MİA tarafından yayımlanan analizde, çip üretiminin doğrusal bir süreçten ziyade tasarım, üretim, test ve paketleme gibi aşamaların sıkı bir koordinasyon gerektirdiği belirtildi. Bu üretim zincirinin, ABD, Tayvan, Güney Kore, Çin, Japonya ve Hollanda gibi belirli ülkelerde yoğunlaştığı ifade edildi. Bu yapı küresel verimliliği artırırken, ülkeler arasında stratejik bağımlılıkların da artışına yol açtığına dikkat çekildi. 2020-2023 döneminde yaşanan küresel çip krizinin, sistemin kırılganlığını gözler önüne serdiği vurgulandı. ABD’nin 2022 yılında iç üretimi artırmak amacıyla yürürlüğe koyduğu yasa ve Çin’in yerli üretimi destekleme yönündeki devlet destekli adımları da analizde öne çıkarıldı.
ÇİPLERLE KURULAN YENİ JEOPOLİTİK MİMARİ
Çalışmada, çiplerin yalnızca teknolojik bileşenler değil, aynı zamanda küresel güç mimarisini şekillendiren stratejik araçlar olduğu vurgulandı. Yapay zeka, yüksek başarımlı hesaplama, enerji verimliliği ve veri işleme kapasitesi gibi alanlardaki gelişmelerin, çip teknolojisinin kalitesiyle doğrudan bağlantılı olduğuna dikkat çekildi. Bu bağlamda, gelişmiş üretim süreçleri, ileri paketleme teknikleri ve donanım-yazılım uyumu, birim enerji başına performansı belirleyen temel unsurlar olarak öne çıktı. ABD ile Çin arasındaki çip rekabetinin çok katmanlı ve stratejik boyutlar içerdiği analizde ifade edildi. Rekabetin; standart belirleme, tasarım yazılımları, ekipman tedariki ve kritik ham madde erişimi gibi alanlarda yayıldığı belirtildi. Çin’in nadir toprak elementleri (NTE) üretimi ve rafinaj süreçlerindeki üstünlüğü, çip savaşlarını daha geniş bir jeopolitik düzleme taşıdığı ifade edildi. Yarı iletkenlerin ulusal güvenlik, kurumsal kapasite ve dış politika esnekliği ile iç içe geçtiği vurgulandı. Çiplerin bu yönüyle, yalnızca teknik değil, aynı zamanda politik bir strateji nesnesi haline geldiği belirtildi.
KRİTİK HAM MADDELERDE REKABET
Değerlendirmede, çip üretiminde kullanılan nadir toprak elementleri, galyum ve germanyum gibi stratejik girdilerin tedarik zinciri güvenliği açısından kritik öneme sahip olduğu ifade edildi. Bu elementlerin çiplerin yanı sıra çip üretiminde kullanılan makinelerde de temel rol oynadığına dikkat çekildi. Yayında, Çin’in hakimiyetinde bulunan bu girdilere yönelik ihracat kısıtlamalarının maliyetleri artırabileceği ve üretim takvimlerini uzatabileceği vurgulandı. Bu nedenle ülkelerin ‘en az iki tedarikçi ve iki coğrafya’ ilkesine dayalı çeşitlendirme stratejilerine yöneldiği belirtildi. Analizde, bu stratejilerin yalnızca ticari değil, aynı zamanda jeopolitik bir güvenlik politikası niteliği taşıdığı ifade edildi. Küresel çip üretiminin merkezinde yer alan Tayvanlı TSMC firmasının olası üretim kesintilerinin, elektronik dışındaki sektörleri de olumsuz etkileyebileceği vurgulandı. Bu bağlamda, ‘Tayvan+1’ stratejisiyle çip üretiminin farklı ülkelere kaydırılmasının uluslararası sistemde öne çıkan bir yönelim olduğu ifade edildi. Kısa vadede üstünlüğü belirleyen faktörün üretim kapasitesinden çok, dayanıklı ve hızlı adapte olabilen sistemler olacağına dikkat çekildi.

TÜRKİYE İÇİN ÖNERİLEN STRATEJİK KONUMLANMA
Erbay’ın değerlendirmesinde, Türkiye’nin sıfırdan bir çip üretim hattı kurmaktan ziyade güçlü olunabilecek aşamalara odaklanmasının daha gerçekçi bir yaklaşım olduğu vurgulandı. Bu kapsamda çip tasarımı, ileri paketleme ve test altyapılarının geliştirilmesi, Türkiye’nin rolünü artırabilecek alanlar arasında yer aldı. Güç elektroniği gibi yükselen talep alanlarına uygun modül üretiminin desteklenmesi gerektiği ifade edildi. Yayında, Türkiye’nin sahip olduğu nadir toprak elementleri kaynaklarının ülke içinde ayrıştırılarak katma değerli ürünlere dönüştürülmesinin stratejik avantaj sağlayacağı belirtildi. AB ile standardizasyon ve sertifikasyon alanında sağlanacak uyumun, Türkiye’yi kıta pazarına yakın ve güvenilir bir tedarik ortağı konumuna taşıyabileceği vurgulandı. Uzun vadeli tedarik anlaşmaları, çevresel izinlerin öngörülebilir şekilde yönetimi ve geri dönüşüm kapasitesinin artırılması analizde önerilen tamamlayıcı unsurlar arasında yer aldı. Türkiye için önerilen stratejik konumlanma, çip tasarımında yetkin, test ve paketlemede güçlü, nadir toprak elementleri tedarikinde ise dayanıklı bir yapının inşası olarak tanımlandı.
Yayımlanan analizde, çip üretiminde sıfır bağımlılık hedefine ulaşmanın gerçekçi olmadığı ifade edildi. Bunun yerine; çeşitlendirme, yerli işleme kapasitesi, geri dönüşüm ve stratejik stok yönetimine dayalı dört ayaklı bir dayanıklılık mimarisi önerildi. Çalışmada, tedarik zincirinin herhangi bir halkasında yaşanacak aksaklığın, tüm sistemde maliyet ve zaman kaybına yol açacağı vurgul



