Yusuf DEMİR/ANTALYA, (Antalya Olay) – Antalya’da gerçekleştirilen ‘Portakaldan Palmiyeye, Atatürk Parkı’nın Göçmen Ağaçlarıyla Tanışma Gezisi’, katılımcılara kentin doğal ve kültürel zenginliklerini tanıttı. Bu etkinlik, Antalya’nın sadece bir turizm merkezi olmadığını, aynı zamanda bir doğa ve kültür laboratuvarı olduğunu vurguladı.
Uluslararası Kültür Sanat Göç ve Uyum Derneği (US-DER) tarafından düzenlenen etkinlikte, ‘Yaşadığımız Şehri Gerçekten Tanıyor muyuz?’ temasıyla kentin doğal, kültürel ve hafıza mirası katılımcılara tanıtıldı. Atatürk Parkı’ndaki gezinin rehberliğini üstlenen Orman Mühendisi Prof. Dr. Tuncay Neyişçi, katılımcılara Antalya’nın ilk parkı olan Karaalioğlu Parkı’nın tarihçesi ve bitki türleri hakkında bilgi vermişti.
HER AĞAÇ FARKLI GÖÇMEN
Prof. Dr. Tuncay Neyişçi, etkinlikte Atatürk Parkı’ndaki ağaçların farklı coğrafyalardan Antalya’ya getirilen ‘göçmen canlılar’ olduğunu belirtti. Kentin sembolü palmiyeden okaliptüse, benjaminden yerli türlere kadar birçok ağacın hikâyesini katılımcılarla paylaştı. Neyişçi, etkinlik sırasında şunları kaydetti;
“Falezlerin üzerinde, Akdeniz’in rüzgârı ve Beydağları manzarası eşliğinde gerçekleştirdiğimiz bu etkinlik sayesinde katılımcılar, her gün önünden geçtikleri ağaçların aslında farklı coğrafyalardan gelen ‘göçmen canlılar’ olduğunu keşfetmiş oldu. Kentin simgeleri olan palmiyeden okaliptüslere, benjaminden yerli türlere kadar birçok ağacın kendine özgü bir hikâyesi var. Bir şehri sevmek, yalnızca içinde yaşamakla sınırlı değildir; o şehrin tarihini, doğasını, kokusunu, ağaçlarını ve hikâyelerini tanımakla mümkündür.”
YANGINDA SAVUNMA SİSTEMİ
Etkinlik sırasında ayrıca orman yangınları hakkında da bilgi verildi. Prof. Dr. Neyişçi, “Kızılçam ağaçları, yangın sırasında tohumlarını korumak için savunma sistemlerini devreye sokuyor. Yangın sonrasında ise bu ağaçlar, küllerinden yeniden doğabiliyorlar.” şeklinde açıklamalarda bulundu.
AĞACA SARILMA TERAPİSİ
Etkinliğin en ilgi çekici bölümlerinden biri, ‘Shinrin-Yoku’ yani orman banyosu deneyimi oldu. Katılımcılar, alanda ağaçlara sarılarak, onlara dokunarak ve dinleyerek doğayla fiziksel ve ruhsal bir bağ kurmaya çalıştılar. Modern hayatın stresinden uzaklaşmak amacıyla Japonya’da uygulanan bu terapi yöntemi, katılımcılar üzerinde derin bir etki yarattı.
Etkinliğin sonunda birçok katılımcı, Antalya’ya artık farklı bir perspektiften baktıklarını ifade etti.



