliyetlerinin geldiğini dile getirdi. DEAŞ ile mücadelenin sürekliliğinin önemine dikkat çeken Çelik, SDG terör örgütünün faaliyetlerinin hem Suriye hem de Türkiye için ciddi tehditler oluşturduğunu belirtti.
‘DARBE MEKANİZMASI İŞLEVSİZ KALMIŞTIR’
Ömer Çelik, “SDG’nin ‘devlet içinde devlet ve ordu içinde ordu’ gibi bir yapı oluşturma çabasının, kötülük üretmek isteyen odaklarca kendisine verilen bir görev olduğunu” ifade etti. Bu tutumun Suriye’nin gerçekleriyle ve ‘tek Suriye ve tek ordu’ ilkesine aykırı olduğunu belirten Çelik, ‘devlet içinde devlet ve ordu içinde ordu’nun varlığının iç savaş getireceğini vurguladı. Terör örgütlerinin ‘paralel devletçik’ oluşturma çabalarının, bu kötülük üretme amacındaki odakların bir aracı olduğunu belirtti. Çelik, Kürt, Arap ve Türkmenlerin bu durumdan fayda sağlamayacağını, asıl kazananların kimler olduğunu da herkesin bildiğini belirtti. ‘Terörsüz Türkiye’ ve ‘terörsüz bölge’ hedeflerinin birbirine bağlı süreçler olduğunu ifade etti ve SDG’nin 10 Mart Mutabakatı’na uymayarak Suriye’deki Kürt vatandaşlarını hedef alan bir proje geliştirdiğini söyledi. Çelik, bu girişimin korkunç bir sabotaj olduğunun altını çizdi.
‘TERÖRÜN ORTADAN KALKMASI İÇİN ATILAN HER ADIM KIYMETLİDİR’
Çelik, terör örgütlerinin hiçbir etnik veya dini grubun temsilcisi olamayacağını vurgulayarak, “Terör örgütlerinin işgalciliğini ‘kazanım’ olarak görenlerin, Kürt kardeşlerimize ve tüm Suriye’ye zarar vermek isteyen kötü niyetli projelerin destekçisi durumuna düştüğünü” ifade etti. ‘Terörsüz Türkiye’ vaadiyle ‘terörsüz bölge’ye karşı çıkmanın ağır bir siyasi çelişki olduğunu belirterek, kapsayıcı bir toplumsal ve siyasi modelle tüm etnik grupların eşit ve onurlu bir şekilde Suriye’nin unsurları olmalarının esas olduğunu dile getirdi. Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara tarafından açıklanan ‘Ateşkes ve Tam Entegrasyon Anlaşması’nın, Suriye’nin birliği için önemli bir zemin oluşturduğunu ve bunun terörsüz bölge hedefleri için doğru bir adım olduğunu belirtti.
Çelik, “Suriye’deki Kürt kardeşlerimiz için gerçek kazanım, 10 Mart Mutabakatı ile başlayan ve hakları güvence altına alan kararnamedir” ifadesini kullandı. Suriye’de her türlü sabotaja karşı sağduyulu olunması, birlik ve bütünlüğün sağlanması ve terörün ortadan kaldırılması için atılan her adımın değerli olduğunu vurgulayarak, bu çabaların terörle mücadelede kararlılıkla sürdürülmesi gerektiğini belirtti. Cumhurbaşkanımızın komşu ve yakın bölgelerdeki halklara yönelik ‘kardeşlik siyaseti’nin kararlılıkla devam ettiğini söyleyen Çelik, terör ve emperyalist vesayetlerden arınmış bir geleceğin sağlanması için çalışmaya devam edeceklerini kaydetti.





