2004 yılında Antalya’da gerçekleştirilen dünya şampiyonasında ‘Güneş Hareketi’ uygulaması ile Avrupa Hentbol Federasyonu’nun (EHF) teknik komitesince ‘üstün beceri’ kategorisine alınan sporcu, hentbolda cinsiyet eşitliğine yönelik uygulanabilecek politikaları paylaştı. Viter, “Türkiye kadın hentbolunda son yıllarda kayda değer başarılar elde etti. Ancak bu başarıların büyük bir kısmının hâlâ geçici olduğunu kabul etmemiz gerekiyor. A Milli Kadın Takımı’nın uzun bir aradan sonra Avrupa Şampiyonası’nda yer alması, Antalya Konyaaltı Belediyesi’nin EHF Challenge Kupası’nı kazanması ve Türkiye’nin hem salon hem de plaj hentbolunda çeşitli yaş kategorilerinde Avrupa şampiyonalarına ev sahipliği yapması oldukça önemli gelişmeler. Ancak bu başarılar, henüz kalıcı bir kurumsal sürdürülebilirlik ile desteklenmiyor. Türkiye’de hâlâ bireysel çaba ve kulüp bazlı girişimlerle ilerleyen bir başarı modeli mevcut” ifadelerini kullandı.
2022-2024 döneminde Türkiye Hentbol Federasyonu Kadın Kurulu Başkanı olarak görevine devam eden Viter, Türkiye’nin Avrupa’nın ilk 16 hentbol ülkesi arasına girme potansiyeline vurgu yaparak, “Ülkemizin genç nüfusu, atletik yapısı ve kültürel olarak spora yatkınlığı potansiyelimizi artırıyor. Türkiye, yetenekli sporcular yetiştirebilen bir ülke. Bunu voleyboldaki yükselişimizden de açıkça görebiliyoruz. Ancak hentbolda kritik eşik, bireysel çaba ve dönemsel başarıların ötesine geçip, kurumsal bir sistem oluşturmakla aşılabilir. Uzun vadeli bir ulusal strateji, okul sporları ile kulüp yapılarının entegrasyonu, bilim temelli antrenör eğitimleri, profesyonel kulüp yönetimi ve tesisleşme gibi alanlarda güçlü politikalar üretildiğinde, Türkiye yalnızca ilk 10’a girmekle kalmaz, orada kalıcı bir şekilde yer alabilir” şeklinde konuştu.
‘KADIN HENTBOLUNUN GERÇEK POTANSİYELİ, KURUMSAL POLİTİKALARLA AÇIĞA ÇIKIYOR’
Kadın sporcuların, antrenörlerin ve altyapıdaki kız çocuklarının koşullarının iyileştirilmesine yönelik birçok politika ve program geliştiren Viter, “Hentbolda cinsiyet eşitliği açısından önemli bir dönüm noktası, kadın hentbolunun ‘yardım edilmesi gereken bir alan’ algısından kurtulup, federasyon ve kulüpler tarafından açık bir şekilde stratejik bir yatırım alanı olarak tanımlanmasıdır. Sahada son derece yetkin kadın sporcular, antrenörler ve hakemlerimiz bulunmaktadır; fakat karar mekanizmalarının çoğuna hâlâ erkekler hâkim. Bu durum, cinsiyet eşitliğini kişilerin iyi niyetiyle sürdürülen kırılgan bir yapı haline getiriyor. Kadın hentbolunun gerçek potansiyeli, bu alanı ciddiyetle sahiplenen kurumsal politikalarla açığa çıkıyor. Aksi takdirde bireysel çabalar ne kadar güçlü olursa olsun kalıcı dönüşüm sağlanması zorlaşıyor” ifadelerini kullandı.
Viter, “Federasyon ve kulüplerin cinsiyet eşitliğini güçlendirmek için atabilecekleri kısa vadeli adımlar oldukça ulaşılabilir. İlk olarak, kurumsal bir ‘cinsiyet eşitliği eylem planı’ hazırlanması, bu alandaki hedeflerin görünür ve takip edilebilir olmasını sağlayabilir. Kadın antrenör ve yöneticilerin gelişimini destekleyen eğitim programları oluşturmak, kadın maçlarının yayın ve tanıtım süreçlerini iyileştirmek ve teknik personel için toplumsal cinsiyet ile çocuk koruma eğitimlerini zorunlu hale getirmek de hızlı etki yaratabilecek uygulamalardandır. Bu tür adımlar, yalnızca kadınların değil, tüm ekosistemin profesyonelleşmesine katkı sağlayacak güçlü mekanizmalar oluşturur” açıklamasında bulundu.
‘HENTBOLDA GELİŞİM, SÜREKLİ ÖĞRENME VE SPOR KÜLTÜRÜNÜN PARÇASI OLMA İSTEĞİNDEN GEÇİYOR’
BoMoVu (Sosyal Güçlenme İçin Beden ve Spor Hareketi) ile Türkiye’de çocuk koruma belgesi Defne Spor Kulübü Çocuk Koruma Politikası’nı hazırlayan Viter, sözlerine hentbolda kendini geliştirmek isteyen sporculara bazı tavsiyelerde bulunarak devam etti:
“Kendini hentbolda geliştirmek isteyen sporculara en önemli önerim çok yönlü olmalarıdır. Fiziksel güç ve teknik beceri kadar, oyun zekası, karar verme becerisi ve iletişim kapasiteleri de gelişimin bir parçasıdır. Uluslararası deneyim elde etmek, yabancı dil bilmek ve akademik yaşam ile sporu birlikte yürütmek, sporcuların kariyerlerini güçlendirebilir. Antrenörler içinse çocuk koruma, iletişim, spor psikolojisi ve modern antrenman bilimi gibi alanlarda düzenli eğitim almak, kendi antrenmanlarını analiz etmek ve sporcu merkezli yaklaşımı benimsemek oldukça önemlidir. Hangi rolde olursa olsun, hentbolda gelişimin anahtarı sürekli öğrenme ve güvenli, destekleyici bir spor kültürünün parçası olma isteğinde yatmaktadır.”



